Çağımızda tahammülsüzlük ve bununla birlikte gelişen öfke patlamaları ciddi bir sorun haline geldi. Kişiler, neye, ne seviyede öfkelenilir artık ön görülemez noktadadır. Bu durumun en ciddi sonuçları aile içi anlaşmazlıklar ile trafik de yaşanmaktadır.

Öfkenin bu kadar kolay dışa vurulduğu bir nokta da tahammülsüzlük neden bu kadar arttı tartışıla bilir. Kontrol edilmeyen öfke hem kendini hem de tahammülsüzlüğü beslediği artık bir gerçek.

Öfkeli insanın diş sıkma yumruk sıkma gibi kendini kontrol etme çabası bağırma ve şiddete hızlı bir geçiş yapmış durumda. Yaşamdan haz alma çabası bizi daha da öfkeli hale getirmiş durumda.

Sosyal medyanın kontrolündeki yaşamamız bizi hazdan uzaklaştırırken; sahte bir mutluluk göstermeyi de zorunlu hale getirdi. Bir fincan kahve ya da bir bardak çay fotoğrafı paylaşmakla andayım, çok keyifliyim demeye çalışırken, bir çabayla içtiğimiz bu kahveyi iyi bir fotoğraf uğruna belki de soğuttum, diyememek öfkeli yapar mı bizi? Bu günkü birçok sosyal medya davranışımızı on yıl önce yapacağımız söylense mümkün değil derdik.

Gizlilikten ayan bayanlığa çok hızlı bir geçiş yaptık. Kendimizden asla memnun değilken, bizi rahatlatan; çoğunluğun içinde olmamızdır. Ortalama on yıldır gıpta ile baktığımız fotoğraflar, sahiciliğiyle bizi ikna etmiyor. Sosyal medya paylaşımları son zamanlarda bir çıplaklıktan çok artık bu paylaşımların sahteliğine bizi yöneltti. Şimdi ispatlı bir güvensizlik yasamaya başladık. Derinlemesine düşündükçe öfkeli olmaktan daha zararlı bir duydu.

Güvensizlik yüksek oto kontrol getirirken yanında samimiyetsizlikte mevcut olabilmekte güvensizlikle topluma fayda sağlayacak bir kesim kabuğuna çekilmeye başladı. Bireyselleşme bananecilik her yerde ağaç olurken, ormanın olmamasıdır. Bir orman ekosistemi değiştirirken bir ağaç yalnızca bir kuşa yuva olabilir. Her şeye rağmen orman olmaktan vazgeçmemek en doğru olanı. İstemediğimiz yemeği yemiyor giysiyi giymiyorsak, istemeyerek de fotoğraf paylaşmak bir fincan kahveyi popüler yapmak zorunda değiliz.

Mutluymuş gibi yapmazsak zaten mutlu olacağız. Sosyal bir canlı olan biz insanların ciddi otokontrol yapması kafada hep acabasının olması teknoloji çağında ilkel bir beyinle yaşam mücadelesi vermemize neden olur. Mutfakta herhangi bir aletin tehlikeli olması onun ortadan kaldırılmasını gerektirmez. Tıpkı sosyal medyada bizi ileriye taşıdığı ve faydalı olduğu sürece mutfaktaki bir aletten farksız olması gibi. Unutmamalıyız ki bizler bu yüz yılın laboratuvar insanıyız. Şuan bir şeyler deneniyor, henüz tamamlanmış bir durum yokken öfkemizin sebebini olaylarda aramak gerçekten uzaklaştırabilir.