Kırşehir denildiğinde akla ilk gelen isimlerden biri Neşet Ertaş’tır. Ancak bu toprakların müzik hafızası, Neşet Ertaş’tan çok daha eskiye uzanır. Kırşehir’in köylerinde, bozkırında ve insan hikâyelerinde iz bırakan halk ozanları, yaşadıkları dönemin duygularını sazları ve sözleriyle geleceğe taşımıştır. Bu isimlerden biri de Toklumenli Âşık Said’dir.
1835 yılında Kırşehir’in Toklumen köyünde dünyaya gelen Âşık Said, 19. yüzyıl Anadolu âşıklık geleneğinin önemli temsilcilerindendir. Okuma yazmayı köyünde öğrenmiş, genç yaşlarında Kayseri’de medrese eğitimi almıştır. Çiftçilik ve kayıkçılıkla uğraşan ozan, hayatını yalnızca şiirleriyle değil, içinde yaşadığı çevreyle kurduğu ilişkiyle de anlamlandırmıştır. Gençlik yıllarından itibaren sazıyla ve sözüyle tanınan Âşık Said, yaklaşık 45 yaşına kadar türkü söylemiş, daha sonra sazını bırakmıştır. 1910 yılında ise doğduğu topraklarda hayata veda etmiştir.
Âşık Said’i bugün hâlâ hatırlamamızı sağlayan en önemli unsurlardan biri, şiirlerinde doğayı ve insan yaşamını iç içe işlemesidir. Bunun en güzel örneklerinden biri, Kızılırmak’a seslendiği “El Kızılırmak” adlı şiiridir. Irmağı yalnızca bir coğrafi unsur olarak değil, dertlerini paylaşabildiği bir yol arkadaşı gibi anlatır. Kızılırmak’ın coşkunluğu, taşkınlığı ve insana yaşattığı zorluklar, ozanın kendi hayatındaki sıkıntılarla birleşir. Böylece bir ırmak, şiirin içinde insanın derdine ortak olan bir sese dönüşür.
Âşık Said’in şiirleri, yaşadığı dönemin insanlarını, geleneklerini ve duygularını anlamak bakımından da önemlidir. Onun dizelerinde yalnızca aşkı ve ayrılığı değil, Anadolu insanının gündelik yaşamını ve doğayla kurduğu bağı da görmek mümkündür. Bu yönüyle ozanın eserleri, geçmişin toplumsal hayatına açılan küçük pencereler gibidir.
Kırşehir’in müzik geleneğini yalnızca tanınmış sanatçılar üzerinden okumak, bu kültürün köklerini gözden kaçırmamıza neden olabilir. Âşık Said gibi ozanlar, kendilerinden sonra gelen kuşakların yetiştiği kültürel zeminin anlaşılmasına katkı sağlar. Onların şiirleri ve türküleri, kuşaktan kuşağa aktarılan sözlü mirasın önemli parçalarıdır.
Bugün Kırşehir’in bozlak geleneğini ve halk müziğini konuşurken, bu geleneğin geçmişteki temsilcilerini de hatırlamak gerekir. Çünkü bir şehrin kültürü, yalnızca bugün tanınan isimlerden değil, yıllar boyunca o kültürü yaşatan ve geleceğe aktaran insanların birikiminden oluşur. Âşık Said’i yeniden hatırlamak, Kırşehir’in müzik hafızasında geçmişle bugün arasında bir köprü kurmak demektir.