İçinden kat kat bebeklerin çıktığı matruşka çoğalma, artmak olarak kültürel bir simge olsa da bugün farklı bir bakışın metaforu olacaktır. Her bebeği bir kişi olarak gördüğümüzde her bölünene bebek bugün azalma yok oluş değil de nedir? Dünyaya geldiğimiz andan itibaren bir keşif başlıyor her birimiz için. Hele ki yürümeye başladığımızda her birimizi tutana aşk olsun. Sanki dünyayı avuçlarımızın arasına alabilecek bir güç var. Her bir duyumuzla saldırıyoruz her şeye. Gözümüz, kulağımız, ellerimiz, ayaklarımız, dişlerimiz her bir koldan saldırıyor. Dünyayı anlamak ve mücadele edebilmek için. İşte böyle başlıyor yaşam.
Sonrasında tehlikeli olacak olan ateşten, kesici ve sivri uçlu aletlerden koruyorlar bizi. Onlar korudukları için başarılı olmuşken biz keşfedemediklerimizden sebeple engellendik. Koca dünyamız artık sınırlarla belirlenmeye başladı. Bu ilk engelimizdi. Elbette çocuk bebek korunarak büyütülmeli aksi halde kalıcı zararlar mümkün. Engelleme yaklaşımımız çocuğa sen yanlış yoldaşın, sen hata yaparsın, ben seni kontrol etmeliyim demektir. Bunları benim kuralların uymalısın algısını vererek yapıyoruz. Çocuktan önce düşünmek önce davranmak zorundayız. Tecrübelerimizle ondan önde olmak aslında mümkün. Fakat çoğunlukla arkada kalıp bağırmak itelemek daha çok yaptıklarımız oluyor. Yaş bir miktar daha ilerleyince işimiz daha da kolaylaşıyor çünkü dikenli sözcülerle korkutmalar dönemi başlıyor. Bu korkutmalar dönemi yetişkinlerin çocuklara akran zorbalığını sözüm ona hediye ettiği dönemdir. Bizim zorbaladığımız çocuklar bunu akranlarına yapmaya başlıyor.
Yaş aldıkça kontrollü olmamız gereken aslında içine doğduğumuz dünyanın insanları oluyor. Bunların birçoğunun akrabalarımız olduğu algısı oluşuyor duyduklarımızdan gördüklerimizden sonra. Akrabalık ilişkilerini de yanıcı, kesici tehlikeli madde olarak görüyoruz zaman içerisinde bir başkasına göre de biz öyleyiz fakat hiç farkında değiliz. Elbirliği ile akrabalık ilişkilerini tozlu raflara kaldırmak üzereyiz. Yoğun bir arkadaş komsu akrabalığı başlamış durumda. Henüz sonucunu görmediğimiz bir durumun zirvesindeyiz. Bebeklikten başlayan korunaklı hayat algısı hançersiz yaşama becerisi getireceğine inancı geliştirdi. Sonuç ise biz ve ardıl neslimiz de göreceğiz. Doğduğumuzdaki koca dünyamız çekirdeğe dönüştü.
Art Arda gelişen olaylar engellemeler sonucunda koca bir matruşkayken her dönemde elimizden birer birer alınan heyecanımız, tutkumuz ve yılmazlığımız minicik kalırken bizlerde küçüle küçüle minik bir matruşkaya dönüşüyoruz.