29/12/2025 tarihinde eş zamanlı olarak Yalova’da üç noktaya operasyon yapılıyor, bu operasyonlardan ikisinde DEAŞ mensupları teslim alınıyor, üçüncü yerde ise çatışma çıkıyor, 3 polisimiz ilk ateşte şehit oluyor. Bunun üzerine kolluk görevlileri helikopter kaldırıyorlar, binanın üzerinde inceleme yapıyorlar, binanın içerisinde kadın ve çocukların olduklarını tespit ediyorlar, kadın ve çocuklara zarar vermemek için dikkatlice operasyonu sürdürüyorlar. Gece saat 02:00’den gündüz 09:40’a kadar bu operasyon sürüyor, operasyonun sürme nedeni binanın içerisinde bulunan kadın ve çocukları korumak içindir. Ağır silahlar kullanılmıyor. Teröristlerin teslim olmaları için anonslar yapılıyor, yapılan anonslarda “Çocuklarınızı ve eşlerinizi düşünün onları ateşe atmayın” diye feveran ediliyor, ancak teröristler kadınları ve çocukları canlı kalkan olarak kullanıyorlar. Ne acıdır ki öz babaları çocuklarının hayatlarını tehlikeye atıyorlar, o kadar gözleri kara ve kadar zalimdirler ki çocuklarının annelerini kalkan olarak kullanmaktan çekinmiyorlar. DEAŞ’lı (IŞİD - Irak Şam İslam Devleti) teröristlerin bu şerefsizce davranışları karşısında, Türk polisi, kadınları ve çocukları düşünerek saatlerce çarpışıyor, bu çarpışma esnasında 7 polisimiz ve 1 bekçimizde yaralanıyor.
DEAŞ’ın ilk kökleri 1980’li yıllardaki Afganistan Savaşı yıllarına kadar gitmektedir. DEAŞ’ın ilk çekirdek yapılanmasının kurucusu olan gerçek ismiyle Ahmed Fadıl el Nazal el Halayla ve örgüt içinde bilinen ismiyle Ebu Musab el-Zerkavi, Afgan Savaşına katılan Arap savaşçılardandır. Sovyetler Birliği 1979 yılında Afganistan’ı işgal etmiş ve Afganistan’daki İslamcı parti ve gruplar gerilla mücadelesi ile Sovyetlere karşı direnişe girişmişlerdir.
“DAEŞ terör örgütü, uluslararası proje bir terör örgütüdür. DAEŞ terör örgütünün amacı, insanların İslam’dan, Kuran’dan, sünnetten, Peygamber'imiz Hz. Muhammed (s.a.v.)'den ve Müslümanlardan nefret ederek düşman olmasını sağlamak. Müslümanların da "İslam buysa ben yokum."diyerek İslam'dan soğumasını ve uzaklaşmasını temin etmek ve bu proje terör örgütünü kuranların diğer amaçları olan orta doğudaki ve bölgemizdeki siyasal hedeflerini gerçekleştirmek için uygun şartların ve zeminin oluşmasını sağlamaktır.
Donald TRUMP’ın beyanına göre, DEAŞ’ı, Barack OBAMA ve Hillary CLİNTON kurmuştur. ABD, DEAŞ’ı kullanarak Irak iç savaşını çıkarmış, Suriye iç savaşını körüklemiştir. DEAŞ, SDG’nin kurulmasının gerekçesi oldu. Aynı zamanda SDG’nin sigortası olarak görev yaptı. SDG ile DEAŞ birlikte iş birliği yaparak Türkiye’de, Ankara GAR saldırısını gerçekleştirdiler. DEAŞ’ı şimdilerde İsrail kullanıyor. DEAŞ tehlikesi var diye SDG’nin tasfiyesini İsrail önlemeye çalışıyor. Siyonistler her yerde Türkiye’nin karşısında yer alıyor. İstikrar, barış ve güvenliği baltalıyor. Önceki yazılarımda, PKK/YPG, SDG silah bırakmadan Türkiye’nin güvenli olamayacağını, SDG’nın silah bırakmayacağını, SDG’nın silah bırakmamasını İsrail’in ve ABD’nin sağladığını belirtmiş, Yahudi ve Hristiyanlardan dost olmayacağını ifade etmiştim. Öngörümün doğru olduğu son olaylarda kanıtlanmıştır. Millet olarak, devlet olarak uyanık olmak zorundayız. İsrail her yerde Türkiye Cumhuriyeti’ne düşmanlığını göstermektedir. Askerlerimizi taşıyan uçak Azerbaycan’dan dönerken şüpheli bir şekilde düşmüş, Libya Genel Kurmay Başkanı’nı taşıyan uçakta şüpheli bir şekilde düşmüştür. Bu her iki uçağın da düşmesinde Siyonist Yahudilerin parmağının olduğu şüphesi içimi kemirmektedir. Mossad’ın bir sürü ajanı Türkiye’de yakalanıp zindana atıldı. İçimizde çok Siyonist var. Dikkatli olmamız lazım.