Kırşehir Belediyesi, Kırşehir Kent Konseyi ve çeşitli çevreci sivil toplum kuruluşları tarafından Kırşehir yöresinde birkaç şirket tarafından yapılan altın ve diğer madenlerin aran-ması sırasında karşılaşabileceğimiz çevre felaketlerine dikkat çekilmişti. Konu Kırşehir Kent Konseyi’nin girişimleriyle çeşitli defalar gündeme getirilmişti. Daha önce Haber Türk gazetesi tarafından Koç Holding'e ait maden sahası içerisinde bulunan ve ÇED raporunda atık depolama sahası içerisinde yer alan, bir antik yerleşim yeri ve mezarlık alanı bulunduğu, bu nedenle ma-dencilik faaliyetlerinin yapılamayacağı gündeme getirilmişti. ''Kırşehir'in tarihi talan ediliyor'' başlığı ile verilen haberde söz konusu alanın koruma altında olmadığı ve çok sayıda kaçak kazı yapıldığı bilgisi de yer almıştı.

Koç Holding'e ait altın madeni arama sahası içerisinde bulunan antik yerleşim alanı ile ilgili yapılan tescil başvurusu kültür varlıkları koruma kurulu tarafından kabul edildi ve söz konusu antik yerleşim yeri ve yanında bulunan mezarlık alanı yetkili bilimsel kurul tarafından yerinde incelendi.

Aldığımız bilgilere göre, Kırşehir ili Merkez ilçe Körpınar köyü sınırları içinde kalan kamu orta malına ait 136 ada ve 163 numaralı parselin bir kısmı ile kadastro alanı haricinde kalan mevkide bir tarihi yerleşim alanı tespit edilmiştir. Kayseri Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu tarafından buraya “Karalar Mevkii Yerleşim Alanı” adı verilmiştir.

Kültür ve Turizm Bakanlığı, Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Kırşehir Valiliği ve bunlara bağlı kamu kuruluşlarının görüşleri alı-narak; 2863 Sayılı Kanunun 6. Maddesi kapsamına giren özelliklerine dayanılarak, bu alanın “Birinci derecede arkeolojik sit alanı” olarak tescil edilmesine karar verilmiştir.

Karar 13.03.2025 tarih ve 28232 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe gir-miştir. Bu alan artık “Korunması Gereken Taşınmaz Kültür Varlıkları ve Sitlerin Tescili Hak-kındaki Yönetmelik” gereği koruma altında bulunmaktadır. Bu bölge işgal altından kurtarılmış, bundan böyle maden veya başka bir amaçla kullanılmasına imkân kalmamıştır.

Bu alanda bulunan yerleşim yerlerinin Selçuklular döneminden kalan ve daha sonraki dönemde Moğol istilası ile Osmanlı dönemindeki iç isyanlar ve eşkıya baskısı, kıtlık gibi ne-denlerle boşalan köylerden biri olduğu sanılmaktadır. Yörede yine antik çağlardan kalan hö-yükler bulunmaktadır. Bu nedenle yöre tarihi açısından önem taşıyan bu bölgede en kısa sürede arkeolojik araştırmalar yapılmalı ve toprak altında sürekli olarak definecilerin baskısı altında bulunan tarihi eserler ortaya çıkarılmalıdır.

Prof. Dr. Ahmet Temir’in Türk Tarih Kurumu tarafından yayımlanan “Kırşehir Emiri Caca Oğlu Nur El-Din’in 1272 Tarihli Arapça- Moğolca Vakfiyesi” adlı eserinde söz konusu ettiği ve bizim bugün adlarını bildiğimiz halde yerlerini tespit edemediğimiz köyler bulunmak-tadır. Caca Oğlu Nur el-din Vakfiyesinde “Ahi Çorak, Ladron, Yanık Hisar, Orta Seyhu, Dersi köyü, Karaağaç, Başmakçılar, Harlos…” gibi köylerin adları geçmesine rağmen Kırşehir yöre-sinde konuşlu olduğu yerler tespit edilememektedir. Yapılacak arkeolojik çalışmalar bu yerlerin adları ve yer altında barındırdıkları değerler tespit edilebilir. Bu da Türk yerleşim tarihi bakı-mından son derece değerli bilgileri bize kazandırabilir.

Zaman sürekli olarak aleyhimize işliyor. Bir an önce üniversitemiz ve ilgili bakanlıklara bağlı kamu kuruluşlarının yöre üzerinde çalışmaya başlamaları dileğimizdir.