Bu Savaşın İşi Ne
Bu gün ramazan bayramının ikinci günü. İlk günü Bayram Selda’nın arkadaşları geldi. Çok güzel bir gün geçirdik.Eskiden yeniden konuştuk. Selda’nın yaptığı pişiler de çok işe yaradı. Sohbetlerin üstünün tek acı yanı savaşların acı yüzüydü.
Bu gün bayramın ikinci günü. Bu gün bir bayram daha var. Toprağın uyanışı. İstanbul’da soğuk olmasına rağmen Nevroz bayramı da var. Badem ağaçları çiçek açtı.bahçelerde ki çimler yeşerdi. Kuşlar bir başka güzel ötüyor. Savaş da acı acı yakıyor.
Şöyle demek geçiyor. Derdiniz ne, gözü doymaz insan. Çekin gidin insan müsveddeleri çekin gidin Allah aşkına. Nereye saldıracağınızı bilmeden önünüze gelen ülkeyi bombalıyorsunuz. ey insanoğlu çoluk çocuk demeden. Nereye ne götüreceksiniz ? Tabutlar bir kişi alıyor . Yani seni alıyor. Malın ,mülkün, paran pulun demeden. Yazıklar olsun kara toprak sizi alırsa bağrına.
Bu gün bir de sevgili Ozanımız Aşık Veyselimizin ölüm yıl dönümü. Aramızdan ayrıldığı gün. Aramızdayken gece gündüz yürüyerek iki kapılı hanın ikincisinden de çıkıp gitti. Benim sadık yarim dediği kara toprağa. Çok sevdiği kara toprağa. Sarılmışlar boylu boyunca .
Birde sazı vardı aşık Veysel’in yareni, sırdaşı, sazı. Günler yaklaştıkça gideceğini düşündü demek ki.Şunları söylemiş sazına:

Ben gidersem sazım, sen kal dünyada
Gizli sırlarımı aşikar etme.
Lal olsun dillerin, söyleme yada
Garip bülbül gibi ahu zar etme.

Gizli dertlerimi sana anlattım.
Çalıştım sesimi , sesine kattım
Bebe gibi kollarımda yaylattım
Hayali hatır et, beni unutma

Bahçede dut iken bilmezdin sazı
Bülbül konar mıydı dalına bazı
Hangi kuştan aldın sen bu avazı
Söyle doğrusunu gel inkar etme

Benim her derdime ortak sen oldun
Ağlarsam ağladın, gülersem güldün
Sazım bu sesleri turnadan mı aldın
Pençe vurup, sarı teli sızlatma.

Ay geçer, yıl geçer uzarsa ara
Giyin kara libas yaslan duvara
Yanından göğsünden açılır yara
Yar gelmezse yaraların elletme.

Sen petek misali, Veysel de arı
İnleşir beraber yapardık balı
Ben bir insanoğlu, sen bir dut dalı
Ben babamı sen ustanı unutma.

Aşık Veysel ile ilkokul yıllarında tanışmaya başladım. Saygıyla sevgiyle ve rahmetle andığım ilkokul öğretmenim bize Aşık Veysel’i anlattı, kitaplarından şiirler okudu, yarın kütüphanede buluşacağız dedi. Ertesi gün öğle arasında gittik. Şimdi bana kızacağınız o zamanki düşüncelerimi yazıyorum; beynimde nasıl bir Aşık Veysel düşündüysem, bu nasıl Aşık Veysel dedim. Sanırım kıyafetini beğenmedim. Oturduk. Aşık Veysel sazıyla başladı söylemeye, o çalıp söyledikçe ben kendimden geçtim. Negatif düşüncelerimin hepsi gitti, kafamda en güzel yere oturttum. Hele “Toprak” şiiri, “Sazım” şiiri.

Karnın yardım kazmayınan belinen,
Yüzün yırttım tırnağınan elinen,
Yine beni karşıladı gülinen
Benim sadık yarim kara topraktır.

Yaşamı boyunca örnek insan Aşık Veysel’i hiç unutmadım, gördüğüm en güzel yerde, kalbimin ortasında. Ruhu şad, mekanı cennet olsun büyük Ozan Aşık Veysel’in.

Soğuk bir İstanbul’dan selam ve sevgiler canım arkadaşlıklarım. Bayramımız kutlu olsun, sağlık olsun, gönüllerimiz sevgi dolsun.