Evet, “Kapı Köpeği” tabirini büyüklerimiz çok kullanırdı. Geçen sohbet esnasında bir dostdan duyunca üzerinde düşündüm .
Burada “kapı köpeği”ni gerçek anlamından ziyade, güç sahibinin kapısında bekleyen, kendi iradesini ve onurunu çıkar karşılığında teslim eden insan tipi olarak ele alabiliriz.
Bazı insanlar vardır; kendi kapısının önünde durmayı gururuna yediremez, başkasının kapısında beklemeyi ise marifet sayar.
Çünkü onların dünyasında değer, insan olmaktan değil, kimin kapısında durduğundan gelir.
“Kapı köpeği” tabiri, tam da böyle bir insan tipini anlatır.
Buradaki mesele köpek değildir. Mesele, insanın kendi iradesini başkasının iktidarına teslim etmesidir. Bir makamın, bir zenginin, bir siyasetçinin, bir kurumun veya herhangi bir güç sahibinin kapısında bekleyerek kendisine küçük bir pay, bir makam, bir ayrıcalık ya da bir yakınlık sağlamaya çalışan insanın hikâyesidir.
Kapının büyüklüğü değişir; fakat bekleyen insanın davranışı değişmez.
Kapı kiminse, ona göre eğilir.
Oysa insanın değeri, hangi kapının önünde beklediğiyle değil, kendi ayakları üzerinde durabilmesiyle ölçülmelidir.
Toplumlarda güç dağılımı adaletten uzaklaştığında “kapı kültürü” ortaya çıkar.
İnsanlar haklarını kurumların işleyişinden değil, güçlü kişilerin lütfundan beklemeye başlarlar. Böylece vatandaş olmaktan çıkıp “adamı olan” insan arayışına girerler.
Bir iş için liyakat değil tanıdık aranır.
Bir makam için başarı değil yakınlık önem kazanır.
Bir hakkı elde etmek için hukuk yerine nüfuz kullanılır.
İşte o zaman toplumun görünmeyen merdivenlerinde kapılar çoğalır, fakat insanın özgürlüğü azalır.
Kapı köpeği de böyle bir düzenin ürünüdür.
Çünkü kapı köpeği yalnızca kişisel bir karakter meselesi değildir; aynı zamanda bozulmuş bir toplumsal düzenin sonucudur.
Sadakat mi, kulluk mu?
Her sadakat değerli değildir.
Bir insanın ailesine, arkadaşına, vatanına, inancına veya değerlerine bağlılığı başka şeydir; gücünü kaybetmemek için güçlü kişiye koşulsuz biat etmesi başka şey.
Sadakat, ilkelerle birlikte anlamlıdır.
İlkesiz sadakat ise zamanla kulluğa dönüşebilir.
Kapı köpeği, kendisine verilen emri sorgulamaz. Çünkü onun için doğru olan şey, doğrunun kendisi değil, kapının sahibinin istediğidir.
Dün söylediğini bugün inkâr edebilir.
Dün övdüğünü bugün kötüleyebilir.
Dün karşı çıktığı şeyi bugün savunabilir.
Çünkü onun değişmeyen tek ilkesi vardır:
“Kapının sahibi değişmesin, ben de yerimi kaybetmeyeyim.”
En tehlikelisi
Toplum için en tehlikeli insan her zaman kaba kuvvet kullanan insan değildir.
Bazen daha tehlikeli olan, yanlışın yanında durduğunu bile bile onu savunandır.
Çünkü yanlışın kendisi kadar, yanlışı meşrulaştıran insanlar da düzenin devamını sağlar.
Bir güç sahibi hata yaptığında onu uyaran insanlar toplumun sigortasıdır.
Fakat her hatayı alkışlayanlar, her yanlışın önünde eğilenler ve her haksızlığı “vardır bir bildiği” diyerek savunanlar, toplumun vicdanını köreltir.
Kapı köpeği burada yalnızca bir kişilik tipi değil, vicdanın susturulmuş hâlidir.
Kendi kapısını unutanlar
İnsan başkasının kapısında çok uzun süre beklerse bir süre sonra kendi kapısının nerede olduğunu unutabilir.
Kendi düşüncesini kaybeder.
Kendi kararını veremez.
Kendi sözünü söyleyemez.
Çünkü hayatını başkasının rızasına göre kurmuştur.
Oysa özgür insan gerektiğinde kapının önünden çekilip kendi yoluna gidebilendir.
Bir makamı kaybetmekten korkmayan,
bir ayrıcalığın sona ermesinden korkmayan,
bir güçlü insanın kendisine kızmasından korkmayan,
ama vicdanını kaybetmekten korkan insan gerçek anlamda özgürdür.
Her toplumun önünde kapılar vardır.
Kimi adalet kapısıdır, kimi bilgi kapısı, kimi devlet kapısı, kimi zenginlik kapısı...
Fakat mesele kapıların varlığı değildir.
Mesele, insanın o kapının önünde kul mu, vatandaş mı, insan mı olarak durduğudur.
İnsan kapı bekleyebilir.
Fakat onurunu kapıda bırakmamalıdır.
Çünkü insanın en büyük kaybı parasını, makamını veya itibarını kaybetmesi değildir.
En büyük kayıp, kendi iradesini başkasının eşiğinde bırakmasıdır.
Ve belki de “kapı köpeği” dediğimiz insan tipi, tam burada başlar:
Kendi karakterinin kapısını kapatıp, başkasının kapısında nöbet tutmaya başladığında.