İnsanlığın var oluşundan bu yana kişi ve toplumlar hep daha iyi koşullarda yaşayabilmenin mücadelesini verir.
Kimi sadece nefes alabilmek, barınmak, beslenmek için koşullar yaratmaya çalışır, kimi de bir üst sınıfta daha refah, daha güvenli bir yaşama kavuşmanın yollarını arar.
Tarih boyunca insanların mutlu, huzurlu, güvenli yaşama mücadelesinin önündeki en büyük engel, hep gözü doymak bilmeyen aç gözlülerin neden olduğu savaşlar, katliamlar, adaletsizlikler olmuştur. Köleci toplumda da bu böyleydi, feodal toplumda da, kapitalist toplumda da. Yani bu savaşları, zulümlerin kaynağı kişisel değil, sistemseldir.
Dünyada 8 milyar insan var. Bir araştırmaya göre dünyanın en zengin 1000 kişisinin serveti, Dünyanın yarısı olan 4 milyar en yoksul insanın servetinin toplamına eşit. Bir düşünün 1000 kişinin mal varlığı, 4 milyar insanın mal varlığına eşit.
İşte böyle bir dünyada insanlar açlıkla, barınmayla mücadele etmeye çalışırken ve can ve mal güvensizliği nedeniyle gelecek korkusu içindeyken, tüm dünyayı saran lanet kapitalist-emperyalist sistemin iki büyük belası uyuşturucu ve bahis, özellikle yoksul halkın üzerine bir kâbus gibi çöktü.
Sadece Türkiye’de değil tüm dünyada uyuşturucu kullanma yaşı 12-13’lere inmişken ve temin edilmesi çok kolay hale gelmişken, sadece iç organları değil, beyinleri de uyuşturucu hasarlarıyla işlevsiz duruma gelen gençler, bir yandan uyuşturucu parası temin etmek için her türlü, hırsızlık, yolsuzluk ve yasa dışı işlere yöneliyor, bir yandan da illet maddelerin etkisiyle ailesine, çevresine, topluma fiili saldırılarla potansiyel suç makinesi haline geliyor. Aşırı dozlar sonucu ailesini katleden, sıradan insanları öldüren, taciz ve tecavüzlerle tüm insanlık için tehdit oluşturan uyuşturucu kullanıcıları çoğu zaman yakalanıyor, belki temin eden bir önceki halkaya da ulaşılıyor ama baronlar hiç bunlardan etkilenmeden tüm dünyada at koşturuyor. 1 triyon Doları bulan uyuşturucu sektöründe dönen paralar madde çeşitliliği ve kullanıcı sayısı artışı sonucu her gün katlanarak artıyor.
Toplumun baş belası bir başka kâbus da bahis. Yasal veya yasa dışı kumarı, özellikle yoksullar için öylesine bir umut gibi gösteriyorlar ki; sanki tüm geçim sıkıntısı çekenler küçük yatırımlarla tüm sıkıntılardan kurtulacak. Yasa dışı olması nedeniyle tam rakam tahmin edilemiyor ama sadece banka hareketleri üzerinden 600 milyar Dolar gibi devasa bir para bu sektörde dolaşıyor.Bu umut ve hevesle elindeki küçük paralarla bahislere başlayan, sonra kredi kartıyla devam eden ve kartların da patlamasıyla ailesinin birikimlerine ve onların kartlarına yönelen gençler, bir süre sonra geri dönülmez bir noktaya gelince ailesine ev, araba, tarla ne varsa sattırıp kurtulacağına söz verip bir an için borçlardan kurtuluyor. Fakat bu kumar öyle lanet bir illettir ki, ilk fırsatta küçük küçük tekrar başlıyor. Yine içinden çıkılmaz bir duruma gelince ve de satacak-katacak bir şey de kalmayınca hırsızlıklara, cinayetlere, yolsuzluklara ve mafyavari yöntemlere başvuruyor. Sonucun neler olduğunu hepimiz her gün izliyoruz. Kanlı, insanlık dışı sahnelerle süren kumar serüveni, ailelerin dağılmasıyla, çoğunun aç-açık kalmasıyla, cezaevi ranzalarının dolmasıyla, mezar taşlarında yazan doğum-ölüm tarihleri arasındaki farkın küçülmesiyle sonuçlanıyor. Tabi ki kumar sadece gençlerin sorunu değil. Özellikle yoksulluk çeken, dar gelirli tüm insanlar böylesine dipsiz bir kuyuya dalıyor çoğu zaman. Ama o kuyudan sağlam çıkan maalesef hiç olmuyor. Kumarda sadece KASA kazanır çünkü.
Uyuşturucu ve yasal-yasadışı bahis konusunda daha etkin önlemler alınmalı elbette. Bu konuda büyük mücadele verildiği de ortada. Yapılacak iki şey var. Devlet sadece uyuşturucu kullanan ve temin edenlere değil, baronlara kadar ulaşmak zorunda. Bahsin, kumarın her türlüsünün kökünün kazınması için elektronik denetim en üst düzeye çıkarılmalı. En önemlisi de eğitim sisteminde bu illetlerden nasıl uzak durulacağı, insan sevgisiyle, ahlakla, dürüstlükle bu tehlikelerden kurtulunabileceği eğitimi verilmeli. Fakaaaat, en önemli görev ailelerin ve toplumun. Aileler çocuklarının uyuşturucu ve kumar konusundaki eğilimlerini sürekli gözetim altında tutmalı, en küçük tereddüt duyduklarında hemen en etkin önlemleri almalı. Uyuşturucu ve bahis alışkanlığı başlamadan bitirilmeli. Gençler onların esiri haline geldikten sonra dönüşü de çok zor, tedavisi de.
Bu iki kâbusa azami dikkati gösterirsek, toplumdaki şiddet, hırsızlık, haksız kazanç, taciz, adaletsizlik gibi insanlara hayatı zindan eden olumsuzlukların da kısmen önüne geçilebilir.
TÜM İŞÇİLERİN, EMEKÇİLERİN 1 MAYIS EMEK BAYRAMINI KUTLUYORUM.
GÜNÜMÜZÜN İKİ BÜYÜK KÂBUSU
MEHMET ATILGAN
Yorumlar