Eee kim bu topçu Recep? Vallahi ben de tanımıyorum. Anlatanların yalancısıyım.

Lakin yabancı değil. Yurdum insanı. Ahmet gibi, Mehmet gibi, Sayım gibi, Suat gibi bir yurdum insanı. Çokta uzaktan değil. İlçe yapılmadan önceki eski Kırşehir, Hacıbektaş köylerinden.

Eee ne özelliği var ki? derseniz; aldığını vermez, alttan girer üstten çıkar, yalanın dolanın hesabı bilinmez, gözü açık, helali haramı da gözetmez sanki Sülün Osman'ın İç Anadolu şubesi. Ali'nin külahını Veli'ye, Veli'nin külahını Ali'ye giydiren, anasını boyayıp baba’sına satan bir yurdum insanı.

Zannetmeyin öyle boy, pos, endam, burma bıyık derler ya taşı sıksa suyunu çıkarır. Nerde o babayiğitlik. Allah vermemiş garibin ne suçu var.

Olanı biteni say ki bir altmış boy, kavruk, esmer bir yüz, fındık gibi bir burun, kahve renkli çökkün bir göz, burun altında dudaklarına taşmayan pekte kalın olmayan Halil market bıyığı. Bakınca da Allah'ın garip kulu bundan kime ne zarar gelir ki dedirten masumiyet akan bir yüz. Sırtında yeni olmayan kahve renkli Sümerbank kumaşından ceket, hafif kamburlaşmış, yürürken çetel çütel yürüyen bir adam.

Görüntüsünün aksine ağzı iyi laf yapan, yılanı deliğinden çıkaracak kadar inandırıcı konuşabilen, zaten de tüm marifeti bu olan biri.

Hikayesi çokta birisini nakledelim...

Topçu Recep'in köyünde o yıllarda kıymetli olan kamyona sahip bir kamyoncu İsmail var. Kamyoncu İsmail ki çevresinde sevilen, sayılan, sözüne güvenilen, alacağına borcuna sadık hatırı sayılır bir başka yurdum insanı selamı ile iş bitirir bir Ademoğlu.

Bir de o bölgede neredeyse tek diyebileceğimiz petrol istasyonu sahibi topal Süleyman var ki. Bölgesinde işi düşenin işini bitirir, mazlumu yolda kalanı kollar, borçta olsa kalanı yolda bırakmaz bir gariban babası.

Bizim Topçu Recep bir gün telaşla petrol istasyonuna varır. Petrolcü Süleyman'a; Süleyman emmi ben kamyoncu İsmail'in oğluyum. Babam gönderdi, arabamız bozuldu yolda kaldık, usta getirdik ustaya vermek için babam senden şu kadar lira borç istedi, der. Dedik ya petrolcü Süleyman yolda kalanı yolda koymaz. Hemen istenen miktarda ki külliyetli parayı bizim Topçu Recep'e verir. Recep parayı alınca ayakları yere mi basar, sanki yitik bulmuş gibi keyifle Kayseri Ankara yoluna çıkar ve Ankara'da o parayı deve mi yapar derler ezer mi derler siz artık karar verin. O paranın keyfini çıkarır.

Lakin aradan zaman geçmiş kamyoncu İsmail'den borç para petrolcü Süleyman'a dönmeyince Süleyman haber gönderir ki İsmail borcu göndersin. İsmail haber üzerine petrolcü Süleyman'a giderek borcu olmadığını söyler. Petrolcü Süleyman olayı anlatır; senin oğlan geldi böyle böyle dedi ben de parayı verdim gönderdim, der. Nasıl biriydi falan derken tarif üzerine kişinin Topçu Recep olduğu anlaşılır. Aldığını vermez, kıymet bilmez, yüzü kızarmaz, iyası kalın, yalanın dolanın gırla gideni bir Yalancı olduğunu o paranın üstüne şu içmesini söylerler.

Siz siz olun yakın, uzak, köylü, akraba her kişiye ne sırrınızı ne saklınızı ne de paranızı sağlama almadan vermeyin.

Topçu Recep'in bir başka hikayesinde görüşelim mi?

Sürç-i lisan etkisi affola...

(Kişilerle alakası yoktur)