Geçen haftalarda Ankara Dil ve Tarihte Fars Dili ve Edebiyatı hocalığı yapan çocukluk arkadaşım ve akrabam Doç Dr. İsmail Söylemez ziyaretimize geldi. Eli boş gidilemez gidilen yere düsturuyla büyüyen kalender bir arkadaşımız İsmail. Hediye olarak birkaç koli kitap getirdi. Hepsi çok kıymetli kitaplardı ama iki tanesi daha bir kıymetliydi çünkü yazarı Kırşehirliydi. Tevhid ve Toplum ile Kuran ve Hayat. Yazarı Celaleddin Vatandaş.

Celaleddin Bey ismine, ortaokul yıllarımda takip ettiğim Girişim Dergisi sayfalarından aşinaydım ama Kırşehirli olduğunu bilmiyordum. Kuran, aile, toplum, vahiy eksenli yazı ve makaleleri yayımlanan Celalettin Hoca’nın Kırşehirli olduğunu İsmail’in vesilesiyle öğrenmiş oldum.

Konuya vakıf olabileceklerini düşündüğüm birkaç dostumu (Zafer Çam, Bayram Beroje, Musa Şahin, Dursun Doğan) aradım. Pazıl tamamlanmasa da hepsinden bir kaç paragraf’ta olsa bilgi alabildik.

Celalettin Hoca, Kafkasya’dan Konya’ya, oradan da Kırşehir‘e gelip yerleşmiş Ahıska Türklerine mensup muhacir bir ailenin çocuğudur. Kırşehir-Dinekbağ’da 1962 yılında dünyaya gelir.

Sosyolog, felsefeci, akademisyen, araştırmacı, yazar kimliğiyle ün yapan Vatandaş, ilk, orta ve lise eğitimini Kırşehir’de tamamlar. Üniversite hayatı için İstanbul’da gider. Tıp Fakültesini rahatlıkla kazanabileceği bir puan almasına rağmen tercihini Felsefeden yana yapar ve İstanbul Üniversitesi felsefe bölümüne yerleşir.

İlk derste hocası Profesör Nihat Keklik, bu bölümü kaç puanla ve kaçıncı sırada kazandığını sorar. Vatandaş, puanını ve felsefenin ilk ve tek tercihi olduğunu söyler. Hoca, “Evladım bu puanla buraya gelinir mi, doktor olsaydın ya!” der. Vatandaş, tercihinden memnun olduğunu, bir şikâyetinin bulunmadığını söyler. Bunun üzerine hoca plan ve hayalinin ne olduğunu sorar. Vatandaş,

“Türklerin Müslümanlaşma süreçlerini konu edinen bir kitap yazmak istediğini” ve “Vahyi bilginin kültürle nasıl birleştiğini incelemek istediğini” söyler.

Altı sene sonra okurla buluşan ve kitapçı raflarında yerini alan “Vahiyden Kültüre” isimli kitap işte bu düşüncelerini ihtiva eden bir eserdir ve aynı zamanda Celalettin hocanın ilk göz ağrısıdır, ilk kitabıdır.

Vatandaş’ın bu cevapları hocanın gözünden kaçmaz. Bir “uçukla” muhatap olduğunu hemen anlar. İmtihan kabilinden olmasa da kültürle ilgili birkaç soru sorar. Vatandaş’ın o güne kadar okuduğu yazarların başında Mümtaz Turhan, Erol Güngör ve Cemil Meriç gelmektedir. Konusuna hâkim bir eda ile başlar konuşmaya, bilgilerini konuşturmaya. Keklik Hoca, karşısında çok rahat ve kendinden emin bir şekilde konuşan öğrencisini büyük bir keyif ve mutlulukla dinler. Daha ilk dersten iyi bir izlenim bırakır hocanın kafasında.

Okulunu ve bölümünü çok sever Vatandaş ancak okula bir türlü uyum sağlayamaz çünkü yoksul bir ailenin çocuğudur ve ekonomik olarak ihtiyaçlarını karşılamasına imkân yoktur. Okumak bedava değildir çünkü. Barınma, iaşe, okul masrafları günden güne Celalettin Hoca için ciddi sıkıntı olmaya başlar. Okulunu bitirene kadar bu ekonomik sıkıntılar peşini bırakmaz. Onun için hem çalışan, hem de okuyan öğrencilerdendir Celalettin Hoca. Hatta bu yüzden bir sene okuluna ara vermek zorunda bile kalır. Fakat bütün bu sıkıntılara Celalettin Hoca bir şeyi hiç ihmal etmez o da okul dışı okumalardır. Okumayla beraber bir meziyeti daha var o da kaleme olan aşinalığıdır. Yazmayı da en az okumak kadar sever. Nihat Keklik hocayla olan birinci sınıftaki konuşmasından 6 yıl sonra ilk kitabı “Vahiyden Kültüre” yayınlanır. Celalettin Hoca o sıralar henüz 24 yaşındadır.

1985 tarihinde üniversiteden mezun olan hoca Felsefe Grubu Dersleri Öğretmeni olarak atanır. Adıyaman, Besni, Konya, Bozkır onun öğretmenlik yaptığı yerlerdir. Öğretmenlik yaptığı yıllarda boş durmaz, alanında doktora yapmaya karar verir. Yüksek lisans ve Doktora tezini “Türk Modernleşmesi” üzerine yapar. Yüksek Lisans tezinde, Türk Modernleşmesinin Osmanlı Dönemi’ni, Doktora tezinde de Türk Modernleşmesinin Cumhuriyet Dönemi’ni inceler. Bir süre Kanada ve Almanya’da “Toplumsal Uyum Politikası Olarak Çok Kültürlülük” ve “Türklerin Aile Yapıları” üzerine” araştırmalar yapar.

1998 yılında üniversiteye geçer, çalışmalarına akademisyen olarak devam eder. Kulaklarını kapatan, bana ne deyip kenara çekilen biri değildir o. Tabir yerindeyse karınca gibi çalışır. Trabzon, Karadeniz Teknik Üniversitesi ve Gümüşhane onun akademisyen olarak görev yaptığı yerlerin başında gelir. Bir süre Gümüşhane İletişim Fakültesi dekanlılığını yapar.

Celalettin Hoca’nın akademik çalışmalarının yanı sıra yazarlık hayatında kat ettiği mesafedir bizim için önemli olan. İslami bir duruşu vardır Celalettin hoca’nın. Davası, derdi, hedefleri vardır. Okuma ve araştırmalarının temelinde, zihninde ve gönlünde büyüttüğü dava hassasiyeti ön plandadır. Bununun için yazmaktadır Celalettin Hoca. Bu hassasiyeti de üniversite yıllarında Tefsir ve siyer okumalarına borçludur, bir de Girişim’deki yazarlık serüvenine.

Üniversite son sınıfta Fizilâl-il Kur’ân ile tanışır. Bir sene içerisinde iki defa baştan sona kadar okuyup bitirir. Allah ve Peygamberin dışında herkesin eleştirilebileceğini Fizilâl okumaları neticesinde öğrenir. Çok istifade eder, ileri ki yıllarda “iyi ki Fizilâl-il Kur’ân’ı okumuşum” der.

Mehmet Metiner’in editörlüğünü yaptığı Girişim dergisinin de bu yıllarda çıkmış olması ona ekstra bir zenginlik katar. Girişim, İslami camianın üzerinde önemli etkileri bulunan bir dergidir. Savunduğu düşüncelerin bu vesile ile görücüye çıkması teori ile pratik arasındaki makası giderek kapatır ve ona vahyin imbiğinden süzülen sağlam bir İslami düşünce kazandırır. Girişim Tecrübesi ile Fizilâl okumalarının bunda payı büyüktür. Bir başka önemli kazanım da bu günlerde kazandığı okumalara eklenen siyer okumalarıdır.

Girişim’deki yazarlık macerası, tefsir ve siyer okumaları ona büyük bir tecrübe kazandırdığı gibi ağır da bir sorumluluk yükler. Peygamberimizin hayatını okuyarak tetkik etme imkânı bulunca giderek düğüm haline dönüşmüş olan sorunların çözüm adresi olarak peygamberin tecrübelerine odaklanır. Menkıbelerden arındırılmış, ifrat ve tefritten soyutlanmış, vahiyle beslenmiş bir siyerin ardına düşer. Diyebiliriz ki onun tüm okumalarının ve sancılarının özünde İslam’ı doğru anlamak ve yorumlamak vardır. O bu çabanın insanıdır. Bu çabanın rehberi Cenabı peygamberdir. İslami ve mümince duruşun formülü Hazreti peygamberin hayatını iyi ve doğru olarak okumaktan geçer. Hocamızın bu günlerde yaptığı okumaların bereketiyle olsa gerek ki siyer alanında yoğunlaşır ve peygamberimizin hayatını yazmaya başlar. Tek yanılmaz ve yanıltmaz iki kaynaktan biri Kuran, diğeri sünnettir yani Resulullahın önderliği ve örnekliğidir. Yazdığı kitaplarının çoğunda altı çizilen tecrübe budur. Tek bağlayıcı takvim Resulullahın hayatıdır.

1992 yılında bu hayalinin peşine düşer ve on iki yıllık bir çalışmanın neticesinde 2005 yılında hayatının hâsılası olarak gördüğü ve yazdığı peygamberimizin hayatını ihtiva eden Mekke ve Medine Dönemi-Hz. Muhammed'in (s.a.v.) Hayatı ve İslam Daveti” kitabını bitirir. Bu çalışmasını değerlendirirken şu cümleyi kullanmaktan kendini alamaz: “Allah’a hamdolsun, bu kitabı hayatımın hâsılası olarak görüyorum. Benim için her satırının özel bir önemi ve anlamı vardır.”

Aslında objektif bir gözle bakıldığında onun bütün kitaplarına tek bir kitap gözüyle bakılabilir çünkü muhteva ve devamlılık açısından hepsi ötekini tamamlar vaziyettedir. Basımları Pınar Yayınları tarafından yapılmış bir sürü kitabı bulunmaktadır. Ulaşabildiklerimizi alfabetik olarak şöyle sıralayabiliriz:

Aile Değeri Köklerden Ufuklara: Aileyi Yaşatan İlkeler- 2025

Aile Durumu Zayıflayan Bağlar ve Değişen Roller - 2025

Aile Umudu Değerin, Bağın ve Sevginin İzinde- 2025

Aile Yorgunluğu, Tükenen Değerler ve Çözülen İlişkiler-2025

Bilim ve Ahlak (Editör)- 2013

Cumhuriyetin Tarihi -2023

Esenlik Yurdunun Çağrısı- 2020

Hz. Muhammed (s)'in Hayatı- 2019

Kur'an ve Hayat- 2013

Mekke ve Medine Dönemi-Hz. Muhammed'in Hayatı ve İslam Daveti -2015

Modern Çöküş İnsanın Modern Halleri-2024

Modern Durum, Modernliğe Eleştirel Bir Bakış -(2025

Modern Tılsım- 2024

Sokaktan Ekrana -2020

Tevhid ve Değişim -2020

Tevhid ve Toplum- 2013

Ulusal Kimlik / Türk Ulusçuluğunun Doğuşu -2004

Umut ve Trajedi Kadimden Cedide -2024

Vahiyden Kültüre -2014

Yol Ayrımı -2015

Zihinsel Savrulma Türkiye'nin Sosyal Tarihi -2023

Trabzon'da Ailenin Yapısı ve Problemleri-2008

Türkiye'de Gençliğin Güven Bunalımı- 2014

Üniversite Öğrencilerinin Hayat Tarzı ve Toplumsal Değerler-2014

Türkiye'de Gençliğin Özellikleri Sorunları Kimlikleri Beklentileri-2013

Çok Kültürlülük- 2002