250 Bin şehit verdiğimiz ve Türk’ün zaferi ile sonuçlanan Çanakkale Deniz savaşının 18 Mart 2026 tarihi 111. yıl dönümü İngiliz, Fransız, İtalyan, Yunan ve Anzaklardan oluşan düşman kuvvetleri arkalarında 252 bin ölü bırakarak geldikleri gibi gittiler Çanakkale Harbi bizim için bir ölüm kalım savaşı idi Maazallah, Çanakkale’de mağlup olsaydık ne Kurtuluş Savaşı’nı başarabilirdik ne de ondan sonra bugünkü Türkiye’yi kurabilirdik.

Yazımıza önceki haftadan kaldığınız yerden devam ediyorum:

Denizlere hakim olan dünyaya hakim olur düşüncesiyle hareket eden İngilizler, Boğazları ele geçirmek için donanmanın yeterli olacağına inanıyorlardı. Bahriye Nazırı churchill’in planları Akdeniz filosu komutanı Amiral Carden tarafıbdanda desteklenince, Lord Fisher’in şüpheli gördüğü bu hareketın donanma ile yapılmasına karar verildi. Tarihinde hiçbir yenilgi almamış olan İngiliz donanmasının Silah, teknoloji ve başarı açısından kendine güveni tamdı. Dünyanın yenilmez donanması, Fransa’nın desteği ile dünyanın en büyük armadasını oluşturuyordu. Bu donanmaya karşı gelebilecek hiçbir güç düşünülemezdi. Heleki yıpranmış, teknoloji açısından zayıf ve parçalanmak üzere olan Osmanlı, bu armada ile asla baş edemezdi.

Birinci Dünya Savaşı’nda çarpışmaların ve kahramanlıkların en üst düzeyde gösterildiği Çanakkale Cephesi Savaşları Türk ve Dünya tarihleri arasında önemi inkar edilemeyecek bir yere sahiptir. Kuşkusuz tarihte hiçbir cephe Çanakkale Cephesi gibi dünyanın akışını değiştirmemiştir. Bağımsız Türk Cumhuriyeti’nin kurulmasının temel taşlarından birini teşkil eden, ayrıca emperyalizme karşı verilen bu üstün direnişin tarihi Türk milletinin cesareti sayesinde zaferle sonuçlanmıştır.

Çanakkale saldırı fikrinin bir Rus sorunu ile olup bitti olarak ortaya çıktığı görülmektedir. Sarıkamış saldırkısmının Kafkas cephesin Osmanlı çıkarına geliştiği sırada Rus orduları Başkomutanı Grandük Nicola, İngiliz Harbiye Nazırı Kitchner’den Osmanlı kuvvetlerinden bir kısmının Kafkas cephesinden uzaklaştırımasını sağlayacak bir kara veya deniz gösterisinin yapılmasının mümkün olup olmadığını sormuştur. Grandük böyle bir gösteri için Çanakkale’den söz etmemişti. Grandük’ün sorusu Londra’ya ulaştığı sırada, Çanakkale zaferi düşüncesi çoktan doğmuş bulunuyordu. Tartışılan yanı yapılacak seferin yalnız savaş gemileriyle mi yoksa aynı zamanda bunların kara kuvvetleri tarafından desteklenmesi suretiyle mi yapılacağıydı.

1908’de İngiltere İmparatorluğu Ulusal Savunma Konseyi, Boğazların yalnız savaş gemileriyle aşılması konusunu araştırmış ve XIX. Yüzyıl başlarında Amiral Nelson’un bu konuda öne sürmüş olduğu bir fikre saplanıp kalmıştı. “ bir kara kuvveti tarafından desteklenmeden istihkamlara saldıran gemici delidir” demişti. Fakat Birinci Dünya savaşı başladığı sırada İngiltere’de Nelson düşüncesini paylaşmayan bir insan bulunuyordu: Winston Churchill Devam edecek