Atalet,Halk dilinde daha çok tembellik olarak bilinen hatta TDK sözlüğünde bile tembellik, işsiz kalma anlamlarına gelen atalet, bilinenin aksine tembelliği içinde barındıran fakat tembellikten farklı bir durumdur.
Bu konuda okuyup öğrendiklerimin ve görülen durumların özeti şöyle:

Ne yazık ki bu yanlış tanımlama, ataletin yanlış anlaşılmasına ve bilinemediği için de doğru çözümüne gidilememesine yol açmaktadır.

Peki, atalet nedir?

En tipik belirtileri; tembellik, ertelemecilik, tükenmişlik sendromu, bezginlik, bahanecilik, isteksizlik gibi eylemsizlik halleridir.

Ataletin oluşumunu anlatan meşhur bir hikaye vardır.
Çoğu kişi tarafından bilinen, suya atılan kurbağanın hikayesidir ki hatta bilimsel bir deneydir. Kurbağa önce içi sıcak su dolu kaba atılır ve kurbağa can havliyle kaptan dışarı sıçrar. Sonra kurbağa tekrar su dolu bir kaba atılır fakat bu sefer su normal ısı seviyesindedir ve kurbağa halinden memnundur. Bu esnada kap ateşin üstüne konulur ve su yavaş yavaş ısıtılır.
Bunun sonucunda gözlenen ise şudur ki; halinden memnun olmanın verdiği rahatlıkla kurbağa suyun sıcaklığının arttığını hissetmemiştir.

Bu, ataletli halde yaşayan insanların durumuna bir örnektir.
Kişinin neyi istediğini ve buna ulaşmak için neler yapacağını bildiği halde harekete geçmemesi, içinde var olan potansiyelini, yeteneklerini kullanmaması yani yapılması gerekeni bildiği halde yapmaması onun atalet halinde yaşadığını gösterir.
Ne demişler, “Eğer herkes telaş içinde bağıra çağıra, sağa sola koşuştururken siz, sükûnetinizi ve soğukkanlılığınızı korumaya devam ediyorsanız…
Olan bitenin farkında değilsiniz demektir."

Yazar Ann LANDERS'in sözü ile bitireyim."Tanrı bize iki yuvarlak organ verdi. Biri oturmak için, diğeri düşünmek ve çalışması için. Başarımız hangisini daha çok kullanacağımıza bağlı." diyor.
Olduğun yerde durarak, olmak istediğin yerde olamazsın."

Sonuç olarak;kafayı çalıştırma zamanı.
Üşen-me, ertele-me, vazgeç-me ..!