Keşiş kelimesi Türkçeye Arapça “kaşīş” sözcüğünden geçmiş olup, genel anlamıyla dünyadan elini eteğini çekerek manevi bir yaşam sürmeyi ifade etmektedir. Keşişler, özellikle Hristiyanlık inancında kendilerini ibadete ve ruhsal arınmaya adayan, çoğu zaman toplumdan uzak ve sakin yerlerde yaşamayı tercih eden dini kişilerdir. Bu kişiler, günlerce hatta yıllarca keşişhane olarak adlandırılan, günümüzde ise manastır olarak bilinen yapılarda yaşayarak ibadet, meditasyon ve tefekkürle hayatlarını sürdürmüşlerdir. Bu yaşam biçimi, tarih boyunca birçok farklı bölgede dini yapılar ve yerleşimlerin ortaya çıkmasına neden olmuş; Anadolu’da da kayalara oyularak oluşturulan keşiş yaşam alanlarının oluşumuna zemin hazırlamıştır.

Kırşehir geçmişten taşıdığı izler arasında Keşiş sarayını da bulunmaktadır. Mucur’un doğu kesiminde yer alan Keşiş sarayının Bizans döneminde inşa edildiği düşünülmektedir. Bizans döneminde yapıldığı kesin olmamakla birlikte bu dönemde yapıldığını düşündüren önemli bulgular vardır. Saray, tüf kayalara oyularak yapılmıştır. Bu teknik Bizans döneminde özellikle Anadolu’da yaygın olarak kullanılmıştır. Sarayın iç düzeni ve çevresi incelendiğinde keşiş yaşamına uygun olması da destekleyen bulgular arasındadır. Çünkü özellikle Hristiyanlığın erken döneminde Bizans sınırları içinde yaşayan keşişler topluluk halinde dini yaşamı sürdürmek için inzivaya çekilmek amacıyla Keşiş sarayı gibi yapılmış yapıların içinde yaşamışlardır. Ayrıca saray Kırşehir de bulunan Bizans dönemine ait birçok yapıyla benzerlik göstermektedir. Bu bulgular yapının Bizans döneminde inşa edildiğini düşündüren en güçlü bulgulardır.

Keşiş Sarayı, yalnızca geçmiş medeniyetlerin izlerini taşıyan bir yapı değil, aynı zamanda Kırşehir’in turizm potansiyelini artırabilecek değerli bir kültür varlığıdır. Yapının yerel halk tarafından tanınması, tanıtılması Kırşehir’in kültürel mirasını korumak için yapılması gereken en önemli etkenlerin başında gelmektedir. Keşiş Sarayı, kayalara oyulmuş bir yapıdan çok daha fazlasıdır; o, zamanın sessizliğinde saklanan ve geçmiş medeniyetlerin düşünce dünyasını bugüne fısıldayan bir tanıktır.