Asaletle rezillik arasında bir fark vardır..

Rezillik ne kadar gizlenmek istense de bir yerlerden sırıtır..

Asalet ise sessizdir...

Sahtekârlık ise rezillikle çok yakın akrabadır.

Bizlerin öncelikle sahtekarlık sendromundan kurtulması gerekiyor.

Sahtekarların tek sermayesi kârları olduğunun farkına varmalıyız.

Sahteliğin,samimiyetsizliğin,

sahtekarlığın ve rezilliğin tavan yaptığı şu dönemde;

Yeter ki istensin her kötü hâl ve davranışlardan kurtuluruz.

Her şeyden önce başta fert olarak bizlerin dürüst olması gerekir.

Eğer ki, doğruluk özünde dirayetini gösterirse

bil ki,kargalar dahi sana bana bizlere şans  getirir.

Unutmayalım nasipten ötesi

yok.

Günümüz gerçeği,kendimizi sürekli sorgulamamız ve başkalarına olan sorumluluklarımızı da üstlenmemiz gerekiyor.

Çünkü başkalarına yardım etmek, onları anlamak ve onların iyiliği için çaba göstermek konusunda duyarlığımız, ülkemizin ve milletimizin birliği,dirliği  geleceği için önemli olduğunun gereği.

Ferdi akıl ve feraset bunu gerektirir. Zira bu durum seni bazen kendi ihtiyaçlarını ve duygularını göz ardı etmeye itebilir ancak bu haslet bir çelişki değildir. Kendi iç dünyamızın  derin

sorgulamalarıdır.

Sorgulamalar sorumluluk gereğindendir.

Bu durum bir yolculuktur.Senin bu yolculukta ülken insanına duyduğun derin empatidir.

Çünkü birbirimize ihtiyacımız var.

Onların hayatlarına kattığın şey  her zaman değerli olacaktır.

Toplumu değiştirecek kadar farklı düşünceler üretebilmek gücü; kendi değerinin farkına varmaktır. Kendine verdiğin her güzel değer Ülkene ve Dünya'ya farklı bir bakış açısı getirme çabasının göstergesidir.

Şunu belirtmek gerekir ki, sürekli değişim halinde olan bu evrenin küçük bir parçası olan insanın mutlak doğrulara ulaşması şimdilik imkan dahilinde değildir.

Keza  insanoğlunun güzel hallere bürünmesi, uçsuz bucaksız bulunduğu alanı tanıması ve yönünü belirlemesi yıllarca emeği gerektiren çalışmalarla mümkün olmuş ve uzmanlaşarak bunu yapanlar da minnet ve şükranla anıla gelmiştir.

Bizlerin görevi ise, Onların  ortaya çıkardığı bilgileri doğru kullanarak yaşamla bütünleştirmektir. Bu doğru kullanım böylece istikameti güzel anlamlı yolun karşılığı doğruluk ve güvenirlilik olacaktır.

Çünkü insana dair umudumuzu kaybetmeden günümüzün en elzem konusu,kim olduğumuz,neyi yitirdiğimiz ve nerede bulunduğumuzun sabırla ve ısrarla tekrar keşfini gerektiriyor.

Bu bağlamda ;

"Tanrı Türk'ü asıl şimdi korusun."

Diyebileceğim önemli diğer bir ayrı konuyu Melih Aşık kendi köşesinde şöyle izah ediyor:

Sabırlı olun...

Sık sık sözü edilen “Kürt sorunu”, “Eşit vatandaşlık” gibi ifadeler üzerine bir vatandaş merakını dile getiriyor:

Kürtlerin ne sorunu var?

Kürtler Batıya göç mü edemediler?

Batıya geçerken kendilerinden pasaport mu istendi?

Cumhurbaşkanı, bakan, milletvekili mi olamadılar?

Vali, kaymakam, hâkim, savcı, mühendis, subay mı olamadılar?

Kamuda istihdam mı edilmediler?

Belediyelerde işe mi alınmadılar? İhalelere mi giremediler?

Turizm bölgelerinde işletme mi açamadılar?

Barolarda aday olduklarında seçim mi kazanamadılar?

Derneklerde, sendikalarda, odalarda yönetime mi gelemediler?

Elektriği Türk halkından pahalıya mı kullandılar?

Kiralık ev mi bulamadılar?

Türklerden kız mı alamadılar? Sokakta, evlerinde, (resmî kurumlar dışında) Kürtçe mi konuşamadılar?

Doktorsuz, öğretmensiz, mühendissiz, korumasız mı kaldılar?

Kürtlerin Kürt olduklarından dolayı ne sorunları var?

Evet geçmişte kötü anılar bırakan olaylar oldu. Ama zamanla bunlar düzeldi.

Bu ülkenin sorunları çok ama bu sorunlar sadece “Kürtlerin Sorunu” değildir.

Türkiye’de yaşayan tüm toplumun ortak sorunlarıdır.

Ortak sorunları Anayasaya aykırı devlet modellerine gerekçe yapmaya kalkışmayın. İç barışı bozarsa bu niyetler bozar... Sorunlar zaman içinde konuşarak, tartışarak, demokratik mücadele ile düzeltilir. Sabırlı olun.