Sevgili Kırşehirliler geçen hafta Çiğdem Gazetesi yöneticisi Sait Yanık’tan bir öneri geldi. Telefonlaştık, biribirimizi tanıdık, uzun bir zaman geçmiş, olsun anılar bizi yaklaştırdı. Haftada bir gün gazetesi için köşeyazısı istedi benden, seve seve olur dedim. Bu ilk yazım olacak, bu nedenle istedim ki kısa bir özgeçmişimle başlayayım: Çok kişiselleştirmeden, kendimi değil Kırşehir ile ilgim nasıl başladı onu yazmak istiyorum. 1 Temmuz 1964 - 15 Ekim 1976 Kırşehir’de mesleğimin en verimli, en mutlu yıllarımı geçirdiğim süredir. Sonrası İstanbul Yabancı Diller Yüksek Okulu Müdürlüğü ve 1982’de Marmara Üniversitesi kuruluşunda geçen yıllarım, üniversitenin Yabancı Diller Eğitimi Bölüm Başkanlığı, değişik fakültelerde Öğretim Görevlisi olarak çalışmalarım var. Emeklilikten sonra yine Marmara Üniversitesi ve özel üniversiteler ile dershanelerde mesleğimle ilgili alanlarda çalışarak 2019 yılı sonunda ikinci emeklilik dönemi 55 yıl bitti.

Gelelim şimdi “DOĞRUSU” adını uygun bulduğum bu köşede nelere yer vereceğim konusuna. Kırşehir’de beni tanıyanlar da var bilenler de var. Bu iki kavram biribirinden farklı, tanımak birlikte bulunmayı, görüşmüş olmayı, yüz yüzeliği içerir, bilmek okuyarak öğrenmiş olmayı içerir. Bu iki kavram arasındaki ayrımı bilen bir arkadaşım 1963 yılında yapılan TRT görüşmesinde (Mülakat) başarılı bulunmuş ve TRT’de işe girmişti.

İşim öğretmenlik, uzmanlık alınım Türk Dili ve Edebiyatı olunca doğal olarak, bu köşede Türkçe ve Edebiyat konusundaki görüş ve düşüncelerim, uyarı ve anımsatmalarım yer bulacaktır.

Dilimizin kullanım alanı çok yaygınlaştı ve genişledi, bunun sonucu olarak yanlış ve özensiz kullanımlar da çoğaldı. Böyle bir ortamda herkes bu durumun ayırdına varamaz. Çok karşılaştığımız yanlışları örnekleriyle açıklamayı düşünüyorum, umarım yararlı olurum. Ne çok bilmediğimiz var göreceğiz. Bir düşünürün dediği gibi bilmediklerimizi ayaklarımızın altına alsak başımız göğe erer.

Değişik alanlardaki Türkçe kullanımının sorunlu olduğunu gören ve bundan üzüntü duyan okurlarımız da vardır. Özellikle doğaçlama konuşmalarda ve gazete, sosyal medya, televizyon yazılarında bu yanlışları gören Türkçe severler çoktur. Aşağıda e-postamı ve telefonumu vereceğim, ilgilenenler bana yardımcı olabilir, beni uyarabilir.

Edebiyat alanından da uzak kalmak istemiyorum. Okuduğum yerli yabancı edebiyat eserlerini kısaca tanıtmak ve okuma önerilerimde bulunmak da olacaktır. Özellikle gençlerimizi okumaya yönlendirmek için onları sıkmadan okuyabilecekleri eserlerle tanıştırmak düşüncesindeyim. Akıllı telefonumda binden çok eski öğrencim ve arkadaşımla bağlantı halindeyim. İçlerinde yazışmalarımız sonunda deyim yerindeyse kitap kurdu olanlar vardır.

İşim gereği ya da zevk için okuduğum kitapların sayısı bine yaklaştı. Zaman zaman bunlardan seçkiler yaparak okurlarımıza tanıtacaklarım da olacaktır. Bu emeklilik dönemimde ayda iki üç kitap okuma olanağı buluyorum. Sosyal medya ortamındaki arkadaşlarımla kitap alışverişimiz de oluyor.

Tanımadığım bir WhatsApp grubu ile kitap hediyeleşmemiz de oldu. Öğrencilerimden kitap yazanlardan bana yazdıkları eserleri hediye edenler oldu, onları okudum ve değerlendirmelerimi yaptım. Örneğin İzzet Cumaoğlu, Hava Mutlu, Ahmet Yağmur, Gültekin Karaburçak kitaplarını gönderdiler, kendileri ile sürekli bağlantım var, iletişimimiz kesilmedi. Bunlar arasında kaybettiklerimiz de var, onların üzüntüsünü her zaman duyarım. İçlerinde milletvekilliği, belediye başkanlığı gibi siyaset alanında kendini gösterenler de oldu.

Başlarken bu kadarını yeterli görüyorum. Bir sonraki yazımızda asıl konumuzu ele alarak öğreticilik görevini yapmak istiyorum.

Sağlıcakla kalın...

Kitap Önerisi: Bir Türk Ailesinin Öyküsü, İrfan Orga

E-Postam: mussutcu@gmail.com

Telefonum: 0533 661 71 04