Ülkesini bölüp parçalayan hiçbir lider tarihe altın harflerle yazılmaz.
Bu milletin yarısı size bir unvan verdi. O unvan “Dünya Lideri” unvanı!
Peki, dünya lideri olarak 25 yıldır yönettiğiniz ülkeye PKK’yı ortak mı edeceksiniz?
Yoksa ulus devletimizi koruyup kollayacak mısınız?
Bölücü başı Apo ile masaya oturup onun istek ve arzularını yerine getiren biri asla “Dünya Lideri” olamaz.
Bunu sizden Türk halkı mı istiyor, yoksa yabancı güçler mi?
Bu yabancı güçler dün de Osmanlı’dan çok şey istemişlerdi, hatırlarsanız.
Duyun-u Umumiye’yi, Mondros Mütarekesi’ni ve Sevr’i isteyip dayatmışlardı. Ve o korkak saray hükümeti hepsini kabul edip imzalamıştı.
Ancak Anadolu’nun bağrından, Sivas’tan 4 Eylül 1919’da bir ses yükseldi:
“Millî sınırlar içinde yer alan vatan parçaları bir bütündür; birbirinden ayrılamaz ve parçalanamaz.”
Ve o irade, Mondros’u da Sevr’i de yırtıp çöpe attı. Tarih şimdi onları kahraman olarak yazıyor.
Ya diğerlerini!
Siz kimlerin baskısıyla o çerçeve yasayı çıkardınız?
Sizi bu ülkeye dış güçler başbakan veya cumhurbaşkanı veya başkan yapmadı.
Türk milleti yaptı.
Ondandır ki onların değil, Türk milletinin hissiyatına göre hareket etmeniz gerekmiyor mu?
Seçimden önce kürsülerde propaganda yaparken “CHP iktidara gelince PKK’ya af getirecek, Apo’yu hapisten çıkaracak” diyen sizler değil miydiniz?
Millet sizlerin bu söylemine inanarak size oy vermedi mi?
Şimdi de çıkmış “Terörsüz Türkiye” diyerek dediklerinizin tam tersini yapmış olmuyor musunuz?
Bunun neresi etik?
Amaç iktidarda kalmak ise kalın. Ölene kadar kalın.
Ama ülkeye PKK’yı ortak ve Apo’yu kürtçülere önder yaparak değil.
Elini teröre veren kolunu kurtaramaz.
Bunu en iyi sizler bilirsiniz.
FETÖ’de görmediniz mi?
“Ne istediler de vermedik” diyen sizler değil miydiniz?
Sonra verdikleriniz yetmedi, ülkeyi istemediler mi?
Bunun için 15 Temmuz’da darbe girişiminde bulunmadılar mı?
Şimdi PKK’ya istediklerini verirseniz, yarın daha fazlasını ve öbür gün daha da fazlasını isteyeceklerini bilmiyor musunuz?
Siz tarihe 25 yıl ülkeyi kesintisiz yöneten bir lider olarak mı, yoksa ülkesini bölücü PKK’ya parçalattıran bir lider olarak mı geçmek istersiniz?
Küçük ortağınızın Meclis’e davet etmesi ve terörist başını önder ilan etmesi sizi yanlışa sevk etmesin.
Onun toplumdaki karşılığı, emin olun, %3-4’tür.
Onun tek derdi, Cumhur İttifakı bünyesinde kendi genel başkanlık koltuğunu korumaktan başka bir şey değil.
Onun getirdiği sistem ülkede ekonomik çöküntüye yol açmadı mı?
Şu bir gerçek;
Atatürk karşıtları, Cumhuriyet düşmanları, “Keşke Yunan galip gelseydi” diyenler, tarikatlar, cemaatler PKK ile beraberler.
Asla size ve bu devlete dost değiller.
Siz onlardan yana olamazsınız.
Çünkü bunlar tıpkı Fetullah Gülen gibi ilk fırsatta sizi devirip yerinize geçmek isteyen siyasal İslamcılardır.
Türk milleti size güvendi, Türk milleti size inandı ve 25 yıl bu ülkeyi yönetmeniz için oy verdi, iktidar yaptı.
Seçimlerde söylemlerinize göre size destek verdiler.
Bugün, seçimden önce dediklerinizin tam tersini yaparsanız eğer, seçmen sizi affetmez.
Bu güveni ve inancı, küçük ortağınız için, PKK’nın ve Büyük İsrail Projesi için yerle bir etmeyiniz.
Dün bizzat siz itiraf etmiştiniz “Aldatıldık” diye. Bugün de PKK ve uzantılarına aldanmaya gerek yok.
Tüm yanlış ekonomik, sosyal, siyasal kararlarınızı sineye çeken, “soğan ekmek yeriz reisi yedirtmeyiz” diyen seçmen kitlenizi hayal kırıklığına uğratmayınız.
Tarihe Türk milletinden yana olarak seçmen kitleniz tarafından verilen “Dünya Lideri” unvanıyla mı, yada Büyük Ortadoğu Projesi’nin istek ve arzularına boyun eğen Cumhurbaşkanı olarak mı geçmek istersiniz?
Son söz; dünya lideri diye PKK’ya taviz verene değil, Mustafa Kemal Atatürk gibi yedi düvele karşı koyana denir.
Karar sizin!