38. Ahilik Haftası Ulusal ve uluslararası kutlamaları 2025 yılı 22-27 Eylül’de yapılmıştı 2026 yılı 39. “Ahilik haftası” daha önce bir tarihe alınmazsa tahminen 14 Eylül Pazartesi başlayıp 20 Eylül Pazar günü son bulacaktır. İlimizde kutlanan Ahilik haftası nedeniyle Türkiye’nin çeşitli illerinden gelen ahilik teşkilatları çeşitli etkinlileri ile Ahilik haftamıza renk katacaklar. İlk defa 1965 yılında kutlanmaya başlanan “Ahilik Haftası” Esnaf Bayramı olarak Ahiliğin başkenti Kırşehir’imizde kutlanacak. Türkiye çapında Ahiliğin anlam ve önemini başlatan, önce ilimizde olmak üzere tüm yurt çapında kutlanmasına öncülük eden rahmetli Ahi Babamız Mustafa Karagüllü, (maddi ve manevi çok emeği var) Refik Soykut ve Galip Arısan’a Kırşehir’liler olarak ne kadar teşekkür etsek azdır. Çünkü, bu ahilik kutlamaları sayesinde ilimizin tanıtımı yapıyor ve en önemlisi de unutulmaya yüz tutmuş Ahilik geleneğini 86 milyona hatırlatıyoruz. Ahilik kutlamaların bir devlet geleneği haline getirilmesi ve bunla ilgili Kültür Bakanlığı tarafından yönetmelik çıkartılmasıyla Ahilik, Kırşehir ile tescillenmiş oldu. Bu yönetmelik sayesinde ilimize has Ahilik ile ilgili kültür değerimize, Yunus Emre ve Karacaoğlan gibi değerlerin de başka iller tarafından sahip çıkılması da bir şekilde önlenmiş oldu.
Ahilik “kardeşlik, yiğitlik” anlamına geliyor. “, diline ve beline sahip ol” temel ilkesidir. “Ahilik Haftası” nedeniyle, ilimizdeki Ahievran Üniversitesi 26-27 Eylül 2025 tarihinde 55 akademisyenin bildiri sunduğu VIII. Uluslararası Ahilik Sempozyumu düzenlenmiştir. Bu “Ahilik Sempozyumu’nun” düzenlenmesinde büyük emek harcayan Editör öğretim üyeleri Tahsin Hazırbulan ve İstemi Saylam’ın birinci cilt kitabının “Takdim” girişinde; “Türk kültür ve medeniyet tarihinin en özgün kurumlarından biri olan Ahilik, yüzyıllar boyunca sadece bir meslek teşkilatı olmaktan öte, toplumsal dayanışmanın, ahlak değerlerinin ve ekonomik adaletin somut tezahürü olmuştur. XIII. Yüzyıldan itibaren Anadolu’nun iktisadi ve sosyal dokusunu değerlendiren bu köklü gelenek, bugün hala üzerinde düşünülmeye, tartışılmaya ve yeniden keşfedilmeye değer zengin bir miras sunmaktadır.” Diye not düşmüşlerdir. Ayrıca bu sempozyumu düzenleyen Ahi Evran Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Kasım Karahocagil de açılış konuşması girişinden sonra sözlerine şu şekilde devam etmiştir. “Bugüne kadar Üniversitemizin ev sahipliğinde düzenlenen, 7 Uluslararası ve 2 Ulusal Ahilik Sempozyumunda toplam 504 bildirinin yer aldığı yaklaşık 8.000 sayfalık bir “Ahilik Külliyatı” oluşmuş, Ahilik teşkilatı bütün tarihi dönemlerini kapsayacak şekilde kayıt altına alınmış ve bu kayıtlar İslam Araştırmaları Merkezi/İSAM veri tabanında online erişime açılmıştır. Ahilik Sempozyumların devamı olarak geçen yıl “Geçmişten Günümüze Esnaf ve Sanatkarlık” teması ile VII. Ahilik Sempozyumu düzenlemiştik. Bu yıl ise “Fütüvvet ve Fütüvvetnameler” konusu ele alınmıştır. Bundan sonra da Ahilik Sempozyumları tematik olarak düzenlenmeye devam edecek ve uluslararası boyutu güçlendirilecektir. Böylece Ahiliği farklı alanlardaki etkileri, fonksiyonları, uygulamaları ve günümüze yansımaları ulusal ve uluslararası literatüre kazandırılması hedeflenmektedir.
VIII. Uluslararası Ahilik Sempozyumu’nun bir diğer dikkat çeken tarafı, Ahilik ve Fütüvvet kültürünün orijinal belgelerini gün yüzüne çıkaran üç ayrı sergiye ev sahipliği yapacak olmasıdır. Türkiye Yazma Eserler Kurumu’nun destekleriyle, yazma eserler koleksiyonunda bulunan Fütüvvetnameler’den oluşan bir sergi sempozyum katılımcılarıyla buluşacak, Devlet Arşivleri Başkanlığı, Osmanlı Arşivi’nde bulunan Ahilik teşkilatı ile ilgili belgeleri sergileyecek, İbn Haldun Üniversitesi İber Yayınları, “Fütüvvet Kitaplığı” adı altında, 20 Farklı Fütüvvetnamenin çevirisinin bir araya getirildiği bir sergi düzenleyecektir.” Bu girişten sonra Sempozyumun ana konularından “Fütüvvet ve Ahilik Geleneğinin Tarihsel İzleri ve Kurumsal Yansımaları” konusunu kaleme alan Kilis 7 Aralık Üniversitesi Öğretim Üyesi Bilgehan Pamuk’un bildirinin özet kısmını siz okuyucularımın bilgisine sunuyorum.
Fütüvvet, İslam dünyasının erken dönemlerinde ortaya çıkarak zamanla şehirli toplulukların mesleki, ahlaki ve dini yaşamını kuşatan bir kurumlaşma modeline dönüşmüştür. Claude Cahen’in belirttiği gibi, fütüvvet gelenekleri Orta Çağ İslam şehirlerinde esnaf zümreleriyle eklemlenme sürecinde sosyal bir fenomen olarak kritik önem taşımıştır. Arapça’daki “feda” kavramından doğan bu gelenek, sadece bireysel erdemleri değil, toplumsal düzeni, esnaf dayanışmasını ve manevi oteriteyi de kapsayan çok katmanlı bir yapıdır. Bu yapının Anadolu’daki en somut örneklerinden biri ise 13. Yüzyılda Ahi Evran öncülüğünde şekillenen ahilik sistemidir. Fütüvvet ve Ahilik, zaman zaman birbirinin yerine kullanılan iki kavram olup benzer niteliklere sahiptir. Anadolu Selçukları döneminde Fütüvvet teşkilatı yerine “ahi” denmesinin, bu kurumun Anadolu’daki yerel formunun “ahlik” olarak adlandırılmasına zemin hazırladığı yönünde değerlendirmeler bulunmaktadır. Bu bağlam çerçevesinde, ahilik kurumunun toplumsal ve tarihsel gelişiminin, Anadolu’da fütüvvet anlayışının yerleşik hale gelmesiyle şekillendiği vurgulanmaktadır.
Fütüvvetin İslam öncesi kökenlerinden başlayarak Abbasiler dönemindeki kurumsallaşmasına, ardından Anadolu’da evrilişine ve özel olarak Ayntab şehrindeki tarihsel ve kurumsal izdüşümlerine odaklanmaktadır. Nitekim Ayntab örneği, fütüvvet geleneğinin mekanla kurduğu ilişkiyi çözümlemek açısından özgün bir inceleme alanı sunmaktadır. Faroghi’nin “Osmanlıda Kentler ve Kentliler” çalışmasında vurguladığı gibi, 16-17. Yüzyıl Anadolu şehirlerinde ticaret, zanaat ve kentsel yaşam arasındaki organik bağ, Ayntab örneğinde de açıkça gözlenmektedir.
Ayntab’ta Fütüvvet/ahilik, yalnız lonca ve zaviyelerle değil, camiler, mescitler, medreseler, kasteller ve çeşmeler gibi vakıf üzerinden yürütülen belediye hizmetlerini kapsamıştır ve bu hizmetleri bedesten, han ve hamam gelirlerinden finanse etmiştir. Mehmet Genç’in Osmanlı ekonomik düzeyindeki analizleri, bu kurgunun sistematik karakterini göstermektedir.
Ahilik ve fütevvet, ahlaki ilkelerle toplumsal örgütlenme dinamiklerini buluşturan nadir kurumlardandır. Dolayısıyla hem İslam tarihi hem de sosyoloji disiplini içinde kurumsal olarak zengin bir alan sunmaktadır. Fütüvvetin Lonca etiğiyle kurumsal ilişki, yalnızca ‘erdemli birey’ tasavvuruyla sınırlı değildir. Kent ekonomisinin iş bölümü, fiyat ve disiplin mekanizmaların ile mesleğe kabul törenlerine kadar uzanmaktadır.
Fütüvvet. İlk dönem Sufiler tarafından bireysel ahlaki arınmanın, cömertliğin ve dayanışmanın temsili olarak ele alınmış halidir. Cafer es Sadık’ın meşhur tanımı; “Sahip olduğun şeyi bir başkasına vermek, sahip olmadığın şeye sabretmek” işin özüdür.
. Fütüvvet teşkilatı ve Ahi birliklerinde ustalık mertebesine ulaşan kişiye belgesi verilirken icra edilen geleneksel tören Arapça bir kelime olan “şedd”, kuşak, kemer, bağ, peştamal anlamına gelir. “Şed Kuşatma” Selçuklu ve Osmanlı esnafında bir usta yanında yamaklık, çıraklık ve kalfalık aşamasından geçtikten sonra ustalığa yükseltilen namzete verilen ustalık belgesi (diploma) sırasında icra edilen özel törene verilen addır. Haftaya Şed Kuşatma konusunu Doç. Dr. Erol Ülgen’in makalesinden alıntı yaparak devam edeceğim.