Kirli partizanlık, her alanı kirletti. Anayasal hukuk devletinin tüm unsurlarına sızdı. Adalet, milli eğitim, temel hak ve hürriyetler, iş alanları, sanayi kuruluşları, futbol takımları, üniversiteler, din kurumları, dernekler, vakıflar… Kirli partizanlık iğrenç tutum ve davranışlarıyla adam kayırma, liyakatsiz ve kifayetsiz adamları işe alma, onlara iş bulma... Artık ilim-irfan, bilim-bilgi ortalıktan kovuldu!... Artık kimse kitap mitap da okumuyor. Çünkü okuyanlar, kendini yetiştirenler bu yolla bir yere gelemiyorlar. Allameyi cihan olsa kirli partizanlık çemberinden geçmeyen kişi bir yere gelemiyor! Bunun için de sık sık intihar olaylarına tanık oluyoruz.

Hukuk vicdanı oluşmamış kişiler, siyasi güçlerin bir takım maddi ve manevi vaatlerine kanarlar ve onlara teslim olurlar! Hukuk şuuru ve vicdanı olmayanlardan yargının özerkliği oluşmaz. Hukuk, ahlak, vicdan şuuru ortaya çıkmaz. Bu kuvvetler, gerçek hukukçuyu ayakta tutan kuvvetlerdir. Dayanaklardır. Hukuk vicdanı, sadece ders kitaplarını okumakla, sayfalarını çevirmekle de gelişmez. Vücut bulmaz. Hukuk misyonu ve şuuru, pratik uygulamalarla ortaya çıkar. Hukuk devletinin ilerlediği ülkelerde yüksek yargıçlar, devlet başkanları salona girdiğinde ayağa kalkmıyorlar. Bu hareket ilerde yapacakları yargılamanın olumsuz olarak altını düşer, diye. Ayağa kalkmak, taviz kültürüdür. Buna alışanlar, ilerde o devlet başkanlarını nasıl yargılayacaklar? Parti il başkanlarının toplantısına katılıp "Partimizin başarısı için çalışacağız!" diyen bir başsavcıdan, savcıdan, hâkimden hayır gelmez. Gelemez. Gerçek yargıç ister hukuk davalarında olsun ister ceza davalarında olsun siyasetle mesleği arasına granit kayalardan duvar ören adamdır! Gerçek yargı adamı her gün, dava dosyaları dışında iki üç saat kültür ve meslek yazıları okumak zorundadır. Böyle olursa, ayakta kalabilirler. Aksi halde çabuk çöker ve onun yüzüne kimse bakmaz!

Bir hukuk adamı düşünün ki, siyasal yapının özü olan Adalet Bakanı yardımcılığı yapmıştır. İki yıl kadar. Sonra hakimlik, sonra başsavcılığa atanmıştır. Siyasal iktidarın 24 yıllık özeti olmuştur. Anıtsal bir görüntü vermiştir. Eşinin aylığı da dahil olmak üzre kendi aylığıyla 19 senede elde etmesi mümkün olmayan bir servete ulaşıştır. Lüksemburg’ta Eti Maden A.Ş’nin yönetim kurulu üyesidir.9 tapu 452 milyonluk servet!... Bunların konuşulması bile hukuk literatürüne gölge düşürür!

Hani ahlâka sormuşlar: Seni kaybedersek nasıl bulabiliriz? diye. Ahlâkın cevabı şu olmuş: 'Beni bir kez kaybederseniz, bir daha asla bulamazsınız"

Bunun için, hukuk adamı siyasete, siyaset girdabına asla düşmemelidir.

Hukuk siyaseti yargılar, düzene sokar, ama siyaset hukuk alanını yargılayıp düzene sokamaz Siyaset adamı, parti başkanı, parti başkanı-devlet başkanı: "Yargıya gerekenler söyledik, yargı da gereğini yapıyor!" dememelidir. (E7lül-2012) Derse, Yargıya müdahale olur!

Devlet adamlarının hukuk tahsili yapmaları da şart olmalıdır!

Hukuk bilmeyen adamdan devlet adamı olmaz, olamaz.

"Her hareketin sonunda âdil bir mahkemenin bulunabileceği inancı toplumda en büyük güven duygusunu sağlar! Montesquieu'nun bu sözünü, her devlet adamı ve her hukukçu sindirmiş olmalıdır.

Zira kişiler, adaletle yükselir, adaletsizlikle de batarlar.

Politikanın kirlettiği adaletten hayır gelmez.

Hukuk adamı, mesleğini icra ederken, vebadan kaçar gibi siyasal kirlilikten kakmalıdır! Hem karar kirlenir hem de kendi ruhu kirlenir! Kirli ruhlardan da temiz kararlar çıkmaz! Kirli partizanlık büyük servetler yaratabilir ama, büyük servetler temiz, arı bir vicdanı asla yaratamaz. Devleti de milleti de büyük yapan, adalet mekanizmasıdır. Büyük devletleri de büyük milletleri de küçük adamlar yönetemez. Küçük adamlar, milleti de devleti de küçültüp kendilerine benzetirler. Küçük adam, menfaat çukuruna düşmüştür. Bu çukurdaki adamdan büyük işler beklenemez! Milletin de devletin de bekası adalet ile kaimdir!

Kirli partizanlık, ülke insanlarını birbirine düşürür ve birbirinden uzaklaştırır Milli birliğe, milli ülküye aykırıdır!

Devlet ve millet adamlarının/kirli partizanlığı görev alanlarından kovmalara şarttır!