2026 Çanakkale Deniz Zaferimizin 111. yılı Çanakkale Harbi bizim için bir ölüm kalım savaşı idi Maazallah, Çanakkale’de mağlup olsaydık ne Kurtuluş Savaşı’nı başarabilirdik ne de ondan sonra bugünkü Türkiye’yi kurabilirdik.
Önceki hafta, Prof. Dr. Ahmet Sevgi’nin Çanakale Deniz Zaferimizle ilgili makalesine yer vermiştik. Bu haftadan itibaren de Yeniçağ Gazetesi arşivimden yayınlanarak “18 Mart Zafere Giden Yolun Başlangıcı”adlı tefrika yazısına başlayacağım.
111 yıl önce Çanakkale’yi geçilmez kıldık. Türk Milleti’nin üstün meziyetlerini dünyanın gözü önüne bir kez daha serdik. Yedi düvele karşı kazanılan zafer, Türk’ün sadece gücünü değil istiklaline, bağımsızlığına, bölünmez bütünlüğüne ve vatan sevgisine ne kadar bağlı olduğunu da gösterdi.
Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk bu zaferi şöyle değerlendiriyor:
Çanakkale Zaferi, Türk askerinin ruh kudretini şaynı tebrik bir misaldir. Emin olmalısınız ki, Çanakkale Muharebelerini kazandıran bu yüksek ruhtur.
Bu da Çanakkale ‘de hezimete uğrayan İngilizlerin devlet adamı Churchill’in söyledikleri: Türkler, Çanakkale’yi zorlayan çağının en ileri tekniğine sahip güçlerin karşısında adeta bir kale gibi dikilmiştir.
İngiliz General Townshend ise şöyle demiştir: Avrupa’da hiçbir asker yoktur ki, Türklerle mukayese edilebilsin. Almanların müdafaada gayet iyi oldukları kabul edilebilir. Fakat siperlerde onlar dahi Türklerle kıyas edilemez. Misal olarak Gelibolu’yu zikretmek isterim. Orada gemilerimizden yaptığımız atışlarla büyük zayiata uğrayan kıtalar Türk olmasalardı yerlerinde kalamaz ve tarumar olurlardı, kaçarlardı. Halbuki Türkler, bütün muharebe müddetince yerlerinde kaldılar.
Yukarıda ki birkaç cümle Çanakkale Zaferi’ni ve aziz milletimizin meziyetlerini anlatmaya yetmektedir. 111. Yıl dönümünde Vatan, millet ve din için şehit olanları saygı, rahmet ve minnetle anıyoruz.
İlk önce Mehmet Akif Ersoy’un kaleminden Çanakkale Harbi:
Birinci Dünya Savaşı yıllarında Hint’li, Mısırlı ve diğer Asya’lı Müslümanlar İngiliz ve Fransızlar tarafından Propaganda bombardımanına tutulmuştu. Alenen İnglizler tarafından kandırılıyorlardı. İngiliz propagandası bu Müslümanlara, Almanların Halifeyi esir aldığını, İttihat ve Terakki Partisi’nin buna göz yumduğunu, Padişah olan halifenin zor durumda olduğunu ve kurtarılması gerektiğini söylemekteydiler. Bu propaganda biçimini Çanakkaleninin cephelerinde bile sürdürmüşlerdi.
Mehmet Akif, devlet görevlisi olarak bu propagandaları çökertmek ve karşı propaganda faaliyetleri için Almanya’da esir edilen Müslümanlarla görüşmek ve İngiliz Propagandasının yanlışlığını anlatmak için Almanya’ya gönderilmişti. Bu yüzden Akif, Çanakkale Harbini hiç görmedi ve onu yaşamadı. Ama Akif, ruhen Çanakkale’de o bedrin aslanları ile beraberdi. Bu haleti ruhiye ile 0 muazzam Çanakkale Destanı’nı yazmıştır.
“Çanakkale Şehitlerine” diye başlayan o muazzam destan, Türk edebiyat tarihinin en anlamlı şiirlerinden biridir. Tamamen his ve duygu doludur. O şiiri okuyan biranda kendini 1915 yılının Çanakkale’sinde o acımasız savaşın tam ortasında bulur… Tıpkı Akif gibi…Çanakkale Savaşının sahnelerini maddi gözle görmemiş ancak Mehmetçik ve vatan sevdası ile o kadar birleşmiş ki, sanki tüm olaylar hemen onun gözünün önünde cereyan etmiş gibidir.
Yani Akif, Çanakkale’yi gözyaşı ve ruh ekseninde yazmıştır… Çünkü Akif Çanakkale’ye hiç gelmeden yaşamış hem de yazmıştır. Çünkü Akif inancının zaferinin; aşk ve imanın bileşiminde olduğunu çok iyi bilmektedir.
Akif, hiç görmediği ama hep ona yakın olduğu Çanakkale’sinin destanını Gelibolu topraklarına binlerce uzakta, Arabistantan’daki El-Muazzama adlı küçük bir tren istasyonun arkasında hurmalıklarda yazmıştı…
İşte o destanın ilk sekiz satırı:
ÇANAKKALE ŞEHİTLERİNE
Şu Boğaz harbi nedir? Var mı ki dünyada eşi?
En kesif orduların yükleniyor dördü beşi
Tepeden yol bularak geçmek için Marmara’ya
Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya
Ne hayasızca tehaşşüd ki ufuklar kapalı!
Nerde-gösterdiği vahşetle bu: bir Avrupalı
Varsa gelmiş, açılıp mahbesi, yahud kafesi!
“Ey şehid oğlu Şehid, isteme benden makber,
Sana ağuşunu açmış duruyor Peygamber.”