Muzaffereddin Behram Şah, hanedan soyundan geldiği için Melik, gösterdiği askeri başarılardan dolayın aldığı Gazi unvanıyla günümüzde Melik Gazi olarak bilinmektedir. Melik Gazi, Anadolu’nun ilk Türk beyliklerinden olan Mengücekoğulları sülalesine mensuptur. Erzincan, Kemah ve Divriği bölgelerinde hüküm süren bu beylik, Anadolu Selçuklu Sultanı I. Alâeddin Keykubad döneminde Selçuklulara bağlanmıştır. Beylik merkezî otoriteye dahil edildikten sonra, hanedan üyeleri Selçuklu devlet kademelerinde yüksek rütbeli vali ve emîr (komutan) olarak görev yapmaya devam etmişlerdir. Melik Gazi de bu soylu aileden gelen tecrübeli bir yöneticidir. Yaşadığı dönem, Anadolu’nun Kösedağ Savaşı (1243) sonrasında Moğol istilası ve baskısı altında olduğu, Selçuklu sarayında taht kavgalarının yaşandığı çok çalkantılı bir süreçtir. Melik Gazi, bu zorlu dönemde Kırşehir’de hem Selçuklu devletinin otoritesini korumaya çalışmış hem de bölgeyi Moğol tahribatından ve iç karışıklıklardan mümkün mertebe uzak tutarak halkın güvenliğini sağlamıştır. Yönettiği dönemlerde Kırşehir’e kültürel ve mimari açıdan önemli bir kimlik kazandırmıştır. Şehirde kendi adıyla anılan bir medrese yaptırmış (günümüze ulaşamamıştır) ve hemen yanındaki Lale Camii ile bölgeyi önemli bir bilim ve inanç merkezi haline getirmiştir.

Melik Gazi türbesinin mimarisi o dönem Orta Asya Türk çadır sanatını yansıtmaktadır. Yapı, köşeleri tıraşlanmış kare bir kaide (taban) üzerine oturtulmuş sekizgen bir gövdeye sahiptir. Sekizgen gövdeden yukarıdaki silindirik konik külaha geçişte büyük üçgen pahlar (yüzeyler) kullanılmıştır. Bu mimari hile, kümbete dışarıdan bakıldığında tam bir Türk çadırı (oba çadırı) görünümü kazandırır. Kümbet geleneksel Selçuklu tarzında iki katlıdır: Altta cenazelik (mumyalık) bölümü, üstte ise ibadet ve ziyaret katı (ziyaretgâh) bulunur. Cenazeliğe, üst kata çıkan merdivenlerin hemen altındaki basık bir kapıdan girilir. İçeriden bakıldığında üst kat yarım küre bir kubbe ile örtülüdür. Sekizgen gövdenin iç duvarlarındaki kaval silmelerle oluşturulmuş sivri kemerler, iç mekâna harika bir derinlik ve hareketlilik katmaktadır. Türbe giriş kapısının hemen üzerindeki 3 satırlık Arapça kitabede çok ilginç bir detay yer alır. Kitabeye göre kümbeti yaptıran kişi, Melik Muzafferüddin'in hareminden bir kadındır (eşi/hatunudur). Bu yönüyle yapı, Kırşehir tarihindeki güçlü kadın figürlerinin ve vefa duygusunun estetik bir simgesidir.

Melik Gazi Kümbeti, Orta Asya’dan Anadolu’ya uzanan köklerimizin Kırşehir’deki en estetik yansımasıdır. Şehrimizin inanç ve kültür turizmine çok büyük bir değer katan bu eşsiz yapı, hem mimari meraklılarının hem de tarih seyyahlarının Kırşehir’de mutlaka görmesi gereken, adeta gurur kaynağımız olan bir mirasıdır.