Görmek mi bakmak mı daha anlamlı ya da derinlikli yoksa her ikisi de aynı mı? Görmek duyarsızlıktır. Görme yetisi olan tüm insanlar için zorunlu bir olandır. Tek duyuluk bir etkidir. Bazen beyin odağımızda olmayan herhangi bir gerçeği göremememize neden olmaktadır. Bu kimi zaman dalgınlıkla açıklanabilirken kimi zamanda beynin bizi yanıltmasıdır. Bir nevi illüzyondur. Burnumuzun gözün açısında olmasına rağmen her daim görmememiz gibi. Bu kısma kadar görmenin bilimsel gerçekliklerinden bahsedildi. Şunu da söylemek gerekir ki herkesin görme yetisi farklıdır renk körlüğü dahil görmeyi kısıtlayan farklı göz rahatsızlıkları vardır. Kişinin bu durumun farkında olması tahmin edilebileceği gibi inkârı ortadan kaldırır ve tıbbi teşhise boyun eğdirir.

Bir de bakmak vardır kişinin kendi inisiyatifinde olan. Fakat sorumluluğu genelde başkasına yüklediği. İnsan kurnazlığının en güzel örneklerindendir, bakmanın hazzının inkârı. Fakat bakmak dikkat içerir. Bu dikkat uzun uzun izlemek değildir. Diğer duyuları ve duyguları harekete geçirir. Bir anlam yükleme dönemidir. Bakmak bir restoranda yemek yiyenleri izlemek bir anlam yüklemektir. Restoranda yemek yiyenleri Görürsün sonra bakarsın. Bazen bir aile, bazen tek kişi olduğunu izler hararetli konuşmaları takip eder anlamlar yüklersin. Bakmak kişilik tahliline kadar götürür kişiyi. Bası verirsin etiketi. İnsanların alışveriş çantalarını görürsün sadece. Bakarsan ne almış, neden almışlar alır götürür seni. Yalnızsan eğer başlarsın kendi kendine konuşmaya. Ağlayan birini görsen ne ala bakarsın da bakarsın aynadaki sen gibi. Ah bir de bir kavga görsen ne bakarsın. Sosyal medya, TV dizilerinde de bakarsın gözünü kusturacak her şeye. Peki neden gördükten sonra hala bakmaya devam eder bunun sebebini diğer insanlarda ararız. Haz almak ve toplumda kötü olarak kabul gören gerçeklere uyumlanmadığında dışlanma endişesi. Bakılan olma korkusu. Bir örnekte kendi terbiyemizde yüz yüze görsek ağzımızı açamayacağımız insanlara sosyal medyada eğitmenlik yapmak. Bu cesaret nerden gelir. Ahlaktan mı inançtan mı elbet değil cezasızlıktan, yüz yüze olmamaktan. Gözün günahı bakılmaması gerekenleri yok edebilmekten değil gördükten sonra bakmamakla engellenir. İç sesimizin göze yansımasıdır baka baka gözden olmak, gözü kire alıştırmak. Bakmak, güzel bir tabirler çıplağı çıplak gözle soymaktır. Kabul etmek zor da olsa gerçek bundan ibarettir.

Burada bakmakla görmenin ayrımını anlarsak söylenmekten de kurtulmamız mümkün. Rahatsız olmaktan ve rahatsız etmekten belki de kurtulabiliriz. Her organın bir egzersizi bir besini varken göz genel de ihmal edilir gözünde diyeti vardır. İstemediğin şeyleri görürsün fakat bakmazsın. Ayrıca dilini de şahit etmezsin. Görmek senin elinde olmaya bilir fakat bakmak senin elinde. Göz zevkimi bozuyor gibi sözler bakmak istiyorum fakat baktığıma bakılmasını istemiyorumdan başka bir şey değildir. Bazı gerçekler yüze değil göze vurulması gerekenlerdi belki de.