Filmlerde, haberlerde olur ya mendilci çocuklar… Ama bu defa hayatın içinde kocaman bir adam, kırmızı ışığın yandığı zamanda, tam da akşamın ilk ışıkları yaklaşırken, trafikte bekleyen arabaların yanına giderek mendil satmaya çalışıyordu. Hüzünlü bir hâli vardı elbette, neden buraya sürüklendi, bilinmez, çoğu araba sürücüsü oralı bile olmadı zaten, verecekleri birkaç lira yoktu, belki de gerçekten yoktu…

Ama adam yılmıyordu, otobüs durağına geldi, tek tek evinin yolunu bekleyen yolculara sordu; mendil alır mısınız? Bir de tesbih satıyordu, tek tük alıcısı oldu. Sakalları bembeyazdı, hafif kamburu vardı. Ayakkabıları da sakalları gibi ağarmıştı.

Herkes bir sağdan, bir soldan hareket halindeydi. Bir yerlere yetişmenin derdi ile kimsenin başkalarının küçücük dertlerine odaklanacak zamanı yoktu. Zaman neydi ki onlar için! Kurgulanmış bir günde herkes yalnızca ânı yaşıyordu. Otobüs geldi, ve kayboldu mendilci adam. Otobüsün içinde pencereden seyrederken beton yapılar arasında kalmış, çağa artık ayak uyduramayan un fabrikası, değirmeni gördü gözler. Artık kullanılmıyordu. Yenik düşmüştü zamana. Modernitenin kurbanıydı.

Herkes kocaman dünyada, küçücük şehirde, küçücük düşlerinin arasında duyarsız, umarsız yaşıyordu. Bir gün bitiyordu. Benim ise gözerim hâlâ mendilci adamı arıyordu…

*

Saklı Kalan Şiirler Köşemizin bu haftaki misafiri Erdal Alova, Şair’in iki şiirini yayınlıyorum, 1982 yılına ait bir şiir:

HER ŞEYİN YÜREĞİ VARDIR

Her şeyin yüreği vardır,

Toprağın yüreği tohumdur

Acı acı çatlar.

Göklerin yüreği güneştir

Işık ışık oynar.

Aşkın yüreği sonsuzluktur

Sevgi sevgi sızlar.

Şiirin yüreği sevinçtir

Kıpır kıpır eder.

Zamanın yüreği insandır

Kavga kavga yanar.

İnsanın yüreği barıştır

Tıkır tıkır atar.

**

Şair’in ikinci şiiri 1984 yılına ait:

KUYRUKLAR ALACAKARANLIKTA

Kuyruklar birikir alacakaranlıkta

Bir ucu et

Bir ucu umut.

Bekleşir başörtülü analar

Ak saçlı babalar.

Kuyruklar birikir çeşme başında

Bir ucu su

Yangın bir ucu.

Güğümler, kovalar

Tıngırdar.. tıngırdar..

Kuyruklar birikir günbatımında

Bir ucu ekmek

Bir ucu emek

Uzadıkça uzar

Karanlık basana kadar.

Kuyruklar birikir hastane önünde

Bir ucu kanar

Bir ucu doktor.

Dizilmiş kapıda, hastalara benzer

limon kolonyası, yapma çiçekler.

Kuyruklar birikir iş kapılarında

bir ucu aç

bir ucu ezinç…

İstesem bu şiir uzar

Kuyruklar kadar.

Kuyruklar birikir düşlerimizde

Uçsuz, bucaksız, perişan

Doyacak karın

Ve yaşanacakların

Birikimidir

kuyruklarda geçen yaşam.