Ebuzer olunamıyor.

Maddi durum zayıfken daha çok Ebuzer olmak isteniyor. Âmâ maddi olarak belli bir yere gelince nedense Muaviyeleşiyoruz.

Çünkü Ebuzer uzun süre insan hayatında yaşayamıyor.

Muaviyecilik daha kolay.

Yani, Ebuzer gibi davranmamız; Muaviye’nin sahip olduğu servete, makama, diktatörlüğe sahip olamadığımızdan kaynaklanıyor.

Müslümanlığı savunan insanlar Servet birikiminde; Hz. Ebubekir, Mushap b Ümeyir, Abdullah b avf gibi olmak isterken, serveti hep elinin tersiyle iten Ebuzer’i ise öne çıkartarak örnek gösteriyor.

Genelde maddi durumu iyi insanları eleştirirler ve Ebuzeri örnek gösterirler.

Yetimlere, fakirlere, fukaraya yardım etmeyenleri…

Kendisi, çocukları, evi, arabası için tereddüt etmeden harcayanları…

Gösteriş için; Cami, okul köprü yapanları, aç olan halk için eleştirir ve Muaviyenin yaptırdığı camiye karşı gelen Ebuzer’in meşhur sözünü örnek gösterir.

‘’ Ey Muaviye! Sen hiç mi Peygamber (as.) efendimizi örnek almazsın? Sen ki onun sahabesisin; onun akşamları bir hurmayla hasır yatakta yattığını, fakirleri, yetimleri gözettiğini. Kur’an’da; mal altın gümüş biriktirmenin haram olduğunu, ihtiyaç fazlasının ihtiyaç sahiplerine dağıtılması gerektiğini hiç mi okumadın ve duymadın? Eğer bu sarayı kendi paranla yaptırdıysan israftır. Eğer bu sarayı devletin parasıyla (beytül mal) yaptırdıysan haramdır, ihanettir.’’

Her Müslümanın karşı görüşteki veya ağzı İslam deyip yaşantısı bozuk olan insanlara; İslam’ın ne kadar adaletli paylaşımcı olduğunu göstermek için örnek gösterdiği sözlerdir.

Ama; mala, mülke, makama ulaşınca, Ebuzerlik bitiyor ve Muaviyelik başlıyor. Savunmalar, önceki düşünceler özel mülkiyete dönüşüyor.

Marksist düşünceyi savunanlar farklı mı!? Hayır kesinlikle aynı.

Bunlarında; Eşitlik, sınıfsız toplum vs. Savunmaları vardı. Hani nerde bu savunmayı yapanlar?

Bu uğurda 70-80’li yıllarda mücadele vererek paylaşımcılığı bangır bangır bağıranlar? Malı, mülkü, serveti görünce ‘’ hep bana hep bana’’ ya dönüştüler?

Hangi ideolojide olursan olsun ezberci toplum ancak ‘’ kedi ciğere ulaşıncaya kadar mundar’’ dermiş misali davayı ağızlarda bırakmadılar ama hayatın içine sokamadan çıkarttılar.

Önemli olan Ebuzer gibi savunmacı olmak değil, Ebuzer gibi kalıp, yolun sonuna kadar devam edebilmektir.

Önemli olan kuru kuruya Marksizm’i savunmak değil, onun gibi olmaya çalışmaktır.

Maalesef günümüzde ideolojik savunmalar mala mülke, koltuğa ulaşıncaya kadar oluyor.

Nere gitti bu insanlar?

Serveti görünce neden Muaviyeleştiler?

Evet kıyıdan köşeden tek tük, azda olsa yardım edenler var.

Muaviyede yetime, fakire, yolda kalmışa yardım dağıtıyordu. Ama kendisinin ayakta kalması için dağıtıyordu.

Ebuzer ise bu dünyadaki rahatı için değil, Allah rızası için yaparak ahiretini kurtarmaya çalışıyordu.

Ne çok Muaviyeleştik.

Neden bu kadar ‘’deist’’ ve ‘’seküler ‘’ olduk?

Allah’ın varlığına, ahirete, hesap gününe Ebuzer gibi iman edebilseydik, Muaviyeleşebilirmiydik?

Marksist düşünceyi savunanlar gerçek anlamda savunsalardı; Kapitalist yaşama dönüp bakarlar mıydı?

Kendimizi kandırmaya kandırıyoruz da... Farkına varmadan edindiğimiz ilahlarla Allah’ı (haşa) kandırdığımızı sanıyoruz.

Biz ne Ömeriz, ne Ebubekir. Biz ne Mushap b Umeyr nede Ebuzeriz.

Biz Allah’ı hayatımızda çıkartarak her şeyi mübahlaştıranlardan olmaya başlayanlardanız.

Ne diyordu Dostoyevski ‘’ tanrıyı hayatınızda söküp atınca, herşey mübahtır.’’

Bizler Tanrıyı hayatımızda çıkartalı çok oldu.

Tanrıyı hayatımızda söküp atmak ona inanmamak değil, onun emirlerini hayatımızda çıkartmak anlamına gelmektedir.

Allah’a gerçekten inanıyor muyuz...?

O halde onun emrettiği şekilde yaşamımızı şekillendirmek zorundayız.

Ebuzer olmadan Ebuzerlik taslamak...

Benim Dinimi, dilimi, kültürümü kendilerine benzetmeye çalışan dış güçlerin ve onların iç uzantılarının ‘’ ekmeğine yağ sürmek’ ’ten başka bir halta yaramaz.

Aynen şu anda sokaklarımızda örneklerini gördüğümüz gibi.

Yani; Biz Ebuzeri dilimizde düşürmesekte, Ebuzeri Ebuzer yapan düşüncelerini ve yaşamını toprağa gömeli çok oldu.

Filistin için bağırıp çağırırken, fiiliyatta bir halt yapamayışımız bunun en güzel örneğidir.