Gelin, ticareti indirip siyaseti getirelim. İsteyen istediği yönde yürüsün. Siyaset, siyaset erbabı ile; ticaret, ticaret erbabı ile yapılsın.

Siyasetçiye duyulması icap eden güveni, mutlak surette tazelemek gerekir. Şu an hangi siyasetçiye güveniyorsunuz? Siyasetçi, iddia edildiği gibi "karanlık adam" değildir. Bilakis, hayatını, birikimini, bilgilerini bu ülkenin hizmetine, siyaset yoluyla vatandaşına sunmak isteyen bireydir. Siyasetçi, liderler değil, millet tarafından seçilebilmeli.

Siyasetçinin yanında, demokratik kurumların itibarını yükseltmek ilk hedef olmalıdır. Bugün adalet dağıtan kurumlara güven tam mı?

TBMM olsun, siyasi partiler olsun, bunların tümü hakkında, halkın nezdinde, buraların birtakım itibarsız ve zihinlerde kirli hesaplar bulunan insanların toplandığı yerler olduğu şeklinde bir intiba yok mu? Aşçısını, şoförünü, asker arkadaşını... Ama günümüzde, siyasetçiler, vekil, belediye başkanları, bakanlar karanlık adam, kurumlar şüpheli, şaibeli işlem yapan taraflar güvenilmez... Bir bakanın birileriyle çıkan fotoğrafları...

Demokrasinin yaygınlaştırılması temel hedef olmalıdır. Sadece elinde maddi imkân bulunan bireylere münhasır seçilme yeri olmamalıdır. Bugün parlamento da bir öğrenci, bir öğretmen, bir kasap... var mı?

Zenginlik, fakirlik, servet gibi kıstasların zihinlerde işgal ettiği yeri, fazileti, ehliyeti, birikimi ve tecrübe kıstaslarıyla değiştirmek, demokratik yarışmanın yararının şahıslardan çok ülkenin tümünde görülmesini sağlamak ve siyaset sandalyesini işgal eden ticareti gerçek yerine yerleştirmek amacı ile hukuki, normatif tedbirler alınması gereğine şiddetle ihtiyaç vardır. Ancak bir yasayla seçme, seçilme, ölçme, değerlendirme, liyakat, erbabına işi verme sağlanmalıdır.

Belirli bir gelir seviyesine gelmiş toplumların idare tarzı olan demokrasinin kesin bir fiyatı vardır. Bir totaliter sistemde, kim olduğu, nereden geldiği, yani meşrutiyeti tartışılmayan bir şef, hakları ayaklar altına alır, herkes çaresiz sessiz kalır; kalmazsa ağır cezaya çarptırılır. Böyle bir sistem yerine, halkların sonuna kadar savunulduğu bir sistemin sonuna kadar canlı ve etkin kalmasına katkıda bulunmak ve belirli bir fiyatı ödemek gerekir. Ama günümüzde şeffaflık maalesef yayın yasağı getirmek, habere ulaşamamak, sorgusuz tutuklanmaları, gizli tanık, bunlar yoksa bile terörist, ajan, hain... gibi damgalar vurmak moda haline gelmiştir. Vatandaş, devletinden bir şey öğrenmek istediğinde "ticari sır" denilmez cevabını almamalıdır. Kimin sırrını kimden saklıyorsunuz? Demokrasinin en büyük erdemlerinden biri de beceremediği bir işi varsa istifa edebilmelidir. Son yıllarda istifa eden birilerini gördünüz/duydunuz mu?

Gelin, futbol takımı gibi parti tutmayı bırakıp adam gibi adamları parlamentoya gönderelim. İyi de bu sistemle olur mu? O zaman biz, nerede yanlış yaptık/yapıyoruz diye düşünelim ve bu seçim sistemini değiştirelim. Yoksa biri gider, biri gelir. Aslolan kişiler olmamalı, Türkiye Cumhuriyeti ilelebet yaşamalı/yaşatılmalı.

YAŞASIN TAM BAĞIMSIZ TÜRKİYE CUMHURİYETİ