Yıllar deli poyraz gibi esti geçti. Dün süt için ağlarken, bugün geçmiş sıkıntılı günlerime ağlıyorum.
Yaşadığımız süre içerisinde kâh ağladık, kâh güldük. Öyle an geldi ki neye ağladığımızı ve neden güldüğümüzü bile çözemedik.
Bazen sevdik. Ancak hiç sevilmedik. Seviyorlar gibi gözüktüler ama sadece pansuman yapıp geçtiler.
Halbuki;
"Nefesi bitene kadar sevmeli insan,
Hevesi bitene kadar değil."
Bazı insanlara çok değer verdik. Ensesini kaşıyıp, sırtını sıvazladık. Lakin kaderimize ayrılan yol çok dardı birlikte yürüyemedik.
Hep başkaları için tükendik. Kendimizi harcadık. Her zaman iyilik yapmaktan yana olduk. Gerçek şu ki kimse için tükenmeye değmezmiş. Bunu anladığımızda ne başımızda saç, ne de dizlerimizde derman kaldı.
Gerek özel yerlerde gerekse resmî kurumlarda gece gündüz demeden çalıştık. Ancak insanların gerçek yüzleri; menfaatleri söz konusu olduğunda ortaya çıktı. Bazen teselli etmek için yine kendimize yalan söylemek zorunda kaldık.
Yaşayıp gidiyoruz dedim ya!
"Yaşlı gözlerde ve dikenli düşlerde büyüttüm umutlarımı."
Dostlar için sırtımı köprü yaptım, tökezlemeden geçsinler diye. Lakin gün geldi köprünün ayaklarını bile sökmeye çalıştılar.
Hangi ara ömrümden geçti çocukluğum. Fark edemedim. Çünkü zaman bulup düşünemedim. Aslında birinin seni anlaması, bazen sevmesinden daha değerlidir.
Geride kalan ve kaybolan yıllardan vaz geçtim. O zamanlar rüya aleminde idim. Şimdi gözümü açtığımda kırılmış bir kalp, oldukça yıpranmış bir beden, yakan birçok dost ve arkadaş...
Kurbanlık koyun gibi oldum. Her başımı okşayanı dost sandım. Bazı şeylere kurban edileceğimi anlayamadım. Kimin için savaştıysam onun kurşunuyla vuruldum.
İnsanoğlu ayağı yere basınca, elinden tutanı çabuk unutuyor. Bazı kişilerse seni sevdiği için değil, seni kullanabildiği sürece yanında gözüküyor.
Ne yazık ki! Günahını almak için sıraya giriyorlar, gönlünü almak için kapını çalan olmuyor. Şimdi herkes berdi yılanı gibi sağa sola kayıyor. Herkes bir bardak çayın hesabını yapıp, seni de gelir diye tez elden yanınızdan uzaklaşıyor.
Yaşadığım süre içerisinde benim gerçek yüzümü kimse tanıyamadı. Çünkü kırsalar bile hep güldüm. Yeter ki onlar kırılmasınlar diye.
"Dünya kalbime ağır geliyor dediğin vakitlerde anlıyorsun ki; kalbine ağır gelen dünya değil, yaşadıklarındır."
Her güler yüzlü kişiyi dost ve merhametli sandık. Kasabın mesleğini bilmeyince kuzuya şefkatini sevgisinden sanıyorsun.
Yaşıyoruz işte!
Şu yalan dünyada hiçbir isteğimiz gerçek olmadı. Buldum bilemedim, bildim bulamadım. Dostlarımızı tam seçemedik. Onların istedikleri gibi olmayınca istenilmeyen, yaramaz biri olarak görülüyorsun.
"Hayatta en acı olay, merhaba diyen ellerin elveda diyerek ayrılmasıdır."
Yaşadığımız zaman içerisinde gerçek dostu bir türlü bulamadık. Gerçek dost, sıkıntılı zamanlarında senin gurur ve izzet-i nefsini kırmadan sana yardım edendir.
Sözün özü;
Birinin seni anlaması, bazen sevmesinden daha değerlidir. Ne kendimizi anlatabildik ne de sevilmeyi.
Kalbinizden geçen tüm dilekleriniz çiçek açsın. Mutlu, huzurlu, sağlıklı günler dilerim sevgili dost ve arkadaşlarım.
Yaşayıp gidiyoruz işte! Yorgun bir beden, kırık bir kalple!...