Ar haya... Arsız,hayasız...
Arsızca,hayasızca
Utanmaz,utanmazlık...
Yüzsüz yüzsüzlük...
Başını utançla eğdi.
Kimsenin yüzüne bakamaz hale geldi...
Bu gibi ifadelere baktığımızda insan "rezil olursa", "arlanır utanırsa" insanlıktan henüz çıkmamıştır.
Yaptığından ettiğinden ya da sorumsuz,ilgisiz,duyarsız oluşundan utanmayanların olduğu yerde utanmak, bir haslet,bir erdemdir çünkü.
Peki niçin utanç duyarız? Toplumun,ahalinin ahlakına uymayan bir eylemi yaptığımızda toplum bizi kınar,dışlar,ayıplar değil mi?
Ama hangi topluluğun, hangi ahlakına göre yaşayacağız? Değerler her yerde,her dönemde aynı mıdır?Örneğin,mini etekli olmak,dekolte giyinmek, eskilerde ayıplanırdı.Kişinin (kadının) giyiminde aile, çevre,mahallenin yetişkinleri ( daha çok erkekleri) söz sahibi olurlar,kendi ahlak kurallarına başkaları da uysun isterler ( ama aynı kişiler birçok konuda toplumun ayıpladığını da gizli saklı ya da alenen yaparlar.)
Ercan Kesal, yaşadığı ilçede çocukluğunda tanık olduğu bir durumu anlatır bir yazısında.
Kahve işleten ilçe halkından biri,bir çocuğu suistimal etme suçuyla kahvesinden polislerce alınırken,kahvedeki ve etraftaki kişiler ,kahveciyi taşlar. Sonra suçlu cezasını çekip kahvesine döner.O gün kahveciyi taşlayan insanlar,o ahlaksızlık hiç olmamış gibi "ahlaksız kahveci"nin müşterisi olmaya devam eder.İlkesel olmayan ya da bireysel menfaate dayanan, tutarlı bir hayat felsefesi olmayan bir ahlak anlayışının geleneksel ve dıştan bir zorlamayla oluştuğunun, içselleşemediğinin güzel bir örneğidir Kesal'ın anlattığı olay.
Seyircisi olduğun kötülüklerden sen de utanmalısın.
Bir kötülüğü engellemek isterken bedel ödeyenler,hayatını kaybedenler vardır;kötülüğe engel olmanın bazen büyük riskleri de vardır.Senin için çok değerli olan hayatını bile ortaya koyarsın bir kıyımı,bir zalimliği durdurmak, engellemek için.Büyük bir erdemlik değil midir bu?
Ama toplumlar,topluluklar çoğu zaman zalimlere boyun eğerler,kötülüklere karşı olmazlar.Kötülüğe yol vermekle, kötülük yapmak arasındaki ayrım çok da büyük değildir aslında.
Ben kötülük yapmadım,ben insanları ezmedim,sömürmedim,hak yemedim demek,bizleri kurtarır mı acaba?
Savaşlara,işkencelere,insanların,hayvanların, hatta ağaçların kıyımına sessiz kalarak, görmüyormuş gibi iki gözümüzü ,duymuyormuş gibi iki kulağımızı kapatarak,vicdanlarınızı susturarak utançtan kaçabilir miyiz dersiniz?
Ahlak üzerine çok felsefi düşünce yürütülebilir.Aslolan toplum genel ahlakı değildir.İnsanların özgürce geliştirdiği erdemliliklerdir.Dinlerin,sınıfların,hiyarşinin,itaat kültürünün yerleştiği,
insanlar üzerinde baskı kuran tüm egemenlik ilişkilerinin geçerli olduğu toplumlarda kişilerin ahlaklı olması çok zordur.Komutların,buyrukların,tartışılamaz zihniyet ve kuralların olduğu yerde özgürlük de,ahlak da yoktur.