Söz Değil, Eylem Zamanı

Değerli okuyucularımız,

Yıllardır dilimizden düşürmediğimiz kavramlar var: İnsanlık, mertlik, vicdan, merhamet, Müslümanlık, yardımlaşma…

Konuşurken hepimiz en doğru cümleleri kuruyoruz. Adaletten bahsediyoruz, kardeşlikten söz ediyoruz, paylaşmanın önemini anlatıyoruz. Ancak asıl soru şudur: Söylediklerimizi hayatımıza ne kadar yansıtabiliyoruz?

Yüce Allah Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyuruyor:

Ey iman edenler! Yapmayacağınız şeyi niçin söylüyorsunuz? Yapmayacağınız şeyi söylemeniz Allah katında büyük bir nefretle karşılanır. (Saff Suresi, 61:2-3)

İnsan, konuştuğu kadar değil; yaşadığı kadar inandırıcıdır. Vicdan, sadece dillerde dolaşan bir kelime değil, davranışlarla ortaya konulan bir değerdir. Yardımseverlik, alkış bekleyen bir gösteri değil; ihtiyaç sahibinin elinden sessizce tutabilmektir. Mertlik, güçlü görünmek değil; zor zamanda doğruluktan ayrılmamaktır.

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

Müslüman, insanların elinden ve dilinden emin olduğu kimsedir. (Buhârî, Îmân; Müslim, Îmân)

Bugün dünyanın dört bir yanında açlık, yoksulluk, savaş, yalnızlık ve çaresizlik yaşanırken, sadece güzel sözler söylemek hiçbir yarayı sarmaz. Paylaşılmayan ekmek, uzatılmayan el ve gösterilmeyen merhamet, vicdanımızda ağır bir sorumluluk olarak kalır.

Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

Komşusu açken tok yatan bizden değildir.

Bu söz, İslam'ın sosyal sorumluluk anlayışını güçlü biçimde ifade eden meşhur bir rivayettir ve Müslümanın çevresindeki insanların ihtiyaçlarına karşı duyarlı olması gerektiğini hatırlatır.

Din, sadece ibadetlerden ibaret değildir. Din; doğruluk, adalet, kul hakkına riayet etmek, komşusunu gözetmek, yetimin başını okşamak, ihtiyaç sahibine sahip çıkmak ve yaratılanı Yaradan'dan ötürü sevebilmektir. Bunlar hayatımızda yoksa, söylediğimiz sözlerin tek başına bir anlamı kalmaz.

Kur'an bize şu uyarıyı da yapmaktadır:

Asra yemin olsun ki, insan gerçekten ziyan içindedir. Ancak iman edip salih amel işleyenler, birbirlerine hakkı ve sabrı tavsiye edenler müstesna. (Asr Suresi)

Demek ki kurtuluş, sadece inanmakla değil; salih amellerle, yani doğru ve faydalı davranışlarla mümkündür.

Artık söz verme zamanı değil; sözünü tutma zamanıdır.

Artık başkalarından fedakârlık bekleme zamanı değil; önce kendimizi sorgulama zamanıdır.

Artık gösteriş için değil; Allah rızası için iyilik yapma zamanıdır.

Unutmayalım ki sadakanın en makbulü, gösterişten uzak, yalnızca Allah'ın rızasını gözeterek verilendir. İyiliğin değeri, büyüklüğünde değil; samimiyetindedir.

Gerçek zenginlik, sahip olduklarımız değil; paylaşabildiklerimizdir. Gerçek Müslümanlık ise sadece kimlikte yazan bir ifade değil, hayatın her anına yansıyan güzel ahlaktır.

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

İnsanların en hayırlısı, insanlara en faydalı olandır.

Gelin, birbirimizi yargılamak yerine birbirimize omuz verelim. Kırılan kalpleri onaralım, yetimin duasını alalım, yaşlıların elinden tutalım, ihtiyaç sahiplerini yalnız bırakmayalım. Çünkü bir gün malımız, makamımız ve unvanlarımız değil; yaptığımız iyilikler konuşacaktır.

Bugün, ertelediğimiz iyiliklerin ilk günü olsun.

Bugün, sözlerin değil; eylemlerin konuştuğu gün olsun.

Bugün, gerçek insanlığımızı, gerçek vicdanımızı ve inancımızı davranışlarımızla gösterme günü olsun.

Unutmayalım: İnsan, söyledikleriyle değil; yaşadığı değerlerle hatırlanır. Dünya, konuşanları değil; iz bırakanları hatırlar. Allah katında değerli olan ise, dillerimizden dökülen sözler değil; ihlasla yapılan salih amellerdir.

Vesselâm.