TOHUM VE VARLIK

Her tohum kendi özünü vermekle yükümlüdür. Tabi çürümez ve yeşerirse. Her toprağa düşen tohum yeşermez. Her biri farklıdır. Kimi çok su ister, kimi çok Güneş, kimi ilgi her biri farklıdır. Bazı tohumlar ise o kadar inatçıdır ki hiç olmadık iki taşın arasında fışkırı verir. Bildiğimiz bir gerçek var ki bir tohumdan haberdar isek ona kıymet vermeliyiz. Yeşertmek için. Yine varlığını bildiğimiz zararlı tohumu da kabul etmeliyiz. Zararlı tohumun varlığını kabul etmek yeşermesine en büyük engeldir. Bu cümle hatalı değildir. Tüm bu somut gerçekleri metaforik olarak kendimizde de bir okuması vardır. Her bir duygumuz tohumdur, içimizde her birini kabul etmeliyiz. Bu bir evlat yetiştirirken de gereklidir. Ayıp, yanlış, kötü gibi kavramlarla duygularını yaşamasını engellememek aslında kötü duyguların terbiyesini sağlar. Neden bu kadar haset, kıskançlık ve planlı kötülüğün çoğaldığını söyler olduk. Her şeyi o kadar nizamlı yaptığımızı düşünürken. Ġçimizde hasetlik var, kıskançlık var elbet fakat terbiyeyle zamanla ehlileşir ve azalır. Önce bize sonra başkasına zarar verme noktasında olmaz. Bazen çok fazla endişenin altını kazıyınca yoğun korku duygusu çıkabiliyor. Bazen de kıskançlığın altını kazdığımızda özgüven eksikliği çıkabilmektedir. Duygumuz, davranışımız olmadan önce tohumu bilmek gerek. Bu davranışımız hangi tohumun ürünü. Dünyadaki tüm canlılarla birlikte insanlık da bir mücadele ile varlığını devam ettirmişken içinde çok olumlu dediğimiz duyguları barındırmasının zor olduğunu kabul etmek bir mücadeledir. Biz kabulü bir çok alanda itaat olarak algılıyoruz. Burada hata ettik. Kabul etmek varsın demek. Var olanla mücadele yaşanır. Analiz edilir. Yalnızca bir kaç duygudan ibaret gibi davranıp insanları yalnızca iyi kötü olarak ayırmak toplumsal yaşama birlik ve beraberliğe ciddi tehdittir. Toplumsal kullanım alanlarının bu kadar arttığı bir noktada ikiye ayrılmış insan tipi asla mümkün değildir. Bu gerçek yaşamımızı kolaylaştıracaktır. Öyleymiş gibi olmak bizleri yorarken. Bir şekil seçmek zorunda kalıyoruz. Yürüyüşümüzden, duruşumuza, giyim kuşama hatta konuşurken seçtiğimiz sözcüklere kadar istediğimiz algıyı oluşturma çabası özünde içimizdeki tohumları yeşertmeme ve kabul etmemekten başka bir şey değildir. Her şey matematik deki gibi formüllerle açıklanamasa da bir formül bulunur çözüm istendiği taktirde.