İnsan beyni o kadar mükemmel yaratılmış ki, insan o beyni kullanmasını öğrendiği an gerçek insan olmaya başlar.

İsterse inançsız olsun, beyin yine de mükemmel bir uzuvdur.

Hiç kimsenin insan olmasına engel değildir. Kullanmasını bilirsek.

Değilse hayvandan daha aşağılık varlık olmaktan öte gidemez.

Çünkü, hayvan kendisine yüklenen emir neyse onu olduğu gibi yaşar.

İnsan insanlığını kavrayamadığı an insanlıktan çıkıp, canavarlaşarak karşıdakine zarar vermekte mutluluk duyar, haz alır.

İsrail bunun en güzel örneğidir.

Gerçi, İsrailli hayvanla karşılaştırmak bile hayvana hakarettir.

İnsan, araştırmalı, okumalı ve okuduğunu iyi tartıp hayatına aktarmalı.

İnsan tek taraflı araştırmamalı. Çünkü bu şekildeki araştırma, okuma, insanı insan yapmadığı gibi, karşı tarafa hakaret ettirmeyi de beraberinde getirir.

Tek doğru kendisidir. Bu doğruları zamanla beynini kontrolü altına alır ve gözü hiçbir şeyi görmez.

Peki bu doğru bilgi midir?

Kesinlikle doğru bilgi edinme değildir.

Yanlışta olabilecek bilgiye kendisini esir etmesidir ki insanlar arasında kavganın asıl nedeni de bu bilgiden kaynaklanmaktadır.

Bu bilgi edinen kesim her ideolojide mevcuttur. Bir yere mahsus değildir.

Emin olun ki, birbirine hakaret eden, küfreden, zulmeden kesim tamamıyla bu kesimdir.

Karşı tarafın fikirlerini de araştıran kişi kendisinden emin olan kişidir.

Bu kişiler, hakareti, küfrü, zulmü yapmaz.

Emin olduğu bilgilerini karşıdakilere anlatır ve kenara çekilir.

Dayatmacı değildir.

İnsanların fikirlerini, ideolojisini kabul etmez ama insana insan olduğu için saygı duyar, hürmet eder, ihtiyaç sahibi ise yardım eder.

Bu şekilde olabilmenin yolu ise…

Bilgi edinme değil. Edinilen bilgiyi iyi kavrayıp geliştirerek hayata aktarabilmektir. Ancak bu bilgi edinme, insanı insan, yolunu yol yapar.

Eğer edinilen bilgi sahibini insan yapamıyorsa, bu bilgi ezbere dayanan bilgidir ki…

İnsanı insanlıktan çıkartır; küfürbaz, ukala, kendini beğenme, kendisini diğer kişilerde üstün görme, kendi dışındakileri aşağılama gibi özellikleri yaşamsallaştırarak, insan olduğunu sanır ama insan müsveddesine dönüştüğünün farkına vardırmaz.

Bu tip insanlar her zaman ve her platformda tehlikelidir.

Bunlarda uzak durmak, insanın faydasınadır.

Ezberleyip çok bilip zırvalamaktansa…

Az bilip onunla yaşamak daha iyidir.

Çok bilip, onunla yaşayıp, hayatına aktararak, insanların yararına (ideolojik bir ayrım yapmadan) kullanabiliyorsa bu mükemmelliktir.

Unutmayalım; Her ideolojinin ve dinlerin en etkili tebliğ yöntemi de budur.

Dünyayı yöneten küresel güçlerin, en büyük düşmanı da yine bunlardır.

Yaşamak için değil, yaşatmak için yaşamayı öğrenmeliyiz.

Ancak bunu başarırsak adam oluruz.

Değilse; Aklımızı, partimize, cemaatimize, liderlerimize ipotekleyerek, biz biz olmaktan çıkar, onlar olduğumuzun farkına dahi varamayız.

Körü körüne birilerini savunur, birbirimizi yeriz.

Günümüzde olduğu gibi.’’ Kendi gözümüzdeki çapağı’’ görmemeye devam eder gideriz.