Akp seçmenini mi, Seçmen Akp’yi mi?

Siyasette en büyük sermaye nedir?

Para mı, medya mı?

Hayır… Korku.

Korkan insan sorgulamaz, sorgulamayan hesap sormaz, hesap sormayan toplum ise kolay yönetilir.

Yıllardır bu ülkede siyaset tam da bunun üzerine kuruldu.

Vatandaşa sürekli aynı korkular tekrarlandı: “Din elden gider”, “Cumhuriyet yıkılır”, “Başörtüsü yasaklanır”, “Maaşlar ödenmez.”

Her seçim öncesi aynı senaryo, her seçim sonrası aynı hayat.

Peki ne değişti?

İdeolojik söylemleri çöktü.

Türkiye cumhuriyeti devleti yerinde duruyor.

Cumhuriyet kör topalda olsa yerinde duruyor, laiklik zaten ayakta, Anıtkabir her özel günlerde yüzbinlerce kişi tarafından ziyaret ediliyor.

Arzuladıkları ne hilafet geldi ne de saltanat kuruldu, nede adalet güçlendi.

Dinde hiçbir zaman elden gitmedi. Çünkü din elle tutulur bir şey değil.

Ama başka bir düzen büyüdü: yoksulluğun normalleştiği, sadakatin liyakatin önüne geçtiği, eleştirinin kolayca “ihanet” sayıldığı bir düzen büyüdü.

İktidardan korkan, kısık sesle eleştiren, fikir ve düşüncelerini haykırmaktan imtina eden bir topluluk büyüdü.

Bugün asıl soru şudur: Bu düzen kime yaradı, kim nemalandı kimler yoksullaştı?

Pazarda fileyi dolduramayan da onlar, market rafına uzaktan bakan da onlar, çocuğunun eğitim masrafını hesaplayan da onlar, emekli maaşıyla ay sonunu getiremeyen de onlar.

Onlar kim mi? Yıllarca Akp’nin vaadlerine güvenen ve inanarak destek verenler.

Diğer taraftan onlar zenginleşti, onlar kazandı, onlar köşeyi döndü.

Onlar kim mi? Akp’ye sırtını dayamış vatan, bayrak ve millet kıymeti nedir bilmeyen ve tek amaçları kazandıkça kazanmak olan çıkarcılar.

Ve bu tablo ne parti tanır ne ideoloji.

Enflasyon sandığa bakmaz, zamlar ne rozet seçer, nede rozet takar.

Uzun yıllar boyunca gerçek sorunlar yerine kimlik tartışmaları öne çıkarıldı.

Ekonomi konuşulmasın diye tarih, adalet sorgulanmasın diye kutuplaşma, yoksulluk görünmesin diye hamaset büyütüldü.

Ama gerçeklerin kötü bir huyu vardır…

Ne kadar üzerini örterseniz örtün, bir gün mutlaka ortaya çıkarlar.

Boş tencere propagandaya inanmaz.

Boş cüzdan ideoloji taşımaz.

Aç kalan çocuk seçim sloganı dinlemez.

Sandıkta verilen sözler unutulabilir.

Ama mutfakta yaşanan gerçekler asla unutulmaz.

Çünkü iktidarlar seçim kazanabilir…

Fakat hayat pahalılığına seçim kazandıramazlar.

Ve gün gelir, yıllarca alkış tutan eller, cebine uzandığında gerçeği en acı şekilde hisseder.

İşte o gün kimsenin birbirini kandırmasına gerek kalmaz.

Çünkü hükmü artık siyaset değil…

Hayatın gerçekleri verir.