Elime aldığım sarı gözlü, beyaz yeleli bir papatyaya sordum yalnızlığı. Hemen başladı söze. Nasıl mı? En iyi bildiği alan olan adını da kendinden alan meşhur papatya falıyla. Papatya çayında ve tacında olduğu kadar falında da oldukça başarılıdır. Baktı yalnızlığımızın falına.

Aldım elime bir papatyayı kopardım ilk yaprağı, yalnızım. Dünya benim dertlerime aldırış etmeden dönüyor, bir durup da baksa bir yüzüme ama yok o kendi derdinde. Bir yaprak daha pıt dedi iki parmağımın arasında kaldı. Yalnız değilim. Gece penceremden baktığımda gördüğüm dolunay yalnız benim odamı aydınlatıyor ve bana gülümsüyor, göz kırpıyor, hafiften omzumu sıkıyor. Koskoca ay bana bu ilgide davranırken nasıl yalnız olabilirim ki.

Bir yaprak daha parmaklarımın arasında. Yalnızım. Bir ayakkabı almak istiyorum gidiyorum seçiyorum ve ayağıma bir heyecanla deniyorum. Gözlerim bir ayna arıyor ve buluyorum bir ayna. Bakıyorum birden etrafıma gözlerim soracak birini arıyor şimdi de ama yok yalnızım işte. Yine papatya yaprağına danışıyorum. Yalnız değilim. Benimle yıllarını geçiren eskittiğim canım ayakkabım bana ne kadar da benzedi aynı numara ayakkabı giyen kardeşime dahi olmuyor. Nasıl yalnız olabilirim ki ayakkabım dahi bir ben olmuş, kendini benden başkalarından korur olmuş.

Bir yaprak daha. Yalnızlığımı haykırıyor. Bir kitap okudum bitti. Off neler yazmış yazar kendime ardı ardına soruyorum. Sonra bir duraksama geliyor ardından bir hüzün. Bir kitap bitti fakat okuduklarımı paylaşacağım kimsem yok. Ne kadar da yalnızım. Bir yaprak yalnız değilsin dedi. Bir kitap okuyorum yazarıyla sanki karşılıklı kahve yudumluyorum. Ne sohbet ettik be! Radarıma takılmayan kalmadı. Ne iyi geldi. Nasıl yalnız olabilirim ki.

Bir yaprak daha tokat gibi çarptı yalnızlığımı. Anlatıyorum, tekrarlıyorum ve bağırıyorum ama kimse duymuyor beni. Anlıyoruz diyorlar yarım ağızla ama gözler ağzın yaptığını dahi yapamıyor. Biliyorum var gibiler ama yoklar. Yalnızım işte. Yeni yaprak yalnız değilsin dedi. Bir emoji gönderiyorum dostuma nasıl da anlıyor tüm duygularımı art arda sayısız mesajlarla ilgileniyor benimle. Elbette yalnız olamam.

Bir yaprak daha yalnızsın dedi. Bir düğüne gidiyorum. Orası yalnızlığın asla uğramayacağı bir yer olmalı. Fakat herkesin güzel şık giysilerle geldiği bu yerde acaba bende güzel giyinebilir miyim? Beğenilir miyim? Yoksa itilir, kakılır mıyım halayda? Kabul etmeliyim eğlencenin taştığı düğünde dahi yalnızım. Papatya araya girdi yine yalnız değilsin diye. Kalabalık pistte halay çekiyoruz. Ellerimiz sıkıca tutuyor birbirimiz elini. Nasılda gülüyoruz birbirimize bakışarak anlaşıyoruz. Yalnız olabilmem mümkün mü?

Beyaz kadife dokulu yaprak yalnızsın dedi. Canım sevgilim, yol arkadaşım bana kahve almaya gitti sohbetimizi daha da ısıtmak için. Ama nasıl olur bana sütlü kahve almış, benim kahveyi sade içtiğimi nasıl bilmez. Anlamalıyım bedenlerimiz yakın ama ruhlarımız uzak yalnızım işte. Haykıran papatya yine yalnız değilsin dedi. Sevgilimle el ele geziyoruz. Avuçlarımız terliyor ama bırakmıyoruz ellerimizi. Sanki birbirleriyle konuşuyor ellerimiz birbirlerine bir şeyler anlatıyor.

Sondan bir önceki yaprakta yalnızsın dedi hiç üşenmeden. Kedim Sarışın, ah be Sarışın yine beni bir sinek uğruna bıraktın gittin. Yalnızım. Son yaprakta bir hışımla yalnız değilsin dedi. Sarışın geldi nasıl da sokuldu yanıma dinliyor beni en yakın dostum. Nasıl da rahatlatıyor beni yalnız değilim tabi ki.

Bitti mi şimdi papatya falı ne oldu peki söyledi mi fal doğruyu. Çıktı mı bir sonuç elbette çıkmadı. Yalnızca koydu önümüze gerçekleri. Ben papatyayı koparmadan önce yalnız değildi. Etrafında kendi gibi dostları vardı. Ben kopardım yalnız kaldı. Birde üstüne yapraklarını tek tek kopardım ne oldu peki. İşte şimdi kimsesiz kaldı. Yalnızlıkta yalnız olmamakta aynada gördüğümüz kişiyle ilgili bir an yalnız bir an değil. Öncelikli olan kimsesiz olmamaktır. Buna kendisizlik de dahil.