1913 yılında Mustafa Kemal, İttihat ve Terakki Cemiyeti üyeleriyle yaşadığı fikir ayrılıkları sebebiyle, Enver Paşa tarafından Sofya’ya askeri ataşe olarak gönderilir.

Bulgaristan henüz 5 yıllık bir ülkedir.

Bir pastahane vardır Sofya’da. Diplomatik erkan genel olarak o pastahane de kahvaltı yapmaktadır. Atatürk de orada yapar kahvaltısını.

Bir sabah bir köylü pastaneye girer. Yanında bir bohçası vardır; onu bir masanın yanına bırakır ve oturur. Bir garson gelir, köylü süt ve kek ister. Garson ise köylünün pastaneden ayrılmasını ister. Köylü itiraz eder.

Birkaç garson daha gelip dışarı çıkmasını tekrarlar.

Köylü öfkelenir ve bağırmaya başlar:

“Senin sattığın sütü ben üretiyorum. Senin sattığın pasta, börek, çöreklerin ununu ben üretiyorum. Peynirini, yoğurdunu ben üretip veriyorum. Pastaneye koyduğun meyveyi ben üretiyorum ve sen benim ürettiklerimi bana vermiyorsun, öyle mi? Hayır, çıkmıyorum ve kahvaltımı burada yapacağım!”

Herkes suspus olur. Köylünün istedikleri masasına gelir. Kahvaltısını yapar, bir miktar parayı masaya fırlatır, çıkar ve gider.

Tüm olan biteni Atatürk izler. Küçük kareli not defterine şu notu düşer:

“Bir gün benim köylüm de bu köylü gibi olursa, millet olduk demektir.”

Ve ekler:

“Köylü milletin efendisidir.”

*

Bir öğretmen, trende bir köylünün yanına oturur. Kısa sürede sıkılan öğretmen, vakit geçirmek için bir oyun önerir.

“Size küçük bir oyun teklif ediyorum,” der öğretmen. “Ben size bir soru sorarım. Eğer cevabı bilmiyorsanız, bana 5 lira verirsiniz. Sonra siz bana bir soru sorarsınız. Eğer ben bilemezsem, size 50 lira veririm. Ne dersiniz ?”

Çiftçi meraklanır, başını sallar ve kabul eder.

Öğretmen başlar:

“Dünya ile Ay arasındaki tam mesafe nedir?”

Köylü tek kelime etmeden cebinden 5 lira çıkarır ve öğretmene uzatır.

Şimdi sıra köylüdedir. Bir an düşünür, sonra sorar:

“Hangi hayvan üç ayakla dağa tırmanır, dört ayakla iner?”

Öğretmen afallamıştır. Kafasını zorlar, tüm bilgisini gözden geçirir, notlarına bakar ve mantıklı bir açıklama bulmaya çalışır. Ama nafile. Sonunda pes eder, cüzdanından 50 lira çıkarır ve köylüye uzatır.

Köylü parayı alır, memnun bir şekilde gülümser ve rahatça uyumak için arkasına yaslanır.

Ancak öğretmen, meraktan kudurmuş bir halde, soruyu cevapsız bırakmaya dayanamaz. Çiftçiyi uyandırır ve ısrar eder: “Peki, bu hayvan hangisi?”

Çiftçi tek kelime etmeden cebinden 5 lira çıkarır, öğretmene uzatır ve huzur içinde uyumaya devam eder...

Kıssa: Bazen pratik zeka, teorik bilgiden çok daha değerlidir...