Değerli okuyucularım, hepinizi dua ve selamla selamlıyorum.
Haram yollarla sözde büyüyen, kendisini zengin zanneden insanlar şunu asla unutmasınlar: Temeli olmayan bir servet, insanı her geçen gün daha da derinleşen bir günah bataklığına sürükler. Belki insanları kandırabilirler, belki mahkemelerden kurtulabilirler; fakat Allah'ın mutlak adaletinden asla kaçamazlar.
Acaba bile bile harama dalıp mal, mülk ve servet sahibi olan insan gerçekten zengin olduğunu mu zanneder? Kasaları dolu olabilir, tapuları çoğalabilir, makamları yükselebilir. Fakat vicdanı huzursuz, kalbi kararmış ve Rabbi'nin huzurunda vereceği hesabı unutmuşsa, bunun adı zenginlik değil; ağır bir imtihanın içinde kaybolmaktır.
Haramla büyüyen servet, dışarıdan ihtişamlı görünse de içinde bereket taşımaz. Çünkü bereket, rakamların büyüklüğünde değil; Allah'ın rızasında gizlidir. İnsan, haramla kazandığı her lokmanın, her kuruşun ve üzerine geçirdiği her hakkın hesabını bir gün tek tek vereceğini asla unutmamalıdır.
Ne acıdır ki bazı insanlar haramdan gelen kazancı başarı olarak alkışlar. İnsanları kandırarak, kul hakkı yiyerek, faizle, rüşvetle, hileyle veya başka haram yollarla elde edilen serveti zekâ ve beceri zannederler. Oysa bunların hiçbiri gerçek başarı değildir. Bunların hepsi, hesap günü omuzlara yüklenecek ağır bir vebaldir.
Kabir, banka hesabına bakmayacaktır. Kefen, markaya göre dikilmeyecektir. Toprak; zengini de fakiri de aynı sessizlikle bağrına alacaktır. O gün ne lüks villaların anahtarları konuşacak ne kasalardaki altınlar ne de makamlar sahibini savunacaktır. Konuşacak olan yalnızca amellerdir.
İnsan bazen bir ömür boyunca servet biriktirir; fakat tek bir kul hakkını ödeyemeden bu dünyadan ayrılır. İşte gerçek iflas budur. Dünyada alkışlanan nice insanlar vardır ki, hesap günü kendi elleriyle hazırladıkları yüklerin altında ezilme korkusuyla yüzleşecektir. O gün dillerinden dökülecek en acı söz belki de şu olacaktır:
"Keşke bunu yapmasaydım... Keşke harama el uzatmasaydım... Keşke birkaç günlük dünya menfaati için ebedî hayatımı tehlikeye atmasaydım..."
Servetin çokluğu, Allah katındaki değerin ölçüsü değildir. Nice fakirler vardır ki gönülleri zengindir. Nice zenginler vardır ki ruhları iflas etmiştir. Çünkü gerçek zenginlik, helâl lokmanın huzurunda yaşamak ve tertemiz bir vicdanla Allah'ın huzuruna çıkabilmektir.
Bugün haramla büyüyen servet insana güven veriyor gibi görünebilir. Fakat ölüm kapıya geldiğinde ne korumalar, ne şirketler, ne makamlar, ne de yığılmış servet insanı bir dakika daha hayatta tutabilecektir. O anda insanın en büyük arzusu, geriye dönüp tek bir doğru iş yapabilmek olacaktır. Fakat vakit dolduğunda pişmanlığın hiçbir faydası olmayacaktır.
Akıllı insan, kazancının miktarını değil, kaynağını sorgular. Çünkü Allah katında önemli olan, "Ne kadar kazandın?" sorusu değil; "Nasıl kazandın?" sorusudur. Helâl az olsa da bereketlidir. Haram çok olsa da sonunda sahibini ağır bir hesapla yüz yüze bırakabilir.
Ey dünya malına aldanan insan!
Bir gün elindeki her şeyi bırakıp gideceksin. Ardında bıraktığın servet miras olacak; fakat hesabı sana ait kalacaktır. İnsanlar mallarını paylaşırken sen yaptıklarının hesabını vereceksin. İşte o gün, "Keşke helâli tercih etseydim... Keşke kul hakkına girmeseydim... Keşke haram lokmayı ağzıma koymasaydım..." diye feryat edeceksin. Fakat o pişmanlık, geri dönüşü olmayan bir pişmanlık olacaktır.
Gerçek zenginlik; kasaların doluluğunda değil, vicdanın temizliğinde, helâl kazançta ve Allah'ın huzuruna yüz akıyla çıkabilmektedir. Dünya birkaç günlük bir misafirhanedir; ahiret ise ebedî yurttur. Geçici servet uğruna ebedî hayatı tehlikeye atmak, insanın yapabileceği en büyük kayıplardan biridir.
Rabbimiz bizleri helâl kazançtan ayırmasın, kul hakkından uzak tutsun, haramın aldatıcı süsüne kapılmaktan muhafaza buyursun. Gerçek zenginliği, takvada ve Allah'ın rızasında arayan kullarından eylesin.
Vesselâm.
Haramla Kurulan Zenginlik Gerçek Zenginlik midir?
NEVZAT AKSOY
Yorumlar