Terörü çeşitli sözlükler şöyle tanımlıyorlar: "Devletin ve toplum düzeninin bozulması için girişilen her türlü yasadışı, zora, silâha, zorbalığa dayalı bireysel veya kitlesel başkaldırı! Terör ve şiddet birbirinin yoldaşı ve sırdaşı. Terör, şiddetin genel ve yaygın adı. Şiddet te terörün dalı budağı. Yandaşı ve yardımcısı.

Hiç kuşku yok ki, terör ve şiddetin oluştuğu ilk yer insan beynidir. Bu iki yasa dışı yöntemi beyinlere yerleştiren de gene bir beyindir. Hiçbir terörist, anarşist, sadist anasından öyle doğmamıştır. Onları yetiştiren, eğiten, büyüten ve topluma salan gene bir beyindir. Bu ilk beyin yani terörü oluşturan kafanın yeri sıcaktır.

Daktilosunun başındadır. Odası kaloriferlidir. Eğitimi de vardır.

Gazete, dergi, kitap, broşür, bülten... gibi organlarla düşüncesini yayar. Halkı katleden terörist de "gel be kardeşim, madem ki bu terör, iyi bir şey birlikte yapalım, nimetlerinden birlikte yararla-nalım, düzeni mi yıkacağız terör yoluyla, ülkeyi mi böleceğiz, gel birlikte çıkalım dağa!" Hadi gel, durma yürü, oğlunun biri tıpta biri hukukta okuyor, sen de ülkenin bölünmesinden, terörden dem vuruyorsun. Madem ki iyidir, şu terör dediğin belayı gel birlikte yapalım, senin oğlun, kızın da gelsin bizimle. Dağlarda birlikte ölelim!" diyemiyor. Diyemez çünkü beyni o kadar yıkanmıştır ki, beyinsizlerle eş değer haldedir. Beyninin çalışmaması için her iş yapılmıştır.

Bizde demokrasiyle birlikte gelişmiştir terör ve şiddet olayları da. Halbuki, terör ve şiddet olaylarıyla toplumların mutlu olduğu görülmüş değildir. Benim tespitlerime göre basınımız, bilim dünyamız teröre epey kurban vermiştir. Şöyle kuş uçuşu bir bakalım. Bu gazeteci ve bilim adamlarının tümü terör kurbanı.

Çoğunun katili veya katilleri bulunamamış; Hasan Fehmi Bey (5.4.1909), Ahmet Samim Bey (9.6.1910), Zeki Bey (10.7.1911), Hasan Tahsin Bey (15.5.1919), Adem Yavuz (25.8.1974), Ali Ihsan Özgür (1979), Abdi İpekçi (1.2.1979), İlhan Darendelioğlu (19.11.1979), İsmail Gerçeksöz (4.4.1980), Ümit Kaftancıoğlu (11.4.1980), Muzaffer Feyzioğlu (1980), Recai Ünal (22.7.1980), Mevlüt Işık (1980), Sami Başaran (1988), Kâmil Başaran (1988), Çetin Emeç (7.3.1990) ve bunları yakın zamanda öldürülen Muammer Aksoy, Bahriye Üçok, Turan Dursun, Uğur Mumcu, Onat Kutlar'ın... öldürülmeleri izledi. Daha önce 12 Eylül 1980'den önce bilim adamı olarak Bedri Karafakioğlu, Ümit Doğanay, Cavit Orhan Tütengil, Orhan Yavuz, Hacettepe Üniversitesi estetik Doçenti Bedrettin Cömert, Karadeniz Teknik Üniversitesi bilgisayar Doçenti Necdet Bulut... Bu ilk dört bilim adamı sırasıyla, Teknik Üniversite, Hukuk, Sosyoloji, Matematik, profesörüydüler. Gene yakın zamanda katledilenlerden adalet eski bakanı Mehmet Topaç'ı, Gümüşhane Barosu başkanı hukukçu Ali Günday'ı da unutmayalım. Ahmet Taner Kışlalı, Necip Hablemitoğlu...

"Demokrasi içeri, terör dışarı" diyecek insanlara ihtiyacımız var. Ancak demokrasiyi terörün bir kılıfı olarak kullananlar da var. İslâmcı terör bunların başında geliyor. Bakınız AVRASYA feribotunu Trabzon limanından Soçi'ye gitmek üzeriyken kaçıranlara alkış tutanlar var. Bunlar ‘’Çeçenistan'ın haklı davasına dikkat çekmek için bunu yapmışlar, iyi etmişler!" vay anasını be! Ne kadar sivri kafalı adamlarımız varmış be. Arşimet'in suyun itme kuvvetini bulması gibi bir keşif! O zaman her terör olgusunun ardında bir amaç var. Tümünün haklı sayılması lâzım. Bir mesaj vermek istiyorlar. Böyle saçma sapan mantık olur mu? Terörü kaynağı veya amacına göre iyi -kötü diye ayıranlar, terörün içindeki adamlardır.

Bunu iyi bilin. Onlar da geri planda bekleyen, yönlendiren teröristlerdir. Bunlara sessiz ve yönlendirici terörist denir. Bir haklı davayı milletlerarası platformlarda izah edebilirsiniz. Ama terörü izah edemezsiniz. Buna hakkınız yoktur. Milletlerin egemenlik haklarını, kişi hürriyetini hiçe sayarak bir feribotu yolcularıyla birlikte 7 gün boyunca Karadeniz’de dolaştırmak turistik bir gezi mi? Terör, nereden gelirse gelsin, amacı ne olursa olsun reddedilmelidir. Hocam, meslektaşım ve dostum Türkistanlı şair İbrahim Mutlu ne güzel yazmış:

"Kim anarşist

Ben anarşist

Sen anarşist

Değil dostum, değil

Ne ben anarşist

Ne sen anarşist

O halde kim anarşist

Beni de

Seni de

Yani

İkimizi de anarşist edenler anarşist!..’’

Terör, bu yöntemle;

1) Ülkeyi bölüp parçalamak, giderek ülkeyi emperyalizmin yemi durumuna getirmek,

2) Şeriat düzeni kurarak kökten dinci, fundamantalist kanlı bir şeriat diktatoryası kurmak amacını gütmektedir. Diğer üfürük örgütler de bunların taşeron şirketidir. Tümü bir merkezde buluşurlar. Odak oluştururlar. Yıkmada hemen hepsi birliktedir. Ondan sonra da İran'da olduğu gibi birbirlerini yiyeceklerdir.

Teröre karşı en büyük mücadele terörün koşullarını ortadan kaldırmaktır. Bunda mutlak başarı mümkün değildir. Demokrasi yaşadıkça terör de zaman zaman limon kabuğunun suya batıp çıkması gibi varlığını gösterecektir. Ancak, işsizlik, ekonomik anarşi, bölgeler arasındaki iktisadî, sosyal, kültürel dengesizlik giderilince terörün de beli kırılacaktır.

Bundan başka her vatandaşın terörle mücadeleyi bir ana görev sayması gerekmektedir. Bilmeli ki, varlığının temeli huzur içinde bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmaktır. Bindiği dalı kesen, teröre şu veya bu adla destek verenlerin varlığı terörün gelişmesinde başlıca etkendir. Bunlar, yukarıdaki şiirin son dizesinde tanım-anmışlardır. Teröre çifte standartla yaklaşanların da terörü besledikleri muhakkaktır. Gazeteci Metin Göktepe'nin gözaltındayken öldürülmesi bir faciadır. Devlet, gözaltına aldığı şahsın sahibi ve bekçisidir. Böyle bir şahıs güvenlik içerisinde olmalıdır. Gözaltındayken ölmesi "güvenlik güçleri" ne karşı güvensizlik duygusu oluşturur. Güvenlik gücü, bu şahsın suçunu ortaya koyacak ve adalete teslim edecektir. Aynı şekilde, sanayici, iş adamı Özdemir Sabancı'nın, şirket müdürlerinden Metin Görgün'ün, sekreter Nilgün Hasefe'nin öldürülmesi de son derece vahim, vahşi ve iş ve sanayii dünyasına yöneltilmiş alçakça bir davranıştır. Vatan hainliğidir. Demokrasi, insanlık düşmanlığıdır.

Biz, maalesef yetiştirdiğimiz bilim ve sanat adamlarını, gazetecileri, yazarları katleden bir toplumuz. Yukarıdaki liste, benim tespitlerimdir. Bunun dışında kalanlar da vardır. Sanki katletmek için yetiştirmişiz. My Lai Köyü'nde katliam yapan teğmene sormuşlar "bu yaptığın rezalet değil mi? çoluk çocuğu katlettin?" Teğmen şu yanıtı vermiş:

"TAM KATLEDİLECEK YAŞTAYDILAR!". Olgunlaşıp bilim, sanat, edebiyat alanında kemale erenleri öldürünce Vietnam Savaşı'nın bu anekdotu geldi aklıma. 17.1.1996 günü Şırnak yakınlarında Güçlükonak ilçesine giden yolcuları minibüsün içerisinde tarayıp öldüren 11 vatandaşın araç içerisinde yakılıp kömürleşmesini seyreden batının ve içimizdeki hain, beyinsiz takımının vicdanı sızlamış mıdır? Olmayan vicdan nasıl sızlasın ki? Bu vahşi katliam üzerine insan hakları merkezlerinin ayağa kalkması gerekirdi. Yoksa bunların yaşama hakkı yok muydu?

aa) Güneydoğudaki vahşi terörle,

bb) Bunların taşeron şirketlerinin yarattığı merkezi şehirlerdeki terör arasında bir ayrım yoktur.

cc) Gazeteci ve bilim adamlarımıza yönelik terör de aynı kaynaklıdır.

çç) Gemi kaçıranlar da dinî korsanlığın tatbikatını yapıyorlar, ileride onlar da kuzu postundan çıkacaklardır. Şehirde bir hayli deneyimleri vardır. Muammer Aksoy'lar, Uğur Mumcu'lar, Çetin Emeç'ler, Bahriye Üçok'lar, Onat Kutlar'lar... la epey mesafe almışlardır. Şimdi onlar büyük katliamın provasını yapmakla deneyimlerini artırmaktadırlar. Mehmet Emin Tokan ve diğer dokuz eylemciyi de bu bağlamda değerlendirmek lâzımdır.

Geri kalmış ülkelerin teröristleri de geri oluyor! Zannediyorum bilim adamı ve gazeteci, sanat adamı katleden tek ülke biziz. Birinciyiz!... Her şey ekmektendir. Açlıktan ve işsizliktendir. Eğitimli, tok, iş güç sahibi adamları teröre sokmak güçtür. İstisnalar kuralı bozmaz. Ne demiş şair dostum Metin Demirtaş:

Havasız koğuşlara alışılır

Yatılır of demeden hücrelerde

Hiçbir şey öldürmez insan yüreğini

Öldürür eğilmek bir ekmek uğruna

Üç kuruşluk adamlar önünde!

Yeni Meclis'i bekleyen ön önemli görevlerden biri de işsizlik sigortası yasasının bir an önce çıkarılmasıdır. Kaynağı nereden bulacağız, kemerleri sıkarak, vergi dışı kaynakları vergilendirerek!

En büyük terörist masa başındadır. Resmi görevdedir. Meclis’tedir. İmralı-Kandil arasında mekik dokuyanlardır. Terörü yallayan ve yağlayanlardır. Oy almak için her türlü ödünü verenlerdir. Teröristle şapur şupur öpüşenlerdir.

(1) İbrahim Mutlu, Kıbrıs Bizimdir Aslında ve Moskofa Güvenme şiirler, tarihsiz.