Değerli okuyucularımız, hepinize dua ve selamla yazıma başlıyorum.
Günümüz dünyasında hız, güç ve gençlik yüceltilirken; tecrübe, sabır ve hikmet çoğu zaman göz ardı edilmektedir. Sokaklarda, toplu taşımalarda, günlük hayatın en sade anlarında bile yaşlılarımızın yok sayıldığına, sözlerinin kesildiğine, varlıklarının bir yük gibi görüldüğüne şahit oluyoruz. Oysa bu tablo, sadece yaşlıların değil, bütün bir toplumun değer kaybının göstergesidir.
Yaşlılarımıza gereken saygının gösterilmediğine bizzat şahit olmam, vicdanımı derinden yaralamış; bu duruma kayıtsız kalmamam gerektiğini bana hatırlatmıştır. Toplumda bir hassasiyet oluşturmak, unutulan değerleri yeniden hatırlatmak ve bir vicdan çağrısı yapmak adına bu makaleyi kaleme alma ihtiyacı hissettim.
Yaşlılık; zayıflık değil, bir ömrün özetidir. Her kırışık, verilmiş bir mücadelenin; her yavaş adım, taşınmış bir sorumluluğun izidir. Bugün dinç olan bedenler, yarın aynı hassasiyeti taşıyacak; bugün yüksek sesle konuşanlar, yarın bir kelimeye muhtaç kalacaktır. Ne var ki insan, çoğu zaman başına gelmeden hakikati kavrayamaz.
İslam ahlakı, yaşlıya saygıyı imanın bir parçası olarak görür. Peygamber Efendimiz, küçüğe merhamet etmeyen ve büyüğe saygı göstermeyen kimselerin bu ahlaki duruşun dışında kaldığını ifade ederek, yaşlıya saygının sadece bir nezaket değil, bir aidiyet ve iman meselesi olduğunu açıkça ortaya koymuştur. Saygı; yalnızca ayağa kalkmak ya da yer vermek değil, dinlemek, anlamaya çalışmak ve incitmemektir.
Yine Peygamber Efendimiz, bir gencin yaşlı bir kimseye yaşından dolayı ikramda bulunması hâlinde, Allah’ın da o gencin yaşlandığında kendisine ikram edecek kimseler nasip edeceğini müjdelemiştir. Bu ilahi adalet, insanın bugün ektiğini yarın biçeceğini hatırlatır. Bugün gösterilen saygı, yarının emniyetidir. Yaşlıyı küçümseyen, aslında kendi geleceğini küçümsemektedir.
Unutulmamalıdır ki yaşlılar, bir toplumun hafızasıdır. Onlar savaşları, yoklukları, sabrı, kanaati ve paylaşmayı bilen nesillerdir. Onların sustuğu yerde tarih susar; onların dışlandığı yerde vicdan eksilir. Gücün değil hikmetin, hızın değil derinliğin kıymet gördüğü toplumlar ayakta kalır.
Bugün genç ve dinamik olanlara düşen görev şudur: Aynaya sadece bugünkü hâlinizle değil, yarınki hâlinizle de bakın. Bir gün siz de yavaşlayacak, bir gün siz de anlaşılmak isteyeceksiniz. O gün geldiğinde, bugün kurduğunuz dünyanın içinde yaşamak zorunda kalacaksınız.
Yaşlıya saygı; insanın kendine duyduğu saygının aynasıdır. Ve bu ayna kırıldığında, hiçbir toplum kendini bütün göremez.
Vesselam