Benim yazılarımı takip eden okuyucularım yazımızın konusunu niye yarım bırakıp başka konulara değindiğimi merak etmişlerdir. Yazıma başlamadan önce bu konuda açıklama yapma gereği duyuyorum. Bir müddet ülkemizin beka sorunu olarak nitelendirilen ve her ağzı olanın (bilgisi olsun olmasın ) fikir beyanında bulunduğu Türkiye’nin tapusu Lozan ve Talat Paşa hakında cahilce konuşmalar ve beyanlar olduğunda benim, bu iki önemli konu hakında yazı yazmaya zorunlu olduğumu hissettim ve bulduğum kaynaklardan gazetemizde yayınlanmak üzere 3 ay süren haftalık yazılarımı kaleme aldım. Tabii bu süre içinde Atatürk’ün liderlik özellikleri konulu yazıma ara vermek zorunda kaldım.

Bu haftadan itibaran Yeniçağ Gazetesi’nde tefrika halinde yıllar önce yayınlanan “Atatürk’ün Liderlik özelliği” konusuna gazete arşivimden yararlanarak devam edeceğim.

Atatürk üstün zekası, düzenli bir düşünce sistemine sahiptir.Halkı çok iyi bilir, halkı sever ve onlara güvenir. İstaklerini doğrudan değil, halkın istekleri olarak, ince ustalıklarla kabul eder ve ettirir. Gerçekte ise, halkın nabzı her dakika elindedir. Birçok meseleleri nabız yoklayarak, teklifler yaptırarak ortaya koyar. Görüşerek kabul ettirir. Üstün zekası, düzenli bir düşünce sistemine sahiptir. Akıl ve mantık ölçülerini çok iyi kullanır. Büyük bir ikna gücü vardır.

Atatürk, tarihte çok az görülen büyük öngörüye sahip insanlardan biridir. Olayları önceden görür. Olayları, zamanı; bu olay ve zaman içinde insanları, tarihin akışına yön vererek amacına çevirmede ustadır. Bu büyük yeteneği iledir ki, milletin “ Milli Mücadele”de birlik ve beraberliğe ulaştırmış; bunun bilincine vararak da zafere kavuşturmuştur. Bu ise, bir lider için güven verebilme gücünü gösteren büyük yetenektir.

İzmir’in işgali, Mustafa kemal Paşa’ya milli iradeye dayanan bir hükümetin kurulması yolunda ilk adımı attırmıştır. Bunu da Erzurum Kongresinde “Kuvayı Milliyeyi amil ve iradeyi milliyeyi hakim kılma” şeklinde izah etmiştir, İstanbul’un işgal olayını çok iyi değerlendirerek, meclisin de kapanışını görerek, padişahın hareket hürriyetinden yoksuluğunu belgeledi. Ankara’da Büyük Millet Meclisini açarak, hükümeti de kurdu.

Atatürk, çok geniş ve derin bir kültüre sahipti. Batının kurumlarını ve kültürünü en iyi anlayan insandı. Onları herkesten iyi değerlendirerek yürümesini bilen büyük bir “fikir” adamı idi. Bu anlayşla her tavrın önce halka benmsetilmesi suretiyle halkla birlikte yürümenin başarılı olacağı inancına vardı. Amacına, halkla bütünleşerek yürüdü.

Büyük Atatürk, milleti için savaş veren büyük bir kahramandır. Gerçekleri kendi ideali ve amacına yönetecek kadar da güçlüdür. Öyle ki, onlara hakim olmak istediği anda, hakim olur. Milliyetçidir. Milliyetçiliği şovenist bir milliyetçilik değildir. Daima toplayıcı, brleştirici, bütünleştirici ve yücelticidir. Türk Milleti’nden söz ettiği zaman, yüreğinde ve gözlerinde insanlık duygusunun en yücesini ve sevgisinin en incesini hissetmek mümkündür. Bütün indanlığa ve bütün milletine saygı duyar.

Her şeyin kaynağına inmeyi bir ihtiyaç sayar. Kendisini olayların akışına hiçbir zaman kaptırmaz. Aksine, onları kendi lehine çevirir. En iyi biçimde yararlanır.

Büyük Atatürk’ün eserleri, insanlığın karşısında heykelleşmiş bir heybetli gerçektir. Bu yüzden O’nun engin dehasını ve yüce liderliğini süsleyen fikir cephesi tam ve doğru olarak, daima gözden kaçmaktadır. Ordu Millet haline gelişimizin de sembolü Atatürk’tür.

Daha Milli Mücadele yıllarında, temelleri sağlam bir devlet yaraylımasının akılcı, bilimci ve milliyetçi bir eğitimle mümkün olabileceğini görmüştür, inançla göstermiştir. Bunun için de, Türk insanını zihin yapısında değişiklik gereğini ileri sürmüştür.

O devirde, bir milletin ölüm- kalım sorununda bile dinin geçer akça olduğunu bilmesine rağmen, bir an ondan yararlanmayı düşünmemiştir. Ancak daha başlangıçtan itibaren laiklik ilkesine bağlılığı en büyük güç saymıştır. O’nun siyasi ve toplumsal kurumları laikleştirmesi, kötü niyet sahipleri tarafından daima istismar edilmiştir. Bu husus bugün de düşünülmeğe değer.

Haftaya bu konuyu bitireceğim. 20 Tefrika halinde devam eden “Atatürk’ün Liderlik Özeliklerini” takip eden okuyucularıma kaleme aldığım bu konunun faydalı olduğu kanısındayım.