Bu topraklarda emeğin değeri yeni keşfedilmedi. Ahilik geleneğinden bu yana biliriz ki alın teri kutsaldır. Ahilik sadece bir esnaf örgütlenmesi değildi; aynı zamanda bir dayanışma, bir ahlak ve bir birlikte var olma kültürüydü.
Ahi geleneğinde kimse tek başına ayakta kalmazdı. Güçlü olan zayıfı ezmez, aksine onu ayağa kaldırırdı. Komşusu siftah yapmamışsa müşteri ona yönlendirilir, kazanç paylaşılır, rekabet değil dayanışma esas alınırdı. Çünkü bilirlerdi ki bir kişi kaybederse, aslında herkes kaybeder. Birlik bozulduğunda sadece ekmek değil, düzen de bozulurdu.
Bugün bize “herkes kendi başının çaresine baksın” deniliyor. Ama bu toprakların hafızası bize başka bir şey söylüyor: Birlik olmadan ayakta kalınmaz. Dayanışma olmadan kimse güvende değildir.
İşte 1 Mayıs tam da bu yüzden önemlidir. Sadece hak talep ettiğimiz bir gün değil, birbirimizi hatırladığımız bir gündür. Yalnız olmadığımızı gördüğümüz, yan yana gelmenin gücünü yeniden kurduğumuz bir gündür.
1 Mayıs, tüm dünyada aynı gün kutlanan tek bayramdır. Dini, dili, ırkı ne olursa olsun tüm işçi ve emekçilerin bir olup gücünü haykırdığı bir gündür.
Peki kimdir bu emekçiler?
1 Mayıs sadece fabrikadaki işçinin günü mü? Elbette hayır.
1 Mayıs; sabah dükkanını açıp akşama kadar siftah yapamayan esnafın günüdür. Büyük sermaye karşısında ayakta kalmaya çalışanların… Vergi, kira ve borç yükü altında ezilenlerin günüdür.
1 Mayıs; aylık bursu yetmediği için akşamları mesaiye kalan öğrencinin günüdür. Gündüz derse girip gece çalışmak zorunda kalan gençlerin… Geleceği belirsizlikle kuşatılmış olanların günüdür.
1 Mayıs; evde adı konmamış bir mesleğin yükünü taşıyan kadınların günüdür. Aynı anda aşçı, temizlikçi, bakıcı olan… Emeği görünmeyen ama hayatı ayakta tutanların günüdür.
1 Mayıs; sınıfta kelle koltukta ders anlatan öğretmenin günüdür. Bir çocuğun hayatına dokunmaya çalışırken kendi hayatı giderek zorlaşanların…
1 Mayıs; fabrikaya ömrünü veren işçinin günüdür. Tezgâh başında, vardiyada, alın teriyle yaşayanların…
1 Mayıs; plazada masa başında çalışan emekçinin günüdür. Karton bardakta kahveyle “iyiymiş gibi” yaparak tükenenlerin…
1 Mayıs; geçinemediği halde “idare ediyorum” demek zorunda kalan emeklinin günüdür.
Kısacası 1 Mayıs; emeğiyle yaşayan, geçinmeye çalışan, yorulan, sıkışan ama hâlâ ayakta duran herkesin günüdür.
1 Mayıs hepimiz içindir.
Bu ülkenin meydanlarında yıllarca yasaklanan, bastırılan 1 Mayıs, bugün artık resmi olarak tanınmış bir gündür. Türkiye’de 1 Mayıs, 2009 yılından bu yana “Emek ve Dayanışma Günü” olarak resmî tatildir fakat hâlâ milyonlarca işçi 1 Mayıs’ta çalışmaya devam ediyor. Yani bu “tatil”, emeğiyle yaşayan herkes için eşit bir gerçeklik bile değil.
Bugün, emeğin görünür olduğu, görünmez kılınmaya çalışılan insanların “biz buradayız” dediği gündür.
Günümüzde bize “normal” gelen birçok hak -8 saatlik iş günü, hafta sonu tatili, yıllık izin-kendiliğinden verilmedi. Bu haklar “ne yapabiliriz ki?” denilerek değil; direnerek, örgütlenerek, bedel ödenerek kazanıldı. Yani bugün sahip olduğumuz her hak, geçmişte verilen bir mücadelenin sonucudur.
Eğer geçinemiyorsak, güvende hissetmiyorsak, geleceğimizden endişeliysek bunun çözümü sessizlik değildir. Çözüm meydanda olmak, yan yana gelmektir.
1 Mayıs ne yasadışıdır ne de marjinal. Bugün, bu meydanlar, bu söz meşrudur.
Korkma! Ne meydana çıkmaktan ne de sesini duyurmaktan…
1 Mayıs Cuma günü sen de bizimle yürü, mücadelenin bir parçası ol!
11.00’de Masal Park’ta toplanıyoruz.
12.00’de Cacabey Meydanı’nda olacağız.
Gel.
Yalnız olmadığını gör.
Sesini birlikte büyütelim.