Erol Güngör’ün vefatının 41. Yıl dönümü nedeniyle Kırşehir Belediye Başkanlığı tarafından düzenlenen Sempozyumda Prof. Dr. Erol Güngör’ün “Türk Edebiyatı Dergisinde” Yayımlanan Yazılarını değerlendiren Doç. Dr. Erol Ülgen’in bildirisi
Türk edebiyatı ve Türk kültür hayatımızın bilge isimlerinden gazeteci, yazar, eğitimci, hukukçu Ahmet Kabaklı, “fikir alemimizin büyük kaybı “ olarak saydığı Erol Güngör’e hem sağlında hem de vefatından sonra çok değer verenlerden biridir. Kabaklı’ya göre, Kırşehir’de İslami-milli kültür, töre ve gelenekleri yaşayarak yetişen Erol Güngör, ciddi bir bilgin, iyi bir mümindir. Ayrıca o, Batı kadar Doğu’yu, özellikle Türk kültürünün geçmişini iyi bilen ve değerlendirenlerden biridir. Ahmet Kabak’lı, Erol Güngör’, ilk kez Tercüman gazetesinin “ Gün Işığında” adlı köşesine,Töre dergisinde yayınlanan “ Doç. Dr. Erol Güngör’le Bir Konuşma” başlıklı yazı ile taşır. Kabaklı bu yazısında, Erol Güngör’ü “Çağdaş Milliyetçiliği esas alan kitaplarıyla tanınan Prof. Dr. Mümtaz Turhan’ın memleket hizmetine koyduğu eserlerinden biri sayar” Ayrıca onun “yazı, tercüme ve çalışmalarına bakarak, ilerde Türkiye’nin meselelerinde sağlam söz sahibi olabileceğini düşündüğünü” söyleyerek bir öngörüde bulunur. Kabaklı, onunla ilgili bu düşüncesinde hiç yanılmaz. O, çok sevdiği ve çok değer verdiği Erol Güngör’ün vefatından büyük üzüntü duyar. Üzüntüsünü, “ Türk Milleti, çok değerli, öğrenme ve öğretme arzusu ile dolu hakiki bir fikir ve ilim adamını, araştırmacısını, bir yöneticisini (Rektörünü), hem çok cesur bir mücadele erini, bir hocasını; edebiyatımızın da ‘üslup sahibi bir kalemini kaybetti” diyerek belirtir. Beyazıt Camisinin hem içinde hem dışındaki kalabalık karşısında onu sevenlerin onu sevenlerin ne kadar çok olduğuna şahit olan Kabaklı, onun bu kadar sevilmesini “mütevazı, sağlam prensipler sahibi, gayretli, iyilik sever şahsiyetli ve ilmi bir yana… Türk- İslam sentezine, milli kültüre, töreye, tarihe bağlılığın, Allah’lı ve vicdanlı ilmin, dürüstlük ve doğru sözün ve acizlere hemdert olmanın bir timsali” olmasına bağlar.
1970 yılında fikir, sanat ve edebiyat sahasında çalışmak isteyen genç kabiliyetleri desteklemek, Türk milletinin milli çizgiler içerisinde gelişmesini sağlamak amacıyla Ahmet Kabaklı’nın öncülüğünde Türkiye Edebiyat Cemiyeti kurulur. Cemiyetin kurucuları arasında Nihat Sami Banarlı, Mehmet Kaplan, Oktay Aslanpa, Muharrem Ergin, Faruk Kadri Timurtaş, Necmettin Hacıeminoğlu, Tarık Buğra, Arif Nihat Asya, Necip Fazıl Kısakürek, Mümtaz Turhan, Erol Güngör gibi zamanın ilim ve fikir hayatında tanınan birçok şair, yazar ve siyasetçi vardır.
Türk Edebiyat dergisi de Edebiyat Cemiyeti’nin yayın organı olarak 15 Ocak 1972 tarihinde yayın hayatına başlar. Derginin yazı ailesi arasına Erol Güngör de girer. Bu tarihte Güngör, “Türk Yurdu”, “Hisar” ve “yol” dergilerinde ve “Orta Doğu” gazetesinde yazdığı makaleleri, baş makaleleri ve yaptığı tercümelerle milliyetçi- muhafazakar aydınlar ve çevreler arasında tanınmaktadır. Güngör, Kabaklı Hoca’nın başkanlığında Prof. Dr. Mehmet Kaplan, Prof. Dr.Faruk Kadri Timurtaş ve Malik Aksel ile birlikte her ay derginin hazırlık toplantılarına katılır. Dergi toplantısında Kabaklı, Güngör’e dergide yer alacak yazılarla ilgili sorular sorar. O da sorulara her zaman çehresinde hissedilen hüzünlü tebessümü ile daima soğukkanlı, kibar ve saygılı bir şekilde kısa cevaplar verir. Ayrıca Güngör, derginin yeni sayılarının hazırlanmasında aktif görev yapar. Tartışma ortamına getirdiği mevzularla ufuk açar, görüşleri ile özel sayılara ilham verir.
İngilizce Fransızca bilen, Arapça ve Farsçaya vakıf olan Erol Güngör için tercüme yapmak önemli bir dil ve kültür faaliyetidir. Çok sayıda tercüme esere imza atan Erol Güngör’ün “Türk Edebiyatı” dergisi için S. Kirkegaard’dan yaptığı tercümeninin başlığı “Korku ve Titreyişe”tir. Tercüme üç sayı devam eder. Yazar, yazıya görüntü dünyasından aldığını söylediği “Ancak çalışanlar ekmek bulur” atasözü ile başlar. Tercüme, İbrahim’in kurban hikayesi ile devam eder. Tercümede felsefe ve iman arasındaki fark anlatılmaya çalışılır: “…Felsefe insana iman vermez, vermesi de gerekmez… Tanrının aşk olduğuna inanılır… İman çok üstün bir şeydir….” Sonuçta tercüme, “İman diyalektiklerin en güzeli ve en övgüye değer olanıdır…” diyerek tamamlanır.
Doç. Dr. Erol Ülgen hocanın yazısı devam ediyor ancak bu konuya Erol Güngör’ün bir sonraki ölüm yıldönümünde devam edeceğim.