Kırşehir’in manevi kimliğini şekillendiren önemli simalarından olan Süleyman Türkmani 1214 yılında doğmuştur. Babası Şeyh Hüseyin ile küçük yaşta Anadolu’ya gelerek Konya’ya yerleşmiştir. Burada yaklaşık olarak 60 sene yaşadığı düşünülmektedir. Bu uzun süre zarfında Mevlâna Celaleddin Rumi’nin en sadık öğrencilerinden biri olmuş ve derin bir tasavvuf eğitimi almıştır. Mevlana’nın vefatından sonra oğlu Sultan Veled tarafından Mevleviliği yaymak ve halkı irşad etmek üzere Kırşehir’e görevlendirilmiştir. Aynı zamanda Türk edebiyatının dev isimlerinden biri olan ve ünlü Garibname’nin yazarı Aşık Paşa’nın hocasıdır.

Süleyman Türkmani, Kırşehir’e yerleştiği andan itibaren şehri bir ilim ve sosyal dayanışma merkezine dönüştürmüştür. Sultan Veled’in görevlendirmesiyle burada bir Mevlevi zaviyesi kuran Türkmani, bir yandan Mevlana’nın hoşgörü felsefesini bozkıra yayarken, diğer yandan kurduğu imarethane ile din, dil ve ırk ayrımı gözetmeksizin kapısını herkese açarak toplumsal barışı tesis etmiştir. Dönemin Türkmen aşiretleri üzerinde büyük bir nüfuz sahibi olan Türkmani, aynı zamanda Türkçenin en önemli savunucularından Aşık Paşa’yı yetiştirerek Anadolu’nun kültürel kimliğinin korunmasına eşsiz bir katkı sunmuştur. Kırşehir’de kurduğu bu manevi ve sosyal düzen, şehri sadece bir ticaret durağı olmaktan çıkarıp devrin entelektüel ve tasavvufi sığınaklarından biri haline getirmiştir. Moğol baskısının yarattığı toplumsal travmayı dindirmek adına bir "manevi sığınak" inşa eden Türkmani, kendi adıyla anılan zaviyesini kısa sürede bir sosyal hizmet merkezine dönüştürmüştür. Burada kurduğu imarethane (aşevi), "gelen geçene, dosta düşmana" kapısını açık tutarak Anadolu’daki misafirperverlik ve yardımlaşma kültürünün en somut örneklerinden birini sergilemiştir. Bu zaviye, sadece karın doyurulan bir yer değil, aynı zamanda farklı meşreplerden insanların bir araya geldiği bir uzlaşı noktası olmuştur.

Süleyman Türkmani’nin Kırşehir topraklarına ektiği bu köklü miras, bugün şehrin kültürel turizm potansiyelinin en değerli hazinelerinden birini oluşturmaktadır. İmaret Mahallesi’nde yükselen ve asırlardır yardımlaşmanın sembolü olan türbesi, sadece inanç turizmi açısından bir çekim merkezi değil, aynı zamanda Anadolu Selçuklu tarihine ışık tutan canlı bir bellek niteliğindedir. Kırşehir’in tarihi varlıklarını, kültürel değerlerini ve doğal güzelliklerini bir bütün olarak düşündüğümüzde; Türkmani’nin hoşgörü felsefesi, şehri ziyaret eden yerli ve yabancı turistlere bozkırın ortasında derin bir manevi atmosfer sunmaktadır. Bu tarihsel dokuyu turizm penceresinden doğru bir şekilde okumak ve tanıtmak, Kırşehir’in kadim kimliğini gelecek nesillere aktarırken, şehri dünya çapında tanınan bir kültür rotası haline getirmenin de anahtarı olacaktır.