Zihin, zihinler işgal altında mı? Sorusu ile başlarken öncelikle şunu ifade etmek istiyorum.

Zihin;

Sözlükte “anlama, kavrama, akılda tutma,anlayış, kavrayış gibi manalara gelir...

Bu sebeple zihnimin kavradığı kadarıyla devam edeyim.

Zihnimiz genelinde güzel tanımlamalara acilen ihtiyaç var.

Adaletsizliğin, umursamazlığın, haksızlıkların, çirkinliklerin bunlara benzer bütün rahatsızlıkların insanlağımıza yakışmayan şekillere

bürünmesinden kurtulmamız gerekiyor.

Zira insanlar hakikatlere karşı duyarsız.

Olan bitenler karşısında kafa konforlarını muhafaza ya da vicdanlarını rahatlatmak için kendilerini kolaylıkla kandırabiliyorlar.

Öncelikle şunu belirtmek gerekiyor.

Bu Venezuela operasyonu ülke içindeki işbirlikçiler sayesinde başarılmıştır.

En kötüsüne gelinmeden, aklımızı başımıza almalıyız.

Bir başka ifadeyle, cehaletin rahatlattığı tiplerin çoğu, seyirciye dönüşmüş cehaletin rahatlığı ile yaşıyorlar.

Adaletsizlik karşısında susanların bir başka savunma/meşrûlaştırma gerekçesi de çok yaygın:

-Böyle gelmiş, böyle gider...

-Adaletsizlik her zaman vardı...

-Eskiden de böyle idi...

-Öncekiler de böyle yapmışlardı...

Velhasıl, seyirciye dönüşmüş toplum mensubu olmak, ahmaklıkla ve hattâ mankurtlukla eş anlamlı…

Adaletsizlik karşısında susmayı olgunluk, uzak durmayı sağduyu, itaatkar kabullenişi hikmet sayar, “Beni ilgilendirmiyor” diyerek vicdanını emniyete alır, “bir bildiği vardır” diyerek iradesini ipotek eder, bakışını sorumluluğun yerine koyarak kendi payını siler.

Toplumlar kendi ahlakı sorumluluk alanı belirleyerek makbul olan ve olmayan yargılara göre bakıyor yada ilgileniyor.

Senin için çok ahlâkî olan bir mesele diğerini hiç ilgilendirmiyor seyirci kalıyor.

Çünkü adalet, yalnızca mahkemelerde kurulmuyor bakışlarda, suskunluklarda ve kalabalığın rahatlama anlarında da biçimleniyor.

Güzel laflara,parıltılı ilişkiler diplomasisine,artistik jestlere

Hayır!

Geçin bunları!

Aldanmalara doyduk.

Güzel eylemlere, dürüst tutumlara ihtiyacımız var.

Bu noktada inatla direnmeye muhtacız.

Gördük işte, böyle giderse daha beterlerini göreceğiz gibi.

Dilinden barış lafını düşürmeyenlerin bütün hesapları savaş üzerine.

Düzgün, düz, dürüst insanlarla ihtiyaç var.

Yeni yüzyılda herkes gücü ölçüsünde pastadan bir pay koparıyor. Birde şu var, bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın anlayışı sayesinde, ayakta kalmak için direnen halklarla vahşice dalgalarını geçiyorlar sanki...

Zihinler işgal altında.

Dünya Amerika'nın operasyonuna karşı olmasına rağmen iki derede bir arada durumu devam ediyor.

Ciddi bir protesto yapılmaması düşündürücü.

Olan bitenler ideolojik körlükle okunduğunda ortak noktalarda buluşma zemini kayboluyor. Ulusal ve uluslararası siyaset, ekonomik ve siyasal stratejiyi okuma ve anlama, anlamlandırmaya girmek şu durumda bizim için pahalı gibi.

Hal böyle olunca, Allah yardımcımız olsun. Yalnız bir konudaki inisiyatif almanın altını çizmekte fayda var. Elverişli şartlarda dahi inisiyatif al(a)mama benimde eleştirdiğim bir konu. Her hususta problemlerin ana sebebi bu husustur. Diğer yandan haydut devlet Amerika'nın, genel tarafından kınan(a)masada, birey olarak bizlerin kınamamızın önünde engel yoktur. Amerika'yı bu vesileyle tüm haydutlukları için kınıyorum.

Ve sözü Pir Sultan Abdal'a bırakıyorum:

"Özü öze bağlayalım

Sular gibi çağlayalım

Bir yürüyüş eyleyelim

Tevekkeltü teâlallah...