250 Bin şehit verdiğimiz ve Türk’ün zaferi ile sonuçlanan Çanakkale Deniz savaşının 18 Mart 2026 tarihi 111. yıl dönümü İngiliz, Fransız, İtalyan, Yunan ve Anzaklardan oluşan düşman kuvvetleri arkalarında 252 bin ölü bırakarak geldikleri gibi gittiler Çanakkale Harbi bizim için bir ölüm kalım savaşı idi Maazallah, Çanakkale’de mağlup olsaydık ne Kurtuluş Savaşı’nı başarabilirdik ne de ondan sonra bugünkü Türkiye’yi kurabilirdik.
Çanakkale’yi geçme planı Amiral Carden tarafından hazırlanmış ve 13 Ocak’ta Savaş Komitesi tarafından onaylanmıştı. Plan önemli deniz kuvvetlerinin kullanılmasını öngörmekteydi. 12 zırhlı, 3 savaş kruvazörü, 3 hafif kruvazör, 12 destroyer, 6 deniz uçağı, 12 torpil tarayıcı gemisi ve daha bir çok başka çeşit gemiler.
Plana göre ilkin Boğaz’ın girişini savunan dış bataryalar uzun mesafelerden bir ateşle tahrip edilecekti. Dış bataryaların ikisi boğazın Anadolu yakasında bulunan Orhaniye ile Kumkale’den , diğer ikisi de Rumeli Yakasındaki Ertuğrul ile Seddülbahir’den ibaretti. Boğaz bunlar arasındaki genişliği 4 kilometre kadardı. Bundan sonra boğaza girilerek Anadolu yakasında Kepez, Rumeli Kilitbahir’e kadar olan ve merkez savunma sistemi denilen tahkimatla bataryalar bombardıman edilerek tahrip edilecekti.
Bu iş son bulunca, Çanakkale ile Nara arasındaki savunma sisteminin son kısmı ateş aştına alınarak zararsız duruma getirilecek ve Marmara’ya getirilecek ve Marmara’ya girilerek İstanbul yolu tutulacaktı. Bu bombardıman her birinde savaş gemileri yol almaya başlamadan önce torpil tarlaları ayıklanmış olacaktı. Planın yürütülmesi için 15 Şubat’ın saptanması başarı ümitleri de havanın iyi gitmesine; yol, cephane sağlanmasına ve Türklerin savunmada göstereceği yılgınlığa bağlanmıştı.
Türk Başkumandanlığı Boğazın savunma sisteminde mayından faydalanmaya büyük önem vermiştir. Bundan dolayı mayın hatları kurulmuştur. Bunların bir kısmı sabitti. Ana mayın hatları Çanakkale Boğazı’nın 1,5 Km. genişliğinde bulunan en dar yerini korumak maksadıyla Soğanlıdere- Dardanos önünden başlamıştı. 9 Mayın hattı meydana getirilmişti. Kıyılarda da bu hatları koruyacak gizli obüs bataryaları yuvalanmış bulunuyordu.
Enver Paşa yalnız denizden yapılacak bir saldırı ile Çanakkale’nin geçlmesinin imkansızlığını göstermekteydi. Bu nedenle İstanbul’da halk arasında dedikoduların uyandırmış olduğu korku, kuşku ve telaşı anlamıyordu. Ona göre düşman büyük istihkamları uzaktan ateş hattına alabilir, tahrip de edebilirdi. Fakat mayın tarlalarının savunma bataryalarını, tahrip etmek için bataryaların üzerine kadar gelmesi gerekliydi. Gelacak olan gemiler ufaksa, kolaylıkla batırılabilirdi. Büyük savaş gemileri ise batmak korkusundan oraya kadar yaklaşamayacaklardı. Şayet düşman donanması mayın tarlalarını geçip Çanakale şehri önüne Boğazı kıvrılarak Nara’ya dönüp, Marmara’ya geçmeye girişirse karşısında bizim donanmamızı bulacaktı. Bizim donanmamız ufak olduğu halde büyük toplu düşmanın teker teker geçmeye mecbur olan gemilerine karşı üstündü. Düşman gemileri bu dönüş esnasında bizim gemilerimize karşı ancak 2 topla ateş edebileceği halde 5 kilometreden fazla olmayan etki menzili içinde bizim en az 30 topumuz onları karşılayabilecekti. Bu durumda en büyük dretnotlar bile batabilecekti D. edecek