Hoş Geldin Şehr-i Ramazan!
Bugün kalplerimizde tatlı bir telaş, mutfaklarımızda ise o meşhur, iştah açıcı kokular var. Mübarek Ramazan ayının ilk günündeyiz; ilk niyetler edildi, ilk sahurun bereketi sofralarımıza konuk oldu.
Ramazan sadece aç kalmak değil, ruhu doyurmak; hırslarımızı bir kenara bırakıp kalbimizi dinlendirmektir. Gün boyu süren o tatlı yorgunluk, iftar saati yaklaştıkça yerini derin bir huzura bırakır. Ezanın sesiyle alınan ilk yudum su, aslında bize sahip olduğumuz en küçük nimetin bile ne kadar kıymetli olduğunu hatırlatır.
Hepimiz o meşhur "Nerede o eski Ramazanlar?" cümlesini en az bir kez kurmuşuzdur. Benim için o eski günler, mahalledeki tüm çocukların sokağın başında heykel gibi dikilmesi demekti. Gözümüz mahallenin camisinde, kulağımız o uzaktan gelecek "güm" sesinde... Annelerimiz balkonlardan "Hadi ses geldi mi?" diye seslenirdi. O an kendimi dünyanın en önemli habercisi gibi hissederdim. Derken o tok ses duyulur duyulmaz, sanki 100 metre koşusundaymışız gibi hep bir ağızdan "Patladııı!" diye bağırarak evlere koştururduk.
Apartman boşluklarından gelen o kaşık çatal sesleri, terlik şıpırtıları ve "Hadi buyurun" nidaları... O top sadece iftarı değil, mahallenin o sıcacık birleşmesini de patlatırdı sanki. Şimdilerde telefonlar ezan okuyor ama o sokağın başındaki "bekleyişin" tadı hiçbir bildirimde yok.
Çocukluğumuzdaki o mahalle iftarlarını, kapı kapı dolaşıp paylaşılan bir kase çorbayı, teravih çıkışı cami avlusundaki o samimi sohbetleri özlüyoruz. Belki şimdilerde sofralarımız biraz daha gösterişli, imkanlarımız daha fazla; ama o eski samimiyetin, bir pide kuyruğundaki neşeli bekleyişin yeri hep bir başka kalıyor.
Yine de değişmeyen bir şey var: Yardımlaşmanın o eşsiz gücü. Bir elin verdiğini diğer elin görmediği, komşunun açlığını dert edindiğimiz o güzel gelenek, modern dünyanın hengamesinde bize insan olduğumuzu tekrar fısıldıyor. Bu ay, sadece kendi soframızı değil, bir başkasının gönlünü de doyurma ayı.
Dünya ne kadar hızlı dönerse dönsün, Ramazan bize durup nefes almayı öğretiyor. Kırgınlıkların rafa kalktığı, sofraların herkese açıldığı bu otuz gün; ruhsal bir detoks, manevi bir yolculuktur.
"Ramazan; bölüştükçe tok olduğumuz, paylaştıkça zenginleştiğimiz en güzel mevsimdir."
Bu mübarek ayın evinize bereket, kalbinize ferahlık, sağlığınıza şifa getirmesini diliyorum. İlk günün heyecanıyla, dualarınızda buluşmak dileğiyle...
Hepinizin Ramazan ayı mübarek olsun!