ZUKKA YEMEK

Şimdi oynanıyor mu bilmiyorum ama, çocukluk yıllarımızda çelik çomak oyunu oynarlardı. Oyunu kazanan kişi kaybeden kişiye ceza olarak zukka vurur, zukkayı yiyen şahıs bir kaç gün kendine gelemezdi.

Gençlerle birlikte çelik çomak oyununu seyrediyorduk. Vatandaşın elinde kalın ve uzunca bir sopa, yerde ise kazılmış küçük çukurun üzerinde kısa kesilmiş bir deynek parçası vardı.

Ensesi pek kalın ve gözlerinin üzeri etli eğitimden yoksun bir genç elinde sopa ile çelik denen malzemenin başına geçti. Her vurduğu sopa çelik denen parçaya isabet ediyor, Çelik 50-60 metre ileri gidiyordu.

Karşısında ekmeğini zor yiyen cılız bir genç çelik çelmeye başladı. Sopayı her salladığında bir türlü çeleceği parçaya vuramıyordu. Her kaybettiği sayı karşısında bir zukka yeme cezası + vardı.

Efendim oyun sonuçlandı. Ensesi kalın genç müsabakayı kazanmış ve altı zukka vurmayı hak etmişti.

Zukka yiyecek genç ellerine kalçasına koyarak dikildi. Oyunu kazanan genç ise 2-3 metre geri çekilmiş gelip vatandaşın kalçasına zukka vuracaktı. Kazanan genç gerildi, gerildi ve önündeki gencin kalçasına dizi ile öyle vurdu ki, öndeki zukkayı yiyen gencin şapkası yere düştü . Tekrar yerine dikildi. Zukka kazanan kişi bir daha aynı güçle gelip bir zukka daha vurdu. Zukka yiyen gencin gözlerinde yağmur gibi yaşlar dökülüyor, yürürken yampiri yürüyordu.

Orada ki insanlar zukka yiyen gence acıdılar üç zukka sonraki zamana kaldı. Ancak zukkayı yiyen genç bir kaç gün kendine gelemedi. Borcu olan zukkaları iyi olduğu zaman yiyecekti. Sonunda yedi lakin seksenli yaşlara kadar beli ve kalçası sakat gezdi. Bu yenen zukka unutulur mu hiç?

Diğer bir anlamda da zukka yemek ; acı, keder, çaresizlik, tasa, kaygı, sinir, heyecan, suçluluk hatta yoğun yaşanan göz yaşları olarak bilinir.

Siz hiç çocuklarını evlendirip de zukka yiyen kaynata veya kaynanayı gördünüz mü ?

Gelin nişan takılıncaya kadar süt gibi beyaz sessiz, ana kuzusudur.

Oğlanda ona keza sessiz, sakin, babacan rolünü oynar.

Baba ve anne evlatlarının mürüvvetini görmek için ellerini çabuk tutarlar ve düğünlerini yapmaya kalkarlar. İşte zukka orada başlar.

Altın takılar, beyaz eşyalar, yatak odası, genç odası gardaş yolu, emmi yolu, dayı yolu falan filan.

Hepsi oğlan babasının sırtına yüklenir. Burda kaba etine zukka yer baba. Düğün edilir, salon, müzisyenler, yemek yedirmeler masraf gırla gider. Müthiş bir zukka yiyen baba uyuz hastalığına yakalanmış gibi koltuk altlarını kaşımaya başlar. Cepte bir şey kalmamıştır. Şapka düşer kel görünür.

Gelin tüm masraflardan sonra getirilir. Lakin geldiği gün bir cangama, sözler kötü sözlerin haddi ve hesabı yok ikinci zukka felir ki bu daha şiddetle omurgadaki T kemikleri kırılır kaynatanın.

Olaylar böyle cereyan ederken kaynata dalına bir habe alır ve un toplamaya çıkar. Evde un uçup kepek kaçmaktadır. Herkes kaynataya kızgın oğlan berdi yılanı gibi sağa sola kaçar .

Kimse memnun olmaz o ortamda. Hep bir hata bulurlar, ya bir eksik ya bir fazla.

Baş yarılır, kol kırılır... Evlilik üç veya beş ay sürmez olaya yargıya intikal eder. Mahkeme masrafı, avukat parası, evlilikte elde edilen malların yarısı ve altınların hepsi suçluda olsa geline verilir. Bu ne biçim zukka böyle ?

"Hüznüne dost olmayanı,

Yüreğine yük etmeyeceksin."

Bir de bir kaç yıl süren evlilikler vardır. Çocuklar doğar. Bu tantananın arasında onlar ne olacak ? Vurun abalıya ! Kim alırsa sert bir zukka yer. Ömrü boyunca sıkıntısı çeker.

"Kötü zamanlar size, hayatınızdaki mükemmel

insanların kim olduğunu gösterir."

Sert veya yumuşak zukka yiyen her insan o acıyı hiç bir zaman unutmaz. Yaşamımda çok zukka yiyen insan gördüm ama, evlilik sonucunda boşanmalar olursa böyle bir zukka yemeyi hiç görmedim.

Sözün özü ;

"Her başını okşayanı dost,

bilme."

Siz ne yaparsanız yapın zukka yemek kaderinizde varsa kaba etlerinizi sağlam tutun o zukkayı yersiniz.

Bu zukkalar sadece evliliklerde olmaz. Alış verişlerde kendisini daha iyi gösterir. Bir anda tüm varlığınız elinizden gider, nasıl gittiğini anlayamazsınız. Bu da zukkanın diğer bir çeşididir.

Bir beklentim yok insanlardan. Beklemediğim zukkayı vurdular zaten . Noktayı cümlenin sonuna değil, tereddüt ettiğimiz yerde koyamadığımız için yaşamımız zukka yemekle geçti.

Hepinize sağlıklı, huzurlu, mutlu günler dilerim sevgili dost ve arkadaşlarım.