İnsanlar üzerindeki etkisi yüksek olan duygular, yaşanması en zor duygulardır. Bunlar öfke, kin, intikam, ihtiras. Söylerken de yazarken de bir etki bırakırken; insan da yaşarken ve hatırlarken neler yapmaz ki. Yapılan birçok araştırmaya göre: insan beyni olumsuzlukları hatırlamaya daha yatkın. Yaşanan kötü olaylar daha kolay hatırlanırken mutluluğa dair olayları, hikayeleri hatırlamak daha güç. Alt beyin doğduğumuz anla var olmaya başlayan ilkel beynimizdir. İnsanın gelişimi ile üst beyin oluşur. Bu nokta da diğer kaslarımız gibi beyin kası da gelişerek oluşumunu tamamlar. İnsan oğlu Dünya üzerinde var olmasından bu yana hayatta kalma mücadelesi vermektedir bilindiği üzere. Mücadeleli var oluş bir mutluluk değil öfke alt yapılı duyguları daha görünür kılmaktadır. Öfke gerçek bir duygudur tartışmasız fakat öfkenin yaşanma şekli üst beynin gelişmişlik düzeyini gösterir. Kasları gelişen beyin dış kaynaklı öfkeye karşı otokontrol geliştirir. Bu şekilde bilimsel olarak öfkeyi kabul ederek ispatlamaktayız.
Öfke, yüzümüzde görünür olan bir duygu şeklidir. Yüze yansımayan öfke mümkün değildir. Kin ise kalptedir. Bir acısı vardır ince ince. Kişinin amacı o acıyı soğutmak, onunla yaşarken artık acısını hissetmemektir. Bir avcının avını beklemesi gibi bekleriz pusuda kinimize sebep olan kişinin yaptıklarına karsı layığını bulması için. Kinlenilen durumun odağımız da olması, yüzümüzde öfkeyi her daim diri tutar. Bazen kaşımızın ortasında, bazen kızaran suratımız da bazen genişleyen buruk deliklerimizde, bazen sivrilen kulaklarımız da bazen büzülen dudaklarımız da. Öfke kontrolü en zor olan ve en çok kontrol edilmesi gereken bir duygu olması nedeniyle en çıplak duygudur. İnsanlar hakkında fikir sahibi olmanın en kolay yolu öfkeli hallerine tanıklık etmek ve ne için ne kadar öfkelendiklerini görmektir. İnsanların öfkeli hallerini gözlemlemenin en etkili yolu bir hiyerarşinin olduğu noktadan bakmaktır. Bu bir yöneten yönetici ilişkisi, patron işçi ilişkisi, öğretmen öğrenci ya da ebeveyn çocuk ilişkisinde; öfkeyi en saydam hali ile görmek mümkündür. Ebeveyn çocuk ilişkileri bana göre en çarpıcı örnektir. Çocuk ona muhtaçtır. Aynı zamanda onu dünyaya getirme lütfu kendindedir ebeveynin ve her nasıl davranırsa davransın affetmek ve unutmak çocuk tarafından kesindir. Öfkeni dilediğin gibi kusmak için her şey mümkündür. Özetle kişiyi tanımanın önemli bir yolu çocuğuna öfkeliyken nasıl davrandığında görmekte saklı değil apaçık ortadadır. Öfkeni rahatça yaşadığında kin yoktur. Kin çaresizlikte ortaya çıkar o ya da bu sebeple seni senden başka engelleyen her şey ve herkes sebebiyle kalbinde kin yuva yapar. Bu noktada büyük kurtarıcıyı ilahi adaleti sessizce beklersin. Adalet yerini bulduğunda kin gider ama yuvası kalır başka kinler için. İntikam duygusu daha enerjiktir kin gibi bir yuvada durmaz çünkü o beyindendir. Bir plan oluşturur ve sonuca ulaşmaya çalışırsın. İntikam için illaki bir zulme uğramış olman gerekmez. İntikam almak için beyin sana mutlaka bir haklılık verir. Kin de nasıl ki avını bekleyen avcı olunursa, intikamda da tuzağını ince ince hazırlayan bir avcı olunur.
En trend duygu ihtiras diğerleri gibi bir yerlerde olan bir duygu değil. Her yerdedir ihtiras. Hem beden de hem kalp de hem beyinde mutlaka rastlanır kendisine. İhtiras var ise sevgi olamaz. Senin kontrolünde olmayan her şey sana zulümdür. Bugün etkileşimin arttığı teknolojik gelişmeler ihtirası oldukça beslerken, etkisi altına almadığı bir beden yoktur. Ay'dan Dünya'ya bakınca da mahallemizden evimize bakınca da ihtirası göremeyeceğimiz bir 2 nokta kalmamış durumdadır. En unuttuğumuz anda dahi akıllı telefonlarımız imdadımıza yetirmektedir. Cebimizden telefonumuzu her çıkardığımız da avuçlarımızın arasındadır artık ihtiras.
Bir yaşam mücadelesindeki var oluşun etkenlerinde bir duygu olan öfkeyi besleyip büyüterek, kin ve intikamla zırhlandırdık evrimin sonucunda. Toplumsallığın bir sonucu olarak var olan ihtirası, sosyal medyayı da sahip olduklarımızı birbirimizin gözüne sokarak, kullanma şeklimizle büyüttük besledik. Tabi toplumsal eşitsizliğinde bir sonucu var elbet. Maalesef birbirini etkileyen bulaşıcı bir dörtlü oluşturduk.