Komedyen Deniz Göktaş’ın yargılandığı davanın duruşması, 28 Eylül 2026 Pazartesi günü Çağlayan Adliyesi’nde görüldü. Duruşmayı takip eden gazeteci ve Türkiye İşçi Partisi Milletvekili Ahmet Şık, Göktaş’ın savunmasını sosyal medya hesabından paylaştı.
Göktaş, savunmasına, “Suçlama konusu yapılan dört cümlem için 88 gündür kuyu tipi hapishanedeyim. Cümle başına 22 gündür hapisteyim” sözleriyle başladı.
“Daha önce 198 kez yaptığım gösterideki cümleler suçlama konusu yapıldı”
Deniz Göktaş, hakkında suçlama konusu yapılan ifadelerin daha önce çok sayıda sahnede kullanıldığını belirterek şunları söyledi:
“Daha önce 198 kez yaptığım gösteride 100 binden fazla insanın izlediği ve duyduğu cümlelerim suçlama konusu yapıldı. Gösterilerimi yaptığım üç yıl boyunca şikâyet ya da suçlama konusu edilmedi bu dört cümle.”
Gösterinin YouTube kanalında yayımlanmasının ardından kendisine yönelik bir kampanya başlatıldığını savunan Göktaş, şöyle devam etti:
“Gösterimin YouTube kanalında yayımlanmasının ardından ilk iki gün çeşitli yerlerden suçlamalar üretilmeye çalışıldı. Üçüncü gün din üzerinden suçlama uydurulmaya karar verilerek ‘dini değerleri aşağılama’ suçlamasıyla organize bir saldırı kampanyası başlatıldı.”
“Kaçmadım, kendi isteğimle geri döndüm”
Her yıl düzenli olarak yurt dışına çıktığını ifade eden Göktaş, yurt dışında bulunduğu sırada hakkında “kaçtığı” yönünde iddialar ortaya atıldığını söyledi:
“Her yıl düzenli olarak yurt dışına giderim. Bu rutin program dâhilinde yurt dışındayken kaçtığımı söylediler. Ben kaçmam. Aksine orada yaşayan arkadaşlarımı geri dönmeye ikna etmeye, beyin göçünü engellemeye çalışıyorum; arkadaşlarıma ‘Dönün’ diyorum.”
Göktaş, kendi rızasıyla Türkiye’ye döndüğünü belirterek gözaltına alınma sürecini şu sözlerle anlattı:
“Kendi rızamla geldiğim hâlde gözaltında kelepçe takıldı. Zaten dört saniye sürdü. Bir kurgu hazırlandığını fark ettim ve dört ayrı kez çekim yapıldı. Çünkü her çekimde kameralara gülümseyerek poz verdim. Arada polisler bana neden geri döndüğümü soruyordu. Çünkü kendileri gitse dönmeyeceklerini anlatıyordu.”
“Test sonuçları 88 gündür çıkmadı”
Gözaltı sürecinde kendisinden uyuşturucu testi için örnekler alındığını açıklayan Göktaş, “Uyuşturucu testi için kan, idrar ve saç teli örnekleri alındı. Ne içtiysem artık 88 gündür sonucu çıkmadı” dedi.
Kılıçdaroğlu ile görüşmesini anlattı
Deniz Göktaş, adliyeye getirildiğinde eski CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile görüştürüldüğünü de anlattı:
“Adliyeye getirildiğimde zorla Kemal Kılıçdaroğlu ile görüştürdüler. Üç kez reddetmeme rağmen ellerim kelepçeli hâldeyken yanıma getirildi. Hâlbuki kendisinin benim üzerimden reklam yapmaması için görüşmek istemiyordum. Ama getirdiler yanıma ve bana ‘Neden döndün ki ülkeye?’ dedi. Ben de kendisine ‘CHP’yi salın’ dedim.”
Göktaş, tutuklu bulunduğu cezaevindeki koşullarına ilişkin ise “Cem Küçük’ün hücre komşusu olarak hapishanede bekledim. Dört cümle için iddianame hazırlamak 57 gün sürdü” ifadelerini kullandı.
“‘Diktatör’ sözcüğü hakaret değildir”
Gösterisindeki siyasi mizah ve eleştirilerin suçlama konusu yapıldığını belirten Göktaş, Cumhurbaşkanı’na yönelik kullandığı ifadeler hakkında şunları söyledi:
“‘Diktatör’ sözcüğü hakaret değildir. Bir başka komedyen Cumhurbaşkanı için diktatör yerine demokrat dese benden daha çok güldürür.”
“Cumbaşkanı için terapiye gitmesi yönündeki ifadelerim de hakaret olarak niteleniyor. Ben psikoloji mezunuyum ve terapiyi hakaret olarak görmem ve kullanmam.”
Meslek büyüklerinin geçmişte yaptığı siyasi mizaha işaret eden Göktaş, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Meslek büyüklerim gösterimi izlese benim yumuşak dilli olduğumu söylerdi. Kendilerinin yaptıkları daha sert mizahın ve ağır eleştirinin suçlama konusu edilmediği bir dönemde işlerini yaptılar. Ama şimdi tersi yaşanıyor.”
“Politik mizah yasak değilse diktatör demek suç değildir.”
“Cezaevinden çıktığımda politik mizaha devam edeceğim”
Türkiye’de yaşanan ekonomik sorunları gösterilerinde eleştirdiğini belirten Göktaş, emekli bir polisin geçim sıkıntısı nedeniyle yaşamına son vermesi ile eski bakan Fatma Betül Sayan Kaya hakkındaki iddiaları örnek gösterdi.
Göktaş, “Yaptığım, söylediğim her şey politik mizah ve eleştiridir. Cezaevinden çıktığımda buna devam edeceğim” diye konuştu.
“Gösteri dört milyon kez izlendi”
Yargılama konusu yapılan gösterinin milyonlarca kez izlendiğini belirten Göktaş, hakkındaki şikâyetlere ilişkin şu ifadeleri kullandı:
“Gösteri dört milyon kez izlenmiş, 100 binden fazla kişi anlık izlemiş. Hakkımda 185 ayrı CİMER şikâyeti olmuş. Dini değerleri aşağılama suçlamasından ise sadece bir tek kişi şikâyetçi olmuş. O da kırpılarak manipülatif hâle getirilmiş videolarla şikâyette bulunmuş. Ve bu bir kişinin şikâyeti haklı bulunmuş.”
Göktaş, kendisini “kin ve düşmanlığa tahrik” suçlamasıyla CİMER’e şikâyet eden kişilere ilişkin de şunları söyledi:
“Beni kin ve düşmanlığa tahrikle suçlayarak CİMER’e şikâyet eden ikisini anlatacağım. Birisi idam edilmemi istemiş, diğeri bizde olmadığı için idam cezası olan bir ülkede idam edilmemi istemiş. Ben kin ve tahrikle suçlanıyorum ama bu iki kişide tüm Orta Doğu’ya yetecek kadar kin var.”
“Suçlama doğru değildir”
Göktaş, gösterilerinde inançlı insanların kutsal değerlerini hedef almadığını savunarak, “Kutsal kitaba saygısızlık ederek, inançlı insanların değerlerini aşağılayarak şehir şehir gezip gösteri yapmaya devam edebilmem hayatın olağan akışına aykırıdır. Suçlama doğru değildir” dedi.
“Eleştirim haşemalılara değil, ayrımcılık yapanlara”
Dalgıçlarla ilgili esprisi nedeniyle yöneltilen suçlamaya da değinen Göktaş, şu savunmayı yaptı:
“Dalgıçlarla ilgili cümlemde eleştirdiğimin tam tersiyle yargılanıyorum. Suçlamayı savcılık sorgusunda öğrendim. Savcı da izlememiş zaten. Ben neyle suçlandığımı anlamadım. Savcı da haşemalıları aşağıladığımı söyledi.”
“Haşemalılara dönük bir ayrımcılık değil, bu ayrımcılığı yapanlara dönük eleştiri var söylediklerimde.”
Göktaş, mizahçıların yargılanmasının yalnızca Türkiye’de yaşanmadığını ifade ederek, “Mizahçıyı yargılamak sadece bize özgü değil. 1963’te ABD’de de dava açılmış. 40 yıl sonra ise dava açıldığı için özür dilenmiş” diye konuştu.
Kendisinden şikâyetçi olan bir dalgıcın, sözlerini iddianamede yer alan değerlendirmeden daha doğru anladığını savunan Göktaş, “Dalgıç esprim nedeniyle birisi benden şikâyetçi olmuş. Şikâyetçi olan dalgıç arkadaş ne dediğimi iddianameyi yazandan daha doğru anlamış. Çünkü hakaret varsa dalgıçlara var” ifadelerini kullandı.
Göktaş, muhafazakâr kesimde de bilinen bir şaka nedeniyle “dini değerleri aşağılama” suçlamasıyla yargılandığını belirterek, “Bu şakadan bu anlamı çıkarmak mümkün değil” dedi.
Savcılık sorgusuna ilişkin iddianamede yer alan bir ifadenin gerçeği yansıtmadığını savunan Göktaş, şunları kaydetti:
“Savcılık sorgusuna dair iddianamede, ‘Şüpheli savcılık sorgusunda dalgıç derken haşemalıları kastettiğini söyledi’ diye yazılmış. Eğer yanlışlık yoksa kesinlikle kötü niyetli bir tutumdur.”
Mahkeme başkanından “Bitir artık” uyarısı
Ahmet Şık’ın aktarımına göre mahkeme başkanı, yaklaşık bir buçuk saat süren savunması sırasında Göktaş’a, “Stand-up gösterin bile bir saat sürüyor, bir buçuk saattir konuşuyorsun, bitir artık” dedi.
Beraat ve tahliye talep etti
Savunmasının sonunda kaçma ya da delilleri karartma ihtimalinin bulunmadığını belirten Deniz Göktaş, beraatini ve tahliyesini talep etti:
“Kaçma isteğim yok, yurt dışından kendi isteğimle döndüm. Delilleri karartma ihtimalim yok. Hayatımdan üç ay çalındı ama hapishanede sigarayı bıraktım ve bu şekilde o üç ayı telafi edeceğim. Beraatimi ve tahliyemi talep ediyorum.”
Göktaş’ın savunmasını tamamlamasının ardından salondaki izleyicilerin alkışlarla destek verdiği aktarıldı.
Avukatların beyanlarının ardından savcı esas hakkındaki mütalaasını açıkladı. Ahmet Şık’ın paylaşımına göre savcı; Cumhurbaşkanı’na hakaret, dini değerleri aşağılama, halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik ve Daltonlar suç örgütünü övme suçlamalarından Göktaş’ın cezalandırılmasını istedi. Savcı aynı zamanda Göktaş’ın tahliyesini talep etti.
Mahkeme heyeti, mütalaanın ardından kararını açıklamak üzere duruşmaya ara verdi.
(Not: Savunma metni, duruşmayı takip eden gazeteci ve TİP Milletvekili Ahmet Şık’ın sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımlar esas alınarak hazırlanmıştır.)

