Fransız araştırmacı yazar, tarihçi ve akademisyen Jean-Louis Mattei 1951 yılında Marsilya’da doğmuş ve 2019 yılında Ankara’da vefat etmiştir. Türk Edebiyatını ve Türk Tarihini dünyaya tanıtmak için çaba sarf eden yazar birçok Türkçe eseri Fransızca’ya çevirmiş ve dünya kütüphanelerine girmesini sağlamıştır. Çocukluğu Marsilya’da geçen Mattei, Türklere karşı önyargının nasıl temellendirildiğini tecrübe etmiştir. Ermeni konusuna tarafsız ve sorgulayıcı bir bakışla yaklaşmış, Türklerin ötekileştirildiğini ve kötülendiğini bizzat gözlemlemiş ve kaleme almıştır. Belgelerle Büyük Ermenistan Peşinde Ermeni Komiteleri adlı eserinde hem bu gözlemlerine yer vermiş hem de Ermeni Konusu’nu belgelere ve gerçeklere dayanarak ayrıntılı şekilde incelemiştir. Kitabında yer verdiği bilgiler ve özel alıntılar aşağıda özetlenmiştir.

Hınçak ve Taşnak örgütlerinin kışkırtması ile Osmanlı Ermenileri’nin bir kısmı ayaklanmıştı. Birinci Dünya Savaşı öncesi vergi ödememe ve devlet görevlilerine saldırı gibi sivil itaatsizliklere karşı Osmanlı Devleti büyük sabır göstermişti. Türk ve Müslüman ahaliye yaptıkları mezalim Osmanlı Devleti’nin haklı şekilde sevk ve yeniden iskan tedbiri almasını gerektirmişti. Bogos Nubar Paşa’nın ikrar ettiği gibi Sevr Anlaşması sonrasında Fransız işgali Ermeniler sayesinde gerçekleşmişti. Hainliklerinden dolayı, başta Adana, Urfa, Maraş ve Antep illerine dönemeyen Ermeniler Fransa’ya kaçmıştı. Fransa’da oluşturdukları diaspora ise Osmanlı Devleti’ne ve Türklere karşı yalan ve iftiralarla dolu anlatımlarla Fransız kamuoyunu etkiliyordu. Mattei’den bir alıntı bu durumu tüm açıklığıyla ortaya koyuyor:

“Marsilya’daki Ermeni propagandası hiç durmadı. Çocukluğumuzda, kentin duvarlarının üstünde ‘Turc=SS’ yani ‘Türk=barbar katil’ sözcükleri boyayla yazılmış bulunuyordu. Bu yazıların yazılmış olmasının nedeni herkesçe tam olarak bilinmese bile Marsilyalıların beyinlerinde yaratılan etkiyi düşünebilirsiniz.” (a.g.e., s.95)

Hınçak ve Taşnak adlı ayrılıkçı örgütlerle ilgili olarak aşağıdaki yazıları kaleme alan yazar; ihaneti ve zalimliği tüm açıklığı ile yazmış. Her iki örgüt Devleti’ne ve yüzyıllarca huzur içinde birlikte yaşadığı millete karşı savaş açmıştır:

“Antranik Çelebyan şunları yazıyor: Portugalyan ve öğrencileri tarafından (Anadolu’da) kurulan okullar, halka kendi ulusal kimliklerinin varlığı ve bilincini vermekle Ermeni devrimci hareketinin gelişmesine çok büyük faydalar sağlıyordu.” (Antranik Çelebyan, Antranik Paşa, Çev. Mariam Arpi ve Nairi Arek, İstanbul, 2003, s.45) (a.g.e., s.85-86)

“Kanun-i Esasi oluşturuldu ve bu çerçevede Ermeni mebusları Meclis’e girmişti. Aslında, bildiğimiz gibi, komiteler lağvedilmemişti ve gizlice silahlandırılmaya devam ediyordu. Albay Debil’in raporunda söylendiği gibi: Tahrikçilerin ön çalışması olmadan Türkiye Ermenileri isyan edemezdi. (Anahide Ter Minassian, Ermeni Devrimci Hareketi'nde Milliyetçilik ve Sosyalizm (1887-1912), çev. Mete Tunçay, İletişim Yayınları, İstanbul, 1992, s.144) Tahrik, baskın ve büyük devletlerin müdahalesi, işte Ermeni komitecilerin vazgeçilmez üç ilkesi…her iki örgüt Kasım 1914'ten çok önce (Osmanlı İmparatorluğu'nun savaşa girmesinden önce) Jön Türk hükümetini sırtından vurmaya karar vermişti..” (a.g.e., s.160)

“…Hınçak programında şu ilginç maddeler vardı:

(7) İhtilali gerçekleştirmek için en müsait zaman Türkiye’nin harbe girdiği dönem olacaktır.

(8) Süryani ve Kürtler, Türklere karşı mücadelede kazanılmalıdır…” (a.g.e., s.119)

“…Pariste yayımlanan aylık Hınçak gazetesinin Aralık 1914 sayısında Doğu Ermenice olarak yazılmış ilan şu şekilde. Hınçak Partisi Ermenistan'da, Kilikyada, Kafkaslar'da ve Azerbaycan'da Müttefik Ordusu'nun zaferine yardım ederek hem Ermenistan hem de uygarlık önündeki öz görevini yerine getirecek…Hınçak politikasına genel yönünü veren Paris Komitesi eski planlarını uygulamak amacıyla Kasım 1914'te birinci dünya savaşına girmiş olan Osmanlı İmparatorluğu'na karşı topyekun silahlı mücadeleye karar verdi… Hınçak Partisi kendi ifadesiyle 25 (tam olarak 27) yıldan beri kanlı bir yoldan ilerlemekteydi…” (a.g.e., s.235-236)

Mattei, 1914 Erzurum Kongresi’nde Osmanlı’ya karşı Rusların yanında savaşma kararı alan Taşnakların yaptığı katliamlar, Balkan Savaşlarında Bulgaristan’ın yanında savaşan Taşnak Antranik ve gönüllülerin yaptıkları, doğuda masum Ermenileri zorla ayaklandırmak için uyguladıkları zalimane yöntemlerden bahsetmiş, bunları birçok Ermeni ve yabancı yazarın kaynaklarına dayandırmıştır. Bunlara ilave olarak, Taşnaksütyun ve ayrılıkçı Kürt örgüt Hoybun arasında Lübnan’da imzalanan 19 maddelik anlaşmayı açıklamış ve madde madde yorumlamıştır:

“…Yine de 1927’de Taşnaksütyun henüz siyasi haritadan silinmedi. Onun içindir ki biz bu partinin Türklere karşı yeni bir eylem girişiminde olduğunu görüyoruz. Kürt Hoybun (Bağımsızlık) Cemiyeti ve Taşnaksütyun arasında imzalanan bir anlaşma söz konusu. (Rohat Alakom, Hoybun Cemiyeti Üzerine Notlar, Toplumsal Tarih, sayı 59, s.58-61)”

“Madde-1: Her iki taraf bağımsız bir Kürdistan’ın ve birleşik bir Ermenistan’ın kurulma hakkını karşılıklı olarak tanıyor…”

“Madde-2: Her iki taraf hangi toprakların Ermenistan’a hangilerinin Kürdistan’a ait olduğuna bakmaksızın ve sadece her iki ülkenin kurtuluşunu temel amaç edinmiş olarak ortak düşmana (Türkiye kastediliyor) karşı savaşmaya devam edeceklerdir.”

“Madde-9: Taşnaksütyun Partisi ve Kürt Ulusal Cephesi Hoybun bağımsızlıklarını tanımaması nedeniyle kendilerini Türkiye ile savaş halinde kabul ederler.”

“Yorumumuz: Taşnaksütyun tecrübelidir. Terör ve gerilla eylemlerinde eşsizdir. Propagandası da müthiş. Söylediğimiz gibi Ermeniler Hoybun’un kurucusu rolünü oynuyor…Taşnaktsutyun, Türkiye'yi parçalayarak Büyük Ermenistan'ı kurmaktan vazgeçmemişti. Dünkü can düşmanıyla yani Kürtlerle ittifak kurmayı göze alıyordu. Fakat Stalin rejimi tarafından ezilen Taşnaktsutyun, Hoybun'a vaadedilen güçleri veremeyecekti. Örgüt, sadece 60 yıl sonra ve belirli bir ölçüde ‘Perestroyka’ münasebetiyle Sovyet Ermenistanı'nda küllerinden yeniden doğup Türklere yönelik geleneksel ‘aktivitelerine’ dönecekti.” (a.g.e., s.156-159)

“Büyük bir yalan ve tehlikeli bir saptırma ile karşı karşıyaydık. Bilindiği gibi, Azerbaycan'ın % 20'sini işgal altında tutan, Karabağ'ı ilhak eden, Hocalı Azeri halkını hunharca katleden ve 1.000.000 kişinin göçüne neden olan Ermenilerdi. Fransızlar, maalesef bu konularda körü körüne Ermenilere inanıyorlar. Çünkü sadece onlar propaganda yapma tekeline sahip ve hiç durmadan en büyük yalanlara başvurmaktan hiç çekinmiyorlar. Tek kaynak onlar. (a.g.e., s.94)

Fransa’da Türklere karşı yüzyıllardan beri oluşturulan önyargıyı anlamak açısından yazarın aşağıdaki satırlarını sonuç bölümü olarak değerlendirmenize sunalım:

“Batı'da geleneksel olarak kamuoyu Türklerden şüphe duyuyordu. Mesela 19. yüzyılda bir Fransız araştırmacısı 1542'de Barbaros Hayreddin Paşa'nın Toulon'a gelişi ve kışlaması hakkında bir kitapçık hazırlamıştı. Arşivlerde araştırarak Türklerin Fransızlara yaptığı kötü muamelelerin izlerine rastlamak istiyordu. Gerçi araştırmacı buna benzer bir şey bulamadı ve şu gerçek ortaya çıktı; Türklerin sözüm ona işlediği mezalimler sonradan yapılan basit ve "ex eventu" uydurmalardan başka bir şey değildi.”

“Ermeniler konusunda aynı şema ile karşı karşıyayız. Ermeniler konuştuklarında Avrupalılar hemen inanıyor. Sorgulama düşüncesi akıllarına gelmiyor: ‘(Ermeniler) Ezilen bir halktır, zaten Türkler barbardır.’ Böylelikle bir Ermeni, Marsilya'nın ünlü bir gazetesinde 1993'te Azerilerin Ermenistan topraklarını işgal etmesinden rahat rahat söz edebiliyor. Hiçbir tekzip de gelmiyor.”

“Doğu Türkiye'de 1890-1908 arası gelişen olaylara gelince aynı şema geçerlidir. Komitecilerin vereceği bilgileri, kim kontrol edecekti? Balkan Savaşı'nda Pierre Loti, Bulgarların işlediği korkunç katliamlardan kaçan Türklere rastlamıştı:

- "Büyük devletlerin önünde protesto etmeniz lazım" diye konuşmuştu Pierre Loti. Onlar ise şöyle yanıtlamışlardı:

- "Boşuna olur, bize hiç kimse inanmayacak."

Ve Pierre Loti o konuda Türkleri savunmak amacıyla Can Çekişen Türkiye adlı kitabını yazacaktı.” (a.g.e., s.161)

KAYNAKÇA

Anahide Ter Minassian, Ermeni Devrimci Hareketi'nde Milliyetçilik ve Sosyalizm (1887-1912), çev. Mete Tunçay, İletişim Yayınları, İstanbul, 1992

Jean-Louis Mattei, Belgelerle Büyük Ermenistan Peşinde Ermeni Komiteleri, Bilgi Yayınevi, Ankara, Nisan 2008.

Rohat Alakom, Hoybun Cemiyeti Üzerine Notlar, Toplumsal Tarih, sayı 59.

Antranik Çelebyan, Antranik Paşa, Çev. Mariam Arpi ve Nairi Arek, İstanbul, 2003.