Tahammül, müsamaha, görmezden gelme, tolerans, katlanma, aldırmama, iyi karşılama gibi anlamlarda kullanılır.
Ufacık bir olayda hemen celallenir gemileri yakarız. Vurmak, kırmak, yok etmek gibi düşünceler taşımaya başlarız. Hemen can almaya kalkarız.
Halbuki ;
"Sahipsiz sandığımız canın öyle bir sahibi var ki; asla yanına bırakmaz."
Evdeki çocuklarımızın yanlış yaptıkları hareketlere tahammül edemeyiz. Çocukların yemek yemelerinde hemen bir kusur buluruz. Halbuki onların bu durumlarına tahammül etsek hiç bir sorun çıkmayacaktır.
Hayatını yeni birleştiren gençlerimizi düşünelim. Her ikisi de ayrı ayrı kültürlerden gelmişlerdir. Birbirlerine katlanmaları, birbirlerinin sözünü hoş karşılamaları oldukça zordur. Her iki tarafta bazı şeyleri görmezden gelirlerse niçin geçim olmasın?
Müsamahalı davranmak, hataları hoş görmek değildir. Bir kadının ve erkeğin evliliklerinin dışında hoş olmayan hareketlerde bulunması gönül ilişkisi olarak kabul edilemez. Asla iyi karşılanmaz. Burada yuvalar yıkılır, düşmanlıklar başlar.
İş yerlerinde gücünüzden fazla iş verilmiş ise tahammül edilip katlanmak gerekir. İşverene hoş bir dille arz edildiği zaman onlarda mutlaka sizin sözlerinize hoşgörü ile yaklaşıp işlerinizi hafifleteceklerdir.
Niyetinde şüpheye düştüğün kimseye açık kapı bırakmayıp hoş görülü olmayacaksın. Çünkü bu kişi hoşgörü sınırlarını çiğnemiştir.
"Dilini tutmayı bil. Çünkü öfkeliyken sevdiklerinize
sarf ettiğiniz sözler bir bıçaktan daha derin keser."
Öfkelendiğimiz zaman dilimize sahip çıkmalıyız. Küfürlü ve kırıcı sözlerden ısrarla kaçınmalıyız. Size kırıcı söz söyleseler bile boyun kesip işi oluruna bırakmalıyız. Öfkemizi kontrol etmeliyiz.
Hoş görülü olmak için ; duruşunu hiç bozmayacaksın ki, sen alemi değil de alem seni seyredecek.
Evlerimizde eş ve çocuklarımız zaman zaman öfkelerini kontrol edemeyerek sizi karşılayabilirler. Hemen kafalarını kırmaya kalkmamalı. Sıkıntılarını iyice dinledikten sonra yumuşak bir dille, kırmadan üzmeden onları yola getirmeye çalışmalıdır.
Öncelikle insanları iyi tanıyın. Her insanı fena bilip kötülemeyin. Kötülemeden önce ona nasıl davranmanız gerektiğini tahammül sınırını aşmayacak şekilde söyleyin.
Çocuklarımız derslerinde ve işlerinde başarılı olmayabilir. Kırık notta alabilirler. Onlara oldukça yumuşak bir dille yaklaşmalıyız. Hatalarına tahammül etmeliyiz.
Bugün evlenip, yarın evlerinde cangama çıkarıp ayrılmaya çıkan evlatlarımıza sabırla tahammül ederek yuvalarının yıkılmasına engel olmalıyız.
Hoşgörü ve tahammülü olmayan hadiselerde var. Eşlerin birbirlerini aldatması ve namus dışı davranışlarda bulunması asla tolerans götürmez. Hiç bir toplum onu hoşgörü ile karşılamaz.
Hırsızlık, gasp, dolandırıcılık, güveni kötüye kullanma, sahtecilik, emanete hıyanet çevresine zarar vermek asla hoş karşılanacak hadiseler değildir.
Bilhassa kadınlara sarkıntılık etmek, onlara zarar vermek hoş karşılanır mı ?
"Kadın , nefsine hizmet eden bir araç değil,
yaşamına hayat veren kutsal bir canlıdır."
Gerek çalıştığımız yerlerde, gerekse mahalle ve komşularımızdaki kadınlara asla yan gözle bakmamalıyız. Bunu hiç bir toplum hoşgörü ile bakmaz.
Hoş görülü kimse acı söyleyen değil, acıyı tatlı dille söyleyen kişidir. Belki söyledikleri önce hoşa gitmez ama zamanla doğruluğu anlaşılır. Acı çekmek istemiyorsak acı çekenleri düşünüp her yerde hoşgörülü olmalıyız.
Sözün özü ;
"Seven sevdiğini tüketmemeli,
Sevilen sevildiğini nimet bilmelidir."
"Sabah uyandığınızda; gönlünüzden geçen her güzel şeyin, hayalden çıkıp gerçeğe dönüşmesi tek temennimdir."