Kurban Arapçada ‘’zebh’’ boğazlama kesme ‘’hedy’’ hac ve umrede kesilen hayvan…

Kurban Arapçada ‘’zebh’’ boğazlama kesme ‘’hedy’’ hac ve umrede kesilen hayvan…

Hac ve Umre dışında ‘’ kurban’’ Bayramı için kesilen kurbana da ‘’ udhiyye’’ deniliyor.

Bu kelimelerin ortak anlamı; Allah’a yaklaşmak, adanmışlık, Allah’a teslimiyet gibi manalara geliyor.

Bayram Farsca ‘’ bezram’’ kelimesinden (neşe günü) geliyor olmakla birlikte…

Kimisine göre de Türkçeden geliyor. Kaşkarlı Mahmud’un Divan’ı Lügatü-t Türk de ‘’bazram’’ olarak geçiyor.

Şurası kesinki Bayram kelimesi Arapça değil Farscadır.

Çünkü; Arapçada ‘’ idü-l fıtr’’ Rmazan Bayramı iken…

Kurban Bayramı ise, kökeni Hazreti İbrahim (as) a dayanan ‘’idü-l-adna’’ yani Kurban Bayramı deniliyor.

Biz çoğu dini bilgileri İran bölgesinden gelen Alimlerden öğrendiğimiz için, Farsca kelimelerde çokça Türkçeye geçmiş durumda.

Ör; peygamber kuranda geçmez Resul diye geçer.

Namaz Farsçadır Kur’an’da salat diye geçer.

Oruç Farçadır, Kur’an’da Savm diye geçer.

Buna benzer çok fazla Türkçe diline girmiş kelimeler vardır ve bizler Arapçayı da bilmediğimizden bu kelimeleri Kur’an’da geçen kelimeler olarak kullanır ve böylede biliriz.

İmdi kelimelerin etimolojik yapısını bir kenara bırakalım ve kurbanın sosyolojik boyutuna bakalım.

Kurban; Gerektiğinde kişinin, var olan her şeyini Allah yolunda harcayacağının göstergesidir.

Kurban; Kişinin en sevdiği varlığını, gözünü kırpmadan Allaha feda edebileceğine dair söz vermesidir.

Kurban; kişinin nefsini, gururunu, kibrini terk etmek üzere kesmesidir.

Bundan dolayı da kesilen ‘’ Kurban’’ kişinin değil Allah’ındır.

Allah’ın ise herhangi bir şeye ihtiyacı olmadığına göre, Allah’a adanan bir şey ihtiyaç sahiplerinindir.

Zaten kişilerde kurban keserken her şeylerini Allah’a teslim edeceğini ispatlamak için keser.

Bu durumda başkası için kesilen şeylerde başkasınındır. Benden çıkmıştır.

Ben kurban kesiyorsam, gözümü kırpmadan ve tereddüt etmeden Allah’a veriyorsam, kurbandaki benim hakkım bana düşeni kadardır. Gerisi kurban kesmeyenlerindir.

İhtiyaç sahiplerine de; gönülsüz, kıyıdan köşeden, yağından, karnından değil…

Dörde böleceksin ,birini alacaksın ve geri kalanı sahibine gönül rahatlığı ile vereceksin.

Verdiğinde mutlu,vermediğinde mutsuz olacaksın.

Eğer; Elin, gönlün başkasına kestiğin bir adağı; Poşetleyip buzluğa götürüyorsa,komşunun kazanında pişirtmiyorsa,yetimi,öksüzü sevindirmiyorsa,fakire bayram havası ve sevinci yaşatmıyorsa, bu kurban kurban değildir.

Allah’ı kandırmaya çalışıyor, boş yere kan akıtıyor ve kendine etlik kesiyorsun demektir.

Kendin için kesip,eti tartıp kaç kg geldiğini hesaplıyorsan vede ortaklarınla yarım kğ için kavga dahi yapabiliyorsan…

Yarısını kuşbaşı,.yarısını kıyma yaptırıp birazınıda sucuk yaptırıyor dolaplara istif ediyorsan

Bunada lütfen kurban deme.

Senede bir eve etlik kesiyorum de daha doğru olur.

Gerçekten kesen kişinin ihtiyacı, vereceği kişiden daha fazlaysa veya askari ücretliyse fazlasını kendisi alabilir. Bundada bir beis yoktur.

Yani…! Kesilen kurban Allah’ındır,Allah’ın birşeye ihtiyacı olmadığına göre,ihtiyaç sahiplerinindir.

Olması gerekende budur.

Veremiyormusun? Kurban ‘’Farz’’değil…

İmamı Ebu Hanifeye göre’’ vacip’’, Şafi,Hanbeli,Maliki ve diğer imamlara göre ise ‘’sünnet’’tir,

Hayvanı boşu boşuna gösteriş için,kurban kesmedi dememeleri için boğazlamayın. Gidin on kg et alın daha hayırlıdır.

Hakkıyla kesipte Rabbe teslim olanlara selam olsun…

Allah kabul etsin ve Kurbanları hayırlara vesile olsun,

Bayramımız; Filistinde,Lübnanda,İranda,Doğu Türkistanda ve dünyanın her köşesinde ezilen masum,mustazaf halkların kurtuluşuna vesile olsun.

Bayramımız;Kırgınlıkları,küslükleri,gururu,kibiri bir kenara bıraktırarak…

Akraba,komşu ve mahalle gibi yerlerde ziyaretlerle bizleri buluşturan,kaynaştıran güzel bir gün olsun.

Şurası kesinki.Bayram’ın özü;Tatillere gitme değil…

İnsanları birbiri ile kaynaştırma,buluşturma,dertlerini paylaştıma,yardımlarda bulunma günüdür.

Bayramımız mübarek olsun.

Bahri Korkmaz