Tarihsel olaylara ve davranışlara bakışımız; hayata bakışımızı ve felsefi düşüncelerimizi yansıtır. İdealizme göre davranışlara; inançlar, değer yargıları ve düşünceler neden olurken, materyalizme göre ise maddi koşullar ve ihtiyaçlar neden olur. Bu iki bakış açısı birbirini beslemekten uzak, zıtlıkları bünyesinde barındırır. Sizin olaylara, davranışlara bakışınız etkileşim içerisinde olduğunuz veya benimsediğiniz felsefi bakışınızı belirler. Doğaya, topluma, insanlara ilişkin sorunları ve sorunsalları yöntem eştirme ve çözme yetisine uzanan yolculuğumuzdur.

Yaşam; farklı tarihsel dönemlerde, farklı zaman dilimlerinde farklı hareketlilikle akar. Koşullar, dinamikler toplumların veya kişilerin hüküm etme gücü ve süresi vb. birçok etmen bu hızı belirlemekte etkili olabilir. Zaman bizim dışımızda kendi mecrasında akıp giderken bizim onu durdurma şansımız yok. Ancak hareketliliğinin hızını kontrol etmek veya yönünü belirlemekte kısıtlı da olsa bir etkimiz olabilir.

Tarihi tekerrür olarak değerlendirmekle başlamak sorunları, olayları anlamayı zorlaştırır. Tarihin dinamikleri, hayal gücü ve barındırdığı ihtimaller sınırsız olup, değişkendir. Tarihin sonsuzluğu içerisinde geçerli olan kanunları ile nesnellikten uzaklaşmadığımızda kavramamızı ve geçmişin yanlışlarından arınmamızı sağlar. Aksi durum kısır bir döngü ve sığ bir anlayışa sürükler ki hamasetin dışında bir yere taşımaz. Gerçek, hamaset karşısında her zaman galip gelir. Hamaset geçici olarak dönemin ruhunu okşamakla birlikte karşılaşılan sorunlara çözümler üretmeye yaramaz. Veya yaşanmış sorunları açıklamaya yetmez.

Tarihin akışının toplumsal dinamikler ve zamanın ruhuna uygun hareketle doğrudan ilişkisi vardır. Ayrıca tarihi tayin etme ve belirlemede kullandığımız argümanların bizim felsefemizle ilişkisini göz ardı etmeden doğru okumakta yarar vardır. Yaşanmışlığı değiştirme şansımız yok. Ancak doğru okumalar yaparak bugünü kavrar, geleceğe ışık sunabiliriz. Aksi durum beyinsel kaos, ruhsal çatışmalar, algılamada sorunlar ve geleceği kurgulamakta zorluklara ve belirsizliklere dönüşür.

Amacım hiçbir şekilde tarih yazımı konusunda yeni hipotezler ileri sürüp tezler oluşturmak değildir. Tarihin kişilerin bilinci dışında akan serüveninin doğru algılanmasına, kavranmasına katkıda bulunmaktır. Kişilerin etkisi ve katkısı ile toplumsal ilişkileri, beklentileri, hedefleri doğru okumaktır. Tarih hiçbir zaman kişinin veya birkaç kişinin insafına, gücüne göre tayin yön bulamaz. Toplumsal dinamikler yoksa yön de yoktur.

Bir kişiyi veya dönemi değerlendirirken veya eleştirirken dönemin kendine özgü koşullarını göz önüne almalı. Senin bugün sahip olduğun avantajlar veya koşullar çok farklı olabilir. Bu nedenle toplumsal olaylar kendi özgün koşullarında değerlendirilirse anlaşılabilir. Çünkü her dönem kendi ekonomik, siyasal, sosyal, inançsal değerlerini oluştururken ona uygun düşünce sistemini de oluşturur. İlkel bir dönemi modern bir düşünce ile niçinleri, nedenleri ile sorgulayıp eleştirel süzgeçten geçirebilirsiniz. Ancak; nedenleri, niçin leri, sonuçları kendi yaşam koşullarınıza göre yargılayıp hükümler koyarak nesnel ve objektif sonuçlara ulaşamazsınız. Ulaştığını varsaydığınız kesin hükümler sizin sübjektifiniz olabilir. Bu nedenle onlarca kez düşünüp sonra hükümlere ulaşın. Objektif olmak için ayrıca tarafsızlığınızı korumak zorundasınız.