Kırşehir denildiğinde akla gelen bozlak geleneği, yalnızca türkülere değil, bu toprakların insanına, yaşanmışlıklarına ve hafızasına da ses verir. Bu geleneğin önemli temsilcilerinden biri olan Çekiç Ali, sazındaki kıvraklık ve sesindeki içtenlikle Kırşehir müzik kültüründe kendine özgü bir yer edinmiştir.
Asıl adı Ali Ersan olan sanatçı, 1932 yılında Kırşehir’in Kaman ilçesine bağlı Meşe köyünde dünyaya gelmiştir. Küçük yaşlarda sazla tanışmış, köy odalarında ve düğünlerde çalıp söyleyerek kendisini yetiştirmiştir. Saz çalışındaki çeviklik ve hareketlilik, ona zamanla Çekiç Ali adını kazandırmıştır.
Çekiç Ali’yi önemli kılan, yalnızca türküleri ustalıkla seslendirmesi değildir. O, yaşadığı çevrenin sevincini, hüznünü, eğlencesini ve acısını müziğine taşıyan halk sanatçılarından biridir. Kırşehir’in bozlakları ve oyun havaları onun yorumuyla hayat bulurken, yöre müziğinin kendine has tavrı da dinleyiciye ulaşmıştır.
Acem Kızı gibi eserlerle hatırlanan sanatçı, halk müziğinin yazılı kaynaklardan çok usta-çırak ilişkisi ve sözlü aktarım yoluyla yaşatıldığı bir geleneğin temsilcisidir. Kırşehir Valiliğinin ozanlar üzerine hazırladığı tanıtımda da Çekiç Ali, şehrin müzik mirasına katkıda bulunan önemli isimler arasında anılmaktadır.
Çekiç Ali, 13 Eylül 1973’te hayatını kaybetmiştir. Ancak bir halk sanatçısının ömrü, yalnızca yaşadığı yıllarla ölçülemez.
Sazından dökülen ezgiler, onu hiç tanımamış kuşaklarla bile bağ kurmayı sürdürür. Bugün Kırşehir’in müzik kültürünü anlamak isteyen bir ziyaretçi için bu ozanların hikâyeleri, şehrin tarihî mekânları kadar anlamlı bir keşif alanı sunar. Çünkü kültürel miras, yalnızca geçmişten kalan yapılar değil; insanların yaşattığı sesler, anlatılar ve geleneklerdir.
Çekiç Ali’yi tanımak, Kırşehir’i yalnızca gezilecek yerleriyle değil, türkülere sinmiş hafızasıyla da tanımaktır. Bir şehrin kültürünü yaşatmanın yolu, onun ozanlarını hatırlamaktan ve onların sesini gelecek kuşaklara ulaştırmaktan geçer.
TURİZM PENCERESİNDE ÇEKİÇ ALİ
Fatma Sena Buzluk
Yorumlar